insana kendi yaşantısını, kültürünü, tarihini sevdiren, bilmek isteten yazar. aslında ne kadar da naif bir yaşama sahipmişiz dedirten, üstüne üstlük bu yaşam aslında özendiklerimizden ne kadar neşeli, ne kadar keyifli olduğunu hatırlatan yazar. ben 3 kitabını da okurken kendimden geçtim ve bir çok kez alınmasın ama küfrettim, böyle nasıl yazılır diyerek.
edit: 4. kitabını da bitirdim... aynı kendinden geçme hali devam ediyor...
ekimde çıkacak olan romanını beğenmeyip yırtan, yeniden yazmaya başlayan yazar. 1 yıl daha beklemek zorunda kaldık. gerekçesi ise, romanın çok fazla tarih kitabına benzediğiymiş. tarihi bişeyler yazmanın böyle olduğunu ve içerdiği bu tuzağa düştüğünü söylemiş.
osmanli tarihi cercevesinde agdali bir dille romanlarini yazar. her kitabi cok genis bir icerige sahiptir. ozellikle peripesileri ufak ayrintilarla birbirine baglamasi romanin tekduzeligini yokeder.
yarı tarihsel yarı fantastik romanlarını, biz genç kuşak anlamasın diye, olanağı olduğunca osmanlıca sözcükler kullanarak yazan; sözcük oyunları yapıp sözü uzatmayı yazarlık sanan; bütün bunlara karşın, kitapları, son derece ilgi çekici olan yazar.yine de belirtmeliyim ki osmanlıca yazıp genç kuşak okuyucuları kendinden uzaklaştırmak marifet sayılmaz.
akm'de pazar günleri büyük salonda gösterilen efrasiyab'ın hikayeleri'nin yazarı. gerçi oyunda kimi öyküler üstünkörü geçilmiş, hiç beklemediğim öyküler ise çok şık bir hale gelmiş. o yüzden kaybıyla, kazanımıyla güzel bir eserdir, uzun ihsan'ı görmeli deyüp gidilmeli, izlerken zevk alınmalı.
soylesisinden de anladıgımız uzere bu dunyaya eglenmeye gelmiş insan. ayrıca mercan dede'nin adını bulmasına vesile olmus yazar.(sufi dreams'in kayıtları esnasında ihsan oktay anar'ın bir kitabını okuyormuş ilıcalı. orada mercan dede diye bir karakter çıkmış birdenbire, ilıcalı gibi bir çok işle uğraşan, havaî bir tip. "o bana çok uydu. ...)
bir roman nasil olmali sorusunun cevabini "puslu kitalar atlasi"yla veren, ilerde eserlerini irlanda da yayinevi kurup basmayi dusundugum, tanidigim en iyi yazarlardan birisi. yok degistiriyorum sanirim en iyisi.
osmanlıcayı günümüz dili ile çok iyi harmanlayan ve çoğu zaman beni gülme krizlerinden keyecan dalgalarına sürükleyen, hayal gücü deryalar kadar geniş, tanışmak için can attığım izmirli üstün yazar.
tiyatro sevmeyen ben'i , tiyatroya goturtup efrasiyab hikayeleri gibi guzel bir calismanin nasil berbat bir sekilde tiyatroya uyarlanamayacigini dehset icinde izlememe sebep olan, ve diger kitaplarini, fol derigisinde cikan yazilarini, okumaktan buyuk zevk aldigim eli, etegi opulesi yazar.
her sayfasını "süper yav" "oha" nidalarıyla okutup her gün bir kitabını bitirttiren, buna rağmen şu ana kadar sadece 3 kitap yayınlamış olan şahane insan, yüce yazar, uzun ihsan...
"...dusunuyorum, o halde ben varim.dusunen bir adami dusunuyorum ve onun, kendisinin dusundugunu bildigini dusluyorum. bu adam dusunuyor olmasindan varoldugu sonucunu cikariyor. ve ben, onun cikariminin dogru oldugunu biliyorum. cunku o benim dusum..." ege universitesi edebiyat fakültesi 3. kat felsefe bolumunde odasi olan ve surekli yazsin istedigim, yakisikli ogretim uyesi yazar.
kitabını okumaya ara verdigimde veya bitirdigimde, guzel bir ruyadan uyanmısım hissi uyandıran, asmıs yazar. izmir de, bostanlı da oturuyormus. gormeyi cok isterim, acaba gercekten hayalimdeki uzun hasan a benziyor mu diye.