cenk taner'in ilk solo albümünün isim parçası. sıcağı bunaltan, suları akmayan, yolları tuzaklı bir şehrin umudunu yitirmiş şairinden bir başka yalnızlık hikayesi:
izin vermedi yalnızlık. bir canım var zaten, bilmem kaç sıkımlık. vapurlar kalktı iskelelerden ben seni düşündüm, zaten bunaltıyordu nem.
umutsuzluk yasak! ikinci bir emre kadar. üç gündür sular yok, sakalım keyfe keder. sıvılar atıldı bedenlerden, ben seni düşündüm, zaten tutmuyor fren, delirdik bazen, sırf bu yüzden dönemem.
başladık beraber geriye sayımlara uyarılmıştık zaten, boş laflara karşı karşıya durunca gördük ki sonunda konuşmamak gerek aynı anda.
anlatmaya çalıştım, yarın çok uzak. zor geçtim yollardan, etraf dolu tuzak. ne hayaller kırıldı gözlerden ırak, ben seni düşündüm, zaten çok vakit alır dünyaya dönmem, sırf bu yüzden dönemem.
ahmet'i hiç görmedim, evlenmiş duydum. hayır, öbür kızla hani öğretmen olan –oldu ekildi sinirler, biçildi tütünler hoş gelindi, hoş gidildi.
yerde renkli dergiler, satın alınmış düşler, iki sayfa yer tutmuş sekste fanteziler. videolar, si-di*ler, dev ekran ti-viler. unutmak ceza oldu, dokunmak günah oldu zaten.
2000 yılının -yanılmıyorsam- sonbaharında yayımlanan bir cenk taner albümü, ilk ve şimdilik tek. hayat için bir "soundtrack" yazmış cenk taner. "n'aber, nasıl gidiyor?" sorusuyla başlayıp "iyidir, iyi..." cevabıyla bitmesi de albümün hayatla olan ilişkisini nefis bir şekilde ifade ediyor.
insanın damağında şarap gibi bir hüzün tortusu bırakan; boğazında bir şeyler düğümlendiğini hissettiren;öylece kalakalmasına neden olan; tüm kırılganlığıyla ve çıplaklığıyla sana şarkılarını söyleyen o adamın, oturup konuşsan seni çok iyi anlayacağını bildiğini hissettiren ve dinlemekten hiç bıkılmayan albüm...
mevsim di$i yagmurlarin yagdigi, bogazi iki koluyla kucaklayan bir kentin ak$am ustunde, $arap - sigara - beyaz peynir e$liginde ama kesinlikle yalniz ba$ina dinlendiginde tadi daha bir doyulmaz olan bir cenk taner solo albumu. vokal ve gitarlarin aralarinda, $arabin yaninda giden beyaz peynir misali yerle$tirilen cello ve keman nefaset yaki$mi$. $arki sozlerinin aralarina serpi$tirilmi$ futbol jargonu ve terimleriyle bir kez daha anla$iliyor ki hayat fena halde futbola benzer.
çok hafifmiş gibi duran ama çok ağır olan albüm. bir kez dinlemeye başladıysanız artık kaçamazsınız. çok masum duracak önce, sonra siz aradan kelimeleri çıkarıp uzaklara dalmaya başlayacaksınız, en sonunda albümün kapağı bile sizi ezecek. ve inatla ve inatla dinleyeceksiniz. her şey çok güzel olacak.
işinden evine dönmüş, loş bir salonda oturuyor,sigarasını parmak arasına sıkıştırmış, arkasına yaslanıp gitarını tıngırdatıyor, bir yandan da durmuyor söylüyor.
bu albüm bir kent albümü. kentin tüm ifrazatı üzerine bulaşmış bir adamın isyansız bir ağıtı. yalın. yalın olduğu için de güzel. 'ortalardan bir bilet' istiyor, bir kaçış düşünüyor ama o kadar, sadece düşünüyor.