oyun teorisi* ni yaptığı katkılarla bugün bulunduğu yere getiren, ancak paranoid şizofren olduktan sonraki 25 yıl boyunca hayatını uzaylıların gönderdiğini söylediği gizli mesajları bulmaya adayan, sonunda iyileşen ve 1994'de nobel ödülü kazanan bilim adamı.
hayatını anlatan a beautiful mind adlı film yakında gösterime girecek.
1949 yılında yazdığı makale, 45 yıl sonra kendisine ekonomi dalında nobel ödülü verilmesini sağlamıştır. dünyanın en yetenekli matematikçilerinden biri olarak tanınırken, 1958 yılında akli dengesini yitirmiş, ve hayattan büyük ölçüde kopmuştur. şizofreniden, ancak 1990'lı yıllarda kısmen kurtulmuştur.
nash, 1928’de abd’nin batı virginia eyaletinin bluefield kentinde dünyaya geldi. mutlu bir ailesi vardı. çocukken kimya ve matematik, sevdiği konular arasındaydı. 1945 yılında kimya mühendisi olmak hayaliyle carnagie mellon (o yıllardaki ismiyle, yalnızca carnagie) üniversitesine girdi. bir süre sonra matematiğe duyduğu ilgi ağır basınca, vektörel cebir ve görecelik kuramı üzerine dersler almaya başladı. 1948 yılında matematik dalında lisans ve lisansüstü derecelerini tamamlayarak, akademik kariyerini sürdürmek amacıyla princeton’a geçti.
1949 yılında doktora öğrencisiyken yazdığı bir makale, kendisine 45 yıl sonra ekonomi dalında nobel ödülü kazandıracaktı. çünü "insanın doğası"na dair birçok şeyi daha iyi anlamamızı sağlayacak orijinal bir fikir vardı nash’in makalesinde. ve bir yandan da, adam smith’in ekonomi teorisindeki eksik bir noktayı açıklıyordu:
"bir grubun en yüksek performansı için, üyelerinin her birinin kendi başarıları için ellerinden gelenin en iyisini yapmaları gerekir" biçimindeki teoriyi, "…, üyelerinin her birinin kendi başarıları için ve ayrıca da grubun toplam başarısı için ellerinden gelenin en iyisini yapmaları gerekir" biçiminde ifade ederek, hayatı boyunca üzerinde çalışacağı "oyun teorisi"ni ilk kez ifade etti...
nash doktorasını aldıktan sonra, massachusetts institute of technology’de ders vermeye başladı. 1957’de mit’teki öğrencilerinden alicia larde ile evlendi. daha sonraki yillar boyunca nash, bir yandan peşini hiç bırakmayan psikiyatrik bir rahatsızlıkla savaşırken, bir yandan da matematik araştırmalarını sürdürdü. bugün hala çalıştığı üniversiteye yürüyerek gidip geliyor...
filme dahil edlmeyen o diğer arıntılardan biri de, joh nash'in eşcinsel olduğuna dair iddialardır; lakin kendisi tuvalette bir erkekle yakalanmış geçmişte...
bu adamın nobel ödülü aldığı oyun teorisi diye bilinen teori, hiçbir hesaplama içermeyip sadece 1 sayfalık bir anlatım ve tanım içermektedir. bu kağıdı elimize aldığımızda bakar bakar dururuz, vay anasını der, başka da bişi yapamayız.
su an bulundugum labda hemen benimkinin yanindaki bilgisayarda excel dosyalarina filan bakan, email filan okuyan kendi halinde bir kisilikmis. ben hep yari-tanri filan bi insan zannederdim. russell crowela da uzaktan yakindan alakali bir tipi olmadigini da magazin haberi olarak gecip kendi isime gucume doneyim hemen.
akıl oyunları(a beautiful mind) filmine ilham kaynağı olan nobel ödüllü abd’li matematikçi. eşi ile birlikte istanbul'a teşrif etmiş biridir ayrıca. nash ve eşini, atatürk havalimanıvip salonu’nda, işadamı ali rıza bozkurt karşılamış. burada yaptığı açıklamada, tarihe büyük hayranlık duyduğunu belirten john nash, çocukluğundan beri görmek istediği istanbul’un tarihi ve turistik yerlerini gezeceğini söylemiş. (24 eylül 2003 tarihli ntvmsnbc haberi)
filmden sonra meshur olmustur,insanlarda kendisini cok sevmiştir ama beni cıldırtır bu sevgi cunku gozumde megaloman adamın tekidir.zaten bi roportajını okudum o donemler dunyayı degistirebilcemi sanan biriydim diyo.bi kere gordugu hayaller hep ustun bi insanın yapabilcegi yada nash adamım senin eline dustuk bunu cozsen cozsen sen cozersin cunku sen supersin ve sana ihtiyacımız var tipinde.filmde amerika'yı kurtarmaya kasan biri olsada gercek hayatta uzaylıların gazeteyle kendisine mesaj yolladıgını iddia etmistir.filmdeki diger iki hayalse zaten asosyal bi insanın ihtiyac duyacagı hayaller,gercek hayattada cogu kisi sevmezmis kendisini.asosyallik,degerimi bilmiyolar hissi,megalomanlık,yaptıgı herseyi bilim icin diyilde kendini ispatlamak ve ne kadar ustun bi insan oldugunu gostermek için yapmak kendisini sizofren yapmıstır bence ve hayalleride kendini tatmin etmeye ve mutlu olmasına yoneliktir.
oyun ve strateji dersini tam da a beautiful mind vizyona girdiği dönem almıştım, sınıfta hoca nash denklemlerini anlatmaya başladığında millet sevindirik olmuştu. hoca john nash dedikçe herkes "tamam ya gerek yok ayrıntıya, bilioz herhalde bu adamın otunu bokunu; dalgası olan kızı da bilioz, barda teorinin temelini nası attığını da" modunda bilmiş bilmiş sırıtmıştı. yaşasın! derste işleyeceğimiz teorinin sahibi bizim kankimiz çıkmıştı..
arkadaşlarına ve ailesine karşı olan davranışlarının tememlinde içinde bulunduğu şizofreninin payı olan, geçirdiği ağır şizofren ve dönemin etkileri tam bilinmeyen tedavilerine rağmen ( türlü çeşitli şok tedavileri vs. ) yaratıclığını korumayı başarmış, ağır şizofren olduğu dönemlerde bile sırf kendini ispat amacıyla bile olsa dikkat çekici makaleler yayınlamış, eşcinsel eğiliminin nedeni ve hatta alicia gibi bir kızla evlenmesinin amacı bile içinde bulunduğu şizofrene bağlı kendini ispat olan dahi adam. hayatını daha yakından tanımak için filmi değil kitabı tavsiye olunur.
yardımlaşmalı(cooperative) ve yardımlaşmasız(noncooperative) oyunlar için geliştirdiği matematiksel çözümüyle oyun kuramına büyük yenilikler getirmiş olan bilim adamı.