40 yaşından sonra kör olup akabinde ingiliz edebiyatının baş yapıtlarından biri olan paradise lost'u bulan sofu. sen o satten sonra hiç üşenme, gece deme gündüz deme uyandır kızlarını uykularının en güzel yerlerinden allahtı şeytandı yok ademdi havvaydı.. sebatlı insanmış. bir rivayete göre mum ışığında okuyup-yazmaktan kaybetmiş gözlerini.
korlugunun sebebı gozlerının ısyanı nedenıyle cezalandırılmak amacıyla oyulmush olmasıdır. yanlız yashadıgı ve yazdıgı sıırın 70 ıla 150 mısraya kadar ezberınde tutup ara sıra zıyarete gelenlere rıca edıp kalem kagıda dokturdugu boylece paradise lost ve paradise regained i bitirdigi soylenır. kı bunlar enteresan inancsal soylevlerı olan ıkı destandır.
kutsal kitaplardaki adem ve havva sorununu "paradise lost" hamlesiyle en iyi yorumladigini düsündügüm ingiliz sair. 17. yy ingiliz edebiyati dersini 3 yil boyunca sallamayip sonrasinda okudugumda konuya baliklama daldigim edebiyat adami. hatta "paradise lost" hakkinda tez yazmaya kalktigim ve bölüm sorumlusu hocalarin ingiliz edebiyati hakkinda tez yazamayacagimi (ne saçma) belirttikleri britanyali fikir zikir adami. bi de bu hocalarin dünya üzerindeki çesitli memleketlerde yasayan edebiyat elestirmeni olan diger versiyonlari milton'i satanist olarak nitelendirirler. heyhat; tanri bu iki insanciga güzel bir oyun etmistir, seytan nam akil fikir küpü de rolünü pek güzel oynamistir. ha, oyun niyedir? eh bu mevzu açildikça açilir, yazildikça yazilir. bu noktada susmak elzemdir. evet..
karl marx'in ünlü üretmeyen işcilik (abstract labour) örneğine konu olmus paradise lost'un yazari. marx bu göndermeyi hem alman ideolojisi'nde hem de kapital de yapar. marx'a göre milton'un bu ürünü bir ticari ürün (mal) degildir. milton'ın paradise lost'u yazmasi, ipekböceginin ipek yapmasi gibi birseydir. madde kullanarak ürün üretmek degildir. milton'un bir üretici olabilmesi icin, bu eserini saat basi calismasi, paradise lost'u üretirken her sayfada esere yeni bir deger olusturmasi, ve bunu fabrikavari bir ortamda, mekanik bir düzende yapmasi gerekmektedir, ve yaptigi sey kafasindakileri yazmak degil, yeni bir sey uretmek olmalidir. marx'in bu örnegi hem cok degerli, hem de cok spekülatiftir.
kesinlikle ingiliz edebiyati'nin en buyuk bes sairinden bir tanesi olarak kabul edebilecegimiz john milton, londra'da dogup, ogrenimini orada tamamladi.
bir muzisyenin ogluydu. babasi da, en az kendisi kadar ilgincti. babasinin da adi john milton'du ve aslen oxfordville'li bir ailenin cocuguydu. babasinin babasi (dedesi), kati bir katolik lord'un yaninda yeoman olarak gorev yapmaktaydi. ancak kendisi, protestanliga gecince, aile tarafindan dislanip londra'ya yerlesmek zorunda kaldi.
"st. paul's school" isimli bir okulda okuyan milton, bir sekilde cambridge'a girmeyi basardi ve christs college'da okumaya basladi. 1629 yilinda ba'sini yapan milton, 1632 yilinda da ma'sini yapti.
daha cok teoloji uzerine okuyan milton, daha o donemlerde latince, italyanca ve ingilizce siirler yazmaya baslamisti kendi capinda.
mezun olduktan hemen sonra babasinin yanina dondu ve onunlan birlikte avrupa'nin onemli bilim dillerine merak sardi. yunanca, latince ve italyanca ogrenen milton, teoloji uzerine de yeni calismalar yapti. teoloji calismalarini ise daha cok eski kesis, papaz ve diger din adamlari uzerine tamamlayip, bir yigin bilgi edindi. ayni zamanda bu yillarda, siir olayina daha da bir merak sardi ve bu alanda kendini gelistirmeyi bildi. 1634'de dramatik bir masque comus yaratti ancak hicbir zaman kendi ismi ile bu eser yayinlanmadi. 1637'de ise anonim olarak yayinlamak zorunda kaldi.
iste bu tur baskilar kendisinde yer etmis olacak ki, kendisi daha sonralari areopagitica'yi yazmistir.
neyse. yine ayni seneye dayanan lycidas'ini yayinlayan milton, kritik cevreler tarafindan cok buyuk bir yetenek olarak adlandirilmaya baslandi. bu kitabinda, eski bir okul arkadasi olan edward king'in olumu uzerine duydugu uzuntuyu dile getiren milton, yazarlik kariyerine cok buyuk bir adim atmis oldu.
tabii ayni zamanda lycidas adli eseri, milton'un ne kadar koyu bir hristiyan oldugunu da gozler onune serdi. ozellikle eserin sonlarina dogru, bu ozelligini daha da aciga cikarmistir kendisi.
lycidas'in bitiminden sonra milton, siir calismalarina biraz ara verdi, ve gelecek 20 sene icerisinde kendini daha cok guncel politik olaylar hakkinda yazmaya adadi.
1637-1639 tarihleri arasinda avrupa'yi gezen (daha cok italya'yi gezmistir) milton, donusunde, hemen dikkatini ogretmenlige yogunlastirdi, ardindan da ingiliz ic savasi'nin baslamasi nedeniyle de politik konulara yogunlastirdi.
1644 yilinda ise areopagitica'yi yazdi; basin ozgurlugunu savunmak icin...
milton, 1640 ortalarinda yavas yavas gorme yetenegini yitirmeye basladigini anladi. 1651 yilinda ise tamamiylen kor oldu.
ve beklenen oldu, kral charles i, idam edildi. oliver cromwell'in gelistirdigi commonwealth hukumetinde, latince sekreteri olarak gorev almaya basladi. bu gorevini cok severek yapmaya basladi, cunku zaten cromwell'in ve ireton'un en cok sevdigi adamlardan biriydi. hatta hep genelde onlari korumak icin bir suru yazi yazmis, ozellikle de presbitarianlara karsi cikmistir.
iste bu donemlerinde daha cok politik yazilara yine agirlik vermeye baslamistir. monarsi yeniden yapilandirildiginda ise, milton tutuklanmis, para cezasina carptirilmis ve kefalet ile serbest birakilmistir.
iste, tam bunun ardindan milton, herhalde yazmis oldugu en unlu eserini yazmaya basladi.
1642 baslarinda yazmaya baslamis olsa bile, 1663 yilinda bitirebildigi paradise lost, seytan'in adem ve havva'yi cennet'den kovdurmak icin planlar yapmasini ve seytan'in cennet'den kovulmasini anlatmaktaydi.
ancak bu eseri ile milton, seytan'in fazlasiyla bir kahraman olarak resmedildigi gerekcesiyle hep elestiri oklarina maruz kaldi. ancak bizler, yani tarihi sevenler, biliriz ki, paradise lost'u iyicene bir inceledikten sonra gorulecektir ki, seytan'in karizmasi, kitabin sonlarina dogru hep ayni kalmakta, ancak iyilik citasi surekli dusmektedir.
iste bu kitap yaklasik 12 farkli kitaptan olusmaktaydi.
ancak milton, paradise lost'a bir ikinci olarak paradise regained uzerinde calismaya basladi. bu daha kisa olan calisma, daha cok isa uzerineydi. adem ve havva tarafindan kaybedilen cennet, bu kitaba gore isa tarafindan kismen de olsa geri kazanilmisti.
gerek peter ramus'a karsi yazmis oldugu yazilar olsun, gerek "ingiliz tarihi" uzerine yazmis oldugu yazilar olsun, gerekse diger calismalari olsun, daha 1674 senesine kadar bircok sey yazmistir.
ancak 1674 senesinde hayata gozlerini yummustur. "st. giles church" yakinlarinda (cripplegate / londra) bulunan babasinin mezarinin hemen yanina gomulmustur.
hürmüz'le hind'in zenginliğini gölgede bırakan, ya da görkemli doğu'nun cömert eliyle krallarına yaban inciler ve altınlar yağdırdığı bir ülkede, o korkunç mevkiye kendi çabasıyla yükseldiği o yüce tahtına tantanayla kurulmuş oturuyordu. şeytan. ve can havliyle, umudunun da ötesinde yükseldiği bu yerde, cennete karşı açtığı boşuna bir savaşı sürdürüyordu bıkıp usanmadan, ve olanlardan ders almayan mağrur hayal gücü şöyle dile getiriyordu aklından geçenleri:
-"ey göğün tanrıları, hükmedenler, hükmedilenler! ezilmiş ve kovulmuş olsam da hiç bir derinlik tutamayacağına göre boşluğunda ölümsüz canlılığı, cenneti yitirmiş saymıyorum kendimi: düştüğü yerden yükselerek belirecek göksel erdemler, daha görkemli ve daha ürkütücü herhangi bir düşüşten, ikinci bir yazgıdan korkmamanın güvenliği içinde." (yitirilmiş cennet'ten) (bkz: paradise lost) (1658-1665), 2. kitap
her ne kadar john milton paradise lost'u "insanlara tanrı'nın yolunun doğruluğunu göstermek" için yazdığını iddia ettiyse de bu şiiri , onun homeros'u , virgiliusu ve danteyi geçme çabası olarak, ya da aklı başında bir protestanın debdebeli ingiliz kilisesine karşı çığlığı olarak, ya da içerik olarak üslupta bir alıştırma olarak (sonuç olarak hepsinde bir kibir söz konusu...) yorumlanabilir.
shakespeare'den sonraki en ünlü ingiliz şairi olan john milton, spenser'ın geniş topraklarla yetindiği yere, bu dünyaya bir daha mı gelecez anasını satayım bir tavırla, yaldızlı, yüksek, koca bir yapı inşa etmiştir.
milton'u okurken şu üç şeyi aklımızda tutmamız gerekir:
1-hala rönesans'tayızdır, yani yunanlılar ve romalıları onların kendi oyunlarında yenmeye çalışırken bile, insanın kim olduğu konusunda biraz daha açıklık getirmeye çalıştığı bir dönemdeyizdir.
2-burada esas önemli olan ilahiyat değil palan, eylem, ve sonuçtur.
3-milton'ın şeytan'ının, milton'un tanrı'sından çok daha ilginç olduğunu düşünen tek kişi siz değilsinizdir.
eğer paradise lost'u okumaya zamanınız yoksa boşverin. onun yerine "lycidas"'ı, milton'ın bir denizci arkadaşının ölümü üzerine yazdığı bir ısırımlık ağıtı, tatlı ve içten, ama yine de ondan beklediğiniz şiirsel inançla dolu bu şiiri mutlaka okuyun...
gözlerinin âmâ olmasından sonra yeni bir evlilik yapmı$.. kendini ziyaret eden bir dostu, $aire yeni hanımının nazik ve bir gül kadar güzel oldugunu söylemi$.. milton: — haklısınız, demi$, her ne kadar gülü görmüyorsam da dikenlerini hissediyorum..