yüzyılın belki de tüm dünyadaki en büyük eğitim reformu. usta-çırak ilişkisi ile oluşturulan bir zanaat eğitimi yanında 1930'larda bütün ülkelerde ancak üniversitelerde okutulan yazarları, lisedeki çocuklara öğretebilen bir teorik eğitim. köy çocuklarına bu derece iyi eğitim vermekle hem toprak reformunun hem de eğitim reformunun bir arada yapılmasının en önemli adımı olan bu okullara adnan menderes yönetimi son vermiştir
köy enstitülerinden çıkan gençler tekrar köylerine dönüp herşeyi bilen adam olurlar.. en az bir enstrüman çalarlar; marangozluktan, inşaattan, tarımdan, edebiyattan, bilimden, bölgesine göre denizcilikten, seracılıktan, kümesçilikten, meracılıktan anlarlar.
türkiye'de yeni bir nesil yetiştirebilmek için atılan ilk adım...sanayi devriminin temeli uzmanlaşma olsa da unutulmaması gereken nokta ilk adımda herkes herşeyi biraz bileceği; uzmanlaşmanın ise daha sonra başlayabileceğidir...ancak menderes'in (oğlunu da sevmem) ve sonrasında demirel'in müthiş becerileri ile toplumun hafızasından dahi silindiler.
sagduyulu, sanati bilen, akli ba$inda, ozgurlukcu, vatan sevgisiyle dolu ilerici gencler yeti$tiren kurumlardi. gogol piyeslerinin oynandigi, merdivenlerinde kemanlarin calindigi, shakespeare eserlerinin duvarlarinda yankilandigi egitim yuvalariydi...
koy enstituleri yoluyla sinif ayriliklari egitim yoluyla ortadan kaldirilacakti. koylerde vasifli insanlar yeti$ecek, uretim artacak, koylu milletin efendisi olarak kalacakti.
cumhuriyet devrimlerinin en buyuk zaferlerinden biri olan koy enstitulerini, akillara durgunluk veren cahilligiyle menderes yonetimi yok etmi$tir.. "komunist yeti$tiriyor, turk du$mani yeti$tiriyor" gibi hicbir gerceklik payi ta$imayan, tarti$ilmasi bile soz konusu olamayacak gerekceler ortaya atarak bu buyuk egitim seferberligini, bu buyuk devrimi kendilerince yok etmeyi ba$armi$lardir.
ve kapatili$in ardindan fethi tevetoglu, engin ardic gibi kimseler, enstitulere agza alinmayacak suclamalar getirmi$lerdir. bir donem, star televizyonunun seviyesiz haber bulteninden sonra cikip yorum yapmi$ligi da olan engin ardic $oyle diyor:
"‘enstitüler komünist yuvasıdır’. bre ne komünisti, nerede o duzey? enstitüler bal gibi kelek karpuz sergisi. gazi egitim taponlarıyla ismail hakki tonguc hayrani tifillarin yonetiminde kel, uyuz, sıtmalı, bagirsak solucanlı koylu cocuklari.”
karalamak, unutturmak, yok etmek isteyen gerici guclerin kar$isinda anitla$mi$ olan koy enstitusu, cumhuriyet kitabinin asla silinemeyecek $erefli bir sayfasidir.
türkiye tarihinde gerçekleştirilmiş en kusursuz, en umut veren eğitim projesi.
köy enstitüleri, milli eğitim bakanlığı verilerine göre, 1946'ya kadar köylerdeki öğretmen açığını kapatan 16.400 kadın ve erkek öğretmen ile 7300 sağlık memuru ve 8756 eğitmen yetiştirmiştir. mehmet başaran, talip apaydın, fakir baykurt ve mahmut makal gibi pek çok yazar ve aydın köy enstitüsü mezunudur.
orhan veli'nin ağzından (aşık veysel'in de saz öğretmenliği yaptığı arifiye köy enstitüsü) bu efsane okullara bir selam uçuralım:
arifiye! şoför durdu, enstitü mektebi, dedi. süleyman edip bey müdürün adı. bir yol da burada duralım; ellerinde nasır, yüzlerinde nur, yarına ümitle yürüyenlere bir selam uçuralım.
köylerdeki ağaların da köy enstütülerinin kapatılmasında payı büyüktür.bunun nedeni ise eğitilen, bir başka deyişle gözü açılan insanın kölelik düzenine karşı çıkacak olmasıdır.bu durum ağaların işine gelmeyeceğinden, köy enstütülerianarşist - gomünist yetiştirir, vatan hainliğidir bok püsür diyerek, ipe sapa eziyet kılıflar bularak, geleceğin canına ot tıkamışlardır.
köy enstitülerinin işleyişi ve projesi hakikaten etkileyici ve ihtişamlıdır işin özünde, sabah okuma saati bulunan öğleye kadar bilindik okul derslerini gören öğleden sonra tarlaya inip kendi yiyecekleri sebzeyi tahılı yetiştiren yeri geldiğinde okul inşa edebilen (bkz: hasanoğlan) köy çocuklarını yetiştirmiştir ancak esas problem köy enstitüleri ülkedeki en iyi eğitimi verdiği çocukları köyde tutamamış bu elit tabakayı elinden kaçırmış ve bir süre sonra mezunların okullarından yabancılaşması gerçekleşmiştir. yeniden diriltilse bir heyecan yaratır mı...
türkiye'nin cumhuriyet tarihinde yakaladığı ender fırsatlardan biridir çağdaşlaşmak ve makus türk kaderinden kurtulabilmek için. her zamanki gibi, türkiye'de güzellik adına yapılmış her şeye olan olmuştur ve boş nedenlerle tasfiye edilmiştir. bir toplumun gelişebilmesi için tek çare olan eğitimin beline ağır bir darbe vurulabilmiştir böylece. ve böylece bilinçsiz ve gerikafalı bir toplum yaşatmaya ve yaratmaya devam etmişizdir. askeri darbeler yaşamış, değerlerimizi yok etmiş, ahlaksız, güçsüz, adaletsiz bir ülke haline gelmişizdir bi güzel. ama kominist olmaktan da kurtulmuşuzdur. önemlidir bu. of.
(dikakana bey, 16.07.2002 13:12 ~ 17.07.2002 21:19)
şair can yücel'in babası milli eğitim eski bakanı hasan ali yücel'in önderliğinde kurulmuş, uygulama ağırlıklı eğitim modeli. bu uygulama daha sonra muhafazakarların "köy enstitüleri komünizm yuvasıdır" söylemleriyle milli şef ismet inönü'yü sıkıştırmaları dolayısıyle kapatılmıştır. bu oaly hasan ali yücel ile inönü'nün arasının açılmasına neden olmuş. inönün'ün muhafazakar milletvekillerinin baskısına ödün vermesi parti içinde tepkiyle karşılanmıştır. devam etmesi halinde türkiye'de ara eleman'a gereksinim kalmayacağı bölece bugün tartışılan herkesin üniversite mezunu olması şart mıdır sorusunu ortadan kaldırabileceği yüksek olasılık taşımaktadır.
mezunlarinin koye geri donup agaya karsi orgutlenmesi,carpik duzene karsi cikmasi ve bilincli koyluler olusturmaya calismalari,icinde bulunulan durum ve bu gercegin sahsiyetlerince hazmedilememis,hatta ve hatta korku ve endise icinde ne yapacaklarini bilmeden kopekler gibi aceleyle isi kokunden bitirmeye calisip*,bizi* aydinlanmanin esiginden,bilinclenmenin yuceliginden alikoymuslardir.
kapatılmalarında söylenenler yapılanlarla, mezunlarına çektirilenlerle sağ iktidarların en büyük ayıpları olarak anıtlaşan uygarlık yuvaları. ha bu gün bu düzeyde geçersiz bir kurumdur, ama o zamanın köylüsününün ne halde olduğunu bilmek isteyen yaşar kemal'in romanlarını okusun. özellikle bu diyar baştan başa adlı gezi yazılarını. öyle insanın umudu enstitüdür. ama enstitülüyü görmüş insan artık şıhın önünde diz çöküp el etek öpmez, ağanın önünde el bağlayıp boynu bükük dikilmez. bu yüzden mustafa kemal'in bizi şerlerine karşı uyardığı şeyhler, dervişler, müritler, sonra paragöz ağalar, toprak sahipleri, işlerine gelmeyen, köleleri olmuş köylüyü ellerinden alacak, özgür kılacak bu sistemden çok korktular. aşiret düzeninden, cemaat düzeninden oy uman dp'deki yardakçılarının oluşturduğu baskı ile ve evet, maalesef inönü yönetiminin dirayetsizliği ile, karalama kampanyalarıyla bu güzelliği sildiler. arkasından bize, atatürk için söylediğimiz bir lafı bu okulların kurucuları için de söylemek kaldı: "sen bu halka fazlaydın ismail hakkı tonguç, sen bu millete fazlaydın hasan ali yücel!"