ttnet
 

kaan arslanoğlu *


orijinal ekşi sözlük görünümüne dönmek isteyenler için tarkan'dan geliyor:
başlık içinde ara
 fb  ie8  ws 
no kitty!
  1. en sevdigim turk romanlarindan devrimciler'in genc yazari.
    aslen bir psikolog, fakat cok iyi roman yaziyor.
    romanlari:
    devrimciler
    kimlik
    kisilikler
    cagrisiz hayalim
    oteki kayıp
    denemesi:
    yanilmanin gercekligi
    (gimeno, 31.07.1999)
  2. aslen bir psikiyatrist. on iki eylül sonrası kapana kısılmış insanlar, onların açılımları, bunalımları, mesleki deformasyona uğramış insanlar tarzı popüler konuları işler. fethi naci'nin yere göğe koyamadığı bir yazardır. nietzsche düşkünü bir yazar olduğunu da habire üst-insan'dan bahsetmesinden çıkarıyorum. diyalektik gerçekçilik denen şeyi uyguladığı söylenir edebiyatın kurmayları tarafından.
    (velouria, 11.01.2002 18:12)
  3. cem mumcu ve levent mete gibi psikiyatrist-yazar ekolunun ilk temsilcisi.
    (ibowan, 22.11.2003 00:59 ~ 01:00)
  4. tanımış olmakla büyük bir ayrıcalık elde etmiş olduğum, yardımsever, yönlendirici, eğitici psikiyatrist yazar. kitabımdaki * sunuşu harika yazarlığının küçük bir kanıtı.
    (whatever, 26.05.2004 21:37)
  5. (bkz: futbolun psikiyatrisi)
    (ama arkadaslar iyidir, 07.04.2005 15:09)
  6. artık akşam gazetesinde akıl oyunları adlı köşesinde futbol üzerine döktüren kıymetli insan.
    (itchy ve scratchy tom ve jerryi dover, 13.12.2005 20:29)
  7. akşam gazetesi'nde yayınlanan yazılarından anlaşıldığına göre sözlüğü takip eden yazar.
    (antropolog, 03.02.2006 20:27)
  8. memleketimden karakter manzaraları'nın yazarı, eski psikiyatrist, artık tam zamanlı yazar. kendisi bence bu ülkenin en çaplı, en bilgili düşünce adamlardan biridir ve fakat görünen o ki lafını sakınmadığından dolayı dışlanmıştır bazı çevrelerden. orwell'e olanlara baktığımda hissettiğime benzer bir hüzün duyarım bundan dolayı, fikirsel anlamda açıksözlülüğün, kimseyi kayırmadan, hiçbir çevreye ait olmaya çalışmadan bildiğini söylemenin bedelini ikisi de farklı şekillerde ödemek zorunda kalmışlar ne yazık ki, birinin eserlerini karşıt görüştekiler bayrak yapıp sol düşünceye saldırmak için kullanmış, diğeri ise sol kesimden aforoz edilivermiş.
    (tortu, 20.05.2007 02:39)
  9. psikanalizin psikiyatrideki sagaltici kullanimini kanimca cok etkili bir benzetmeyle "sidikle sarilik tedavi etmeye" benzeten, psikiyatri icinde psikanalizin adeta bir din gibi savunulan ve her tur analitik/sorgulayici baki$i reddeden yakla$iminin, psikiyatriye zarar veriyor oldugunu tum acikligiyla ifade etmi$ ki$ilerden biridir.
    (mass quanta, 23.05.2007 00:56 ~ 00:57)
  10. blogu da var kendisinin, seyrek de olsa burada da yazılarını yayınlıyor:
    http://kaanarslanoglu.blogspot.com/
    (tortu, 15.07.2007 18:45)
  11. sözlüğü okuduğu kesin olan insan.

    abi ben o devrimciler kitabını 9 punto yapmayalım dedim ama sen dinlemedin. sayfa az oluyor diye kabul ettin. bir de times new roman dizmiştik galiba. kötü seçimmiş, evet. *
    (antropolog, 26.07.2007 00:44)
  12. (bkz: türümüzün en derin açmazı)
    (antropolog, 26.07.2007 00:46)
  13. (bkz: politik psikiyatri)
    (antropolog, 26.07.2007 00:47)
  14. (bkz: sağcı ya da solcu olmak) * *
    (antropolog, 17.02.2008 15:53)
  15. ''karşı devrimciler'' adlı yeni eseri kitapçılarda görülmeye başlanmış değerli düşünür, yazar.
    (sociologistcomrade, 23.04.2008 18:07)
  16. her hafta cuma günü http://haber.sol.org.tr/ adresinden yazılarına ulaşılabilecek kişi.
    (yuvarlak masa sovalyesi, 16.06.2008 22:51)
  17. 1959 yılında doğan kaan arslanoğlu 1984 cerrahpaşa tıp fakültesi mezunudur. 1986'da bakirkoy ruh ve sinir hastaliklari hastanesi'nde psikiyatri ihtisasına başlamıştır. 1990'da psikiyatri uzmanı olmuştur. ilk romanı devrimciler 1988'de yayımlanmıştır. diğer eserleri ise kimlik, çağrısız hayalim, kişilikler, öteki kayıp, intihar, yanılmanın gerçekliği ve memleketimden karakter manzaraları'dır.
    (shannonmcfarland, 04.07.2008 05:49)
  18. http://haber.sol.org.tr/yazarlar/4505.html

    dün yayınlanan yazısında, kaan arslanoğlu, seçimlerde halka hitap etmek gerektiğini belirten bazı "klişe" sözler sıraladıktan sonra, iki tane kritik bulduğu soru sormuş. bunlardan ikincisi ve kendisinin daha önemli bulduğu, halkın kim olduğuyla ilgili.

    1988 yılında devrimciler isimli bir kitap yazdığına göre, en az yirmi senedir örgütlü sosyalist olduğunu tahmin ettiğim arslanoğlu'nun, bu soruyu sembolik olarak kullandığını düşündüm. fakat yazının tamamı(ve %47 oy alan akp'ye "senden büyük halk var!" diyen bir partinin sempatizanı olduğu) göz önünde bulundurulursa, konuyla ilgili ciddi bir kafa karışıklığı içerisinde olduğu aşikâr.

    fanatik liberal bir arkadaşım, politikacıları halka hizmetleriyle değerlendirdiğini belirtirken, kıstaslardan biri olarak inşa edilen havalimanı sayısını örnek göstermişti. buradan basit bir çıkarım yapmak mümkün: kapitalistler, serbest piyasacılar veya liberaller için halka hizmet havalimanı inşa etmek ise, halk da uçaklara binebilme ayrıcalığına sahip küçük bir kesim olmalı. diğer tarafta, bir sosyalist olarak bana göre halk, ortak talepleri ve çıkarları olan en büyük kitledir. yani ezilen sınıfların tümü. liberallerin halkıyla benim halkım arasında kesişim neredeyse yok gibi. onların halkı toplumun çok küçük bir kesiminden, benimkiyse yığınlardan oluşuyor. arslanoğlu, sanıyorum ki, halk tanımında tam da buna isyan ederek daha bütünleyici bir tutum önermiş. malesef yapacak bir şey yok. marksist olduğunu tahmin ediyorum; sınıflar arasında böyle bir uzlaşma olamayacağını bilmesini beklerdim.

    aynı zamanda bir hekim olan arslanoğlu, ilk(ve bana göre daha önemli) sorusunda ise "peki halkın talepleri bizim taleplerimizle uyuşmuyorsa?" diyor. bu, aslında, tkp'nin ve sosyalist solun tepeden inmeci tüm fraksiyonlarının temel çelişkisini ortaya koyuyor: halktan farklı bir yerde bulunmak ve yığınların talepleriyle hiç ilgilenmeden, onları kendi safına çekmeye çalışmak. kendisinin "bizim" derken kimleri kastettiğini bilmiyorum; fakat ben, bizimkilerin(benim ve halk olarak daha önce tanımladığım kesimin) uyuşmaması gibi bir durum hayal edemiyorum. çünkü bir sosyalistin görevinin, taleplerini -aynı olmasalar dahi- halkın istekleriyle ilişkilendirmek olduğunun, toplumsal dönüşümlerin ancak böyle gerçekleşebileceğinin farkındayım. görünüşe bakılırsa arslanoğlu değil.

    kendisinin es geçtiğini düşünmesem de hatırlatayım: lenin, ezilenlerin yanında durmanın ve halkın haklarını savunmanın mücadeleye faydası hakkında şöyle diyor:

    "eğer bütün utanç verici haksızlıklara karşı yeteri kadar geniş, çarpıcı ve anında teşhirleri hâlâ örgütleyemiyorsak suç bizdedir, yığın hareketinin gerisinde kalışımızdadır. bunu yaptığımız zaman (ve bunu yapmak zorundayız ve yapabiliriz de), en geri işçi bile, öğrencilerin ve dinsel mezheplerin de, köylülerin ve yazarların da, kendisini yaşamının her adımında baskı altında tutan ve ezen aynı karanlık güçler tarafından hareketlere ve keyfi davranışlara ugradıklarını anlayacak ya da içinde duyacaktır; ve bunu duyunca, kendisi de tepki göstermek isteyecektir, bu yolda dayanılmaz bir istek duyacak ve gereğini yapmayı bilecektir" (ne yapmalı?, vladimir ilyic lenin, sol yayınları)
    (latent, 04.10.2008 04:22 ~ 05:16)
  19. yazıları, yazılarında kullandığı üslubu ile eleştirinin nasıl yapılmayacağı konusunda hepimize önemli dersler veren şahıstır. dili kullanışı, yazılarının akıcılığının sadece hakaret içermesi; eleştiri yaparken şahıs üzerinden ilerlemesi ve içeriği bir kenara bırakması; eleştirilen kişilerin o anki yaptığı değil de geçmişteki yaptığı davranışlarla değerlendirmesi... evet evet bunlar eleştirinin eleştiri olmaktan çıkmasını sağlamakta ve kendisinden aldığımız derslerin başında gelmektedir.

    şu linkteki yazılarını da eklersek; ne demek istendiği daha açık olacaktır. e böyle eleştiriye ancak kendi uslubu ile cevap verilebileceğinden; hiç cevap verilmemesi tercih sebebidir:

    http://haber.sol.org.tr/yazarlar/7595.html
    http://haber.sol.org.tr/yazarlar/1775.html
    http://haber.sol.org.tr/yazarlar/1225.html
    (gecimsizin teki, 14.01.2009 11:16)
  20. http://haber.sol.org.tr sitesindeki sığ yazıların, belki de en sığ olanlarının yazarı.

    uzun uzun anlatmaya gerek yok, malzemesi çok ama ben tek örnekle anlatacağım, http://haber.sol.org.tr/...de-kac-sosyalist-var-18237'deki yazısında, özet olarak,tkp dışındaki solun güncel meselelere yaklaşımlarını sorgulayıp, bunların "yanlış" yaptığını, işte güncel şeylere değinmeden nasıl oluyorsa, tek amacın sosyalizmi kurmak ve buna odaklanmak olduğunu belirtmiş.

    sonra aklına gelmiş, tkp'nin de güncel şeylerle ilgilendiğini hatırlayıvermiş (ki diğer bir çok sol çevrenin "uğraştığı" güncel meselelere göre, çok daha sosyalist mücadeleden uzak, ulusalcı, statükocu gündem maddeleri var tkp'nin) ve bunu da el mecbur, mealen, "evet tkp bunlarla uğraşıyor ama bunları belirtmek sosyalist mücadele için gerekli..." gibisinden bir şeyler söylüyor.

    be adam, senin “cumhuriyet tasfiye ediliyor!”, “felaketin eşiğindeyiz!”, "başkomutana selam", "yerli silah sanayisini destekliyoruz" güncel müdahalelerin, (artık nasıl oluyorsa) sosyalizme gitmek için gerekli oluyor da, başkasının ermenilerle, kürtlerle, kötü cezaevi koşullarıyla ilgili müdahaleleri neden gereksiz olsun! birde, "başkomutana selam" çakıp, hrant dink cenazesi için "liberal şov" demek, ne menem bir sosyalizm hazırlayıcılığıdır anlamadım gitti, belki kaan arslanoğlu anlatır.
    (siya, 18.09.2009 18:09)
  21. "bok yağıyor üstümüze !" diye ilginç bir yazı kaleme almış bugün.

    "kutsal kitaplar kıyamet habercisi felaketleri anlatırken insanların üstüne taş yağacağından bahsederler. ateş topları düşeceğinden… kızgın dumanların her yanı dağlayacağından, daha nicelerinden. ahlaksızlığın görülmemiş katlara yükseleceğinden, vicdanların betonlaşacağından…

    ancak bok yağacağını öngörmezler. kutsal kitaplar inerken çağdaş medya çıkmamıştı çünkü. "

    http://haber.sol.org.tr/...bok-yagiyor-ustumuze-23700
    (ynktn, 05.02.2010 10:16)
  22. (bkz: evrim açısından devrim)
    (kucuk harf, 06.02.2010 10:17)



copyright © 1999-2012 sourtimes entertainment