çok genç olmasına rağmen şiirleriyle belli bir birikimi ve ciddi bir yeteneği ortaya koyabilmiş bir şair. sanatını tam özgün bir kıvama ulaştırmak, yazdığı dönemin ortak marazlarından arındırmak üzereyken bizi bırakıp gitmiş olması, şiir adına önemli kayıp.
"haritası parçalandı ellerimde gecenin, bir yitiriş değil bu, sınırları tutamadım yerinde, gözlerime doldu sular, şimdi zaman oynak bir gölge. nasıl başlasak geri dönmemek için? hüzünkıran ardında saklanan kalbimle, artık, okyanuslara açılmak geçmeli içimden. biliyorum. ama kavuşmalar ayrılıktır bazen." gizdüşüm ve ka n isimli, ölümünden sonra arkadaşları tarafından yayınlanan iki kitabı ile sonsuz yaşamaya bedellenmiş şair.
geç keşfettiğim, çok güzel şiirleri olan insan.gerçekten de yazdıkları ortalıkta ben şairim ben acaip dertliyim ben acıların adamıyım vs vs şeklinde ortalıkta dolaşan gerzeklerin yaptıklarından çok çok ötede. huzur içinde yatsın..
2 şubat 1970 ankara doğumlu, ağustos 1992'de atlayarak ömrüne üç nokta koyduğunda sadece 22 yaşında olan genç şair. nisan 1992'de yasar nabi nayir genclik odulleri birincisi mektup adlı şiiri:
yarım kalmış acılar denizi pencereme konardı geceyle, savrulurdum. gozyasi kokusuyla dolu bir kugu, zamanın sonuna kalkan, sürgünümdü; göz mavisi duman, sessizliğim. aktım ölü deniz kiziyla gokkusagi saklı mektubun içine, pulumuz ruzgar oldu, postacimız guvercin. civa gibi eridik kabımızda. kirmiziya gittik. hemen yokladım yüzümü yağmurun yuva yaptığı ellerimle. iyice şaşırmıştı alıcısı vapur ıslığımızın. saplandı gözlerimin ışığı yeni güne.
mermer bir kayikla geri döndük diğer yarısına acının, usulca çekildi deniz, son bulduk, yenildik.
artık yataksız bir liman yüreğim, soguk ve los. kırık düşlerim. serçelerde gözlerimin buğusu. buruk içim.
böylesi bir yenilgiyi beklemediğim için sabahın en serin ucunda bağıran ben intihar edecekmiş gibi sıkılıyorum düşük boynuma asılı sonbaharı.
çekildi yaşanan hıçkırıklara, yaşanmayan düş kırıntılarımızla boğulduğumuz odaya. düştü saat duvardan, telefon diye çevirdim yelkovanı: imdat. akrep soktu kendini. çan sesleri, ezan sesleri, mart sesi, çatılarda kaldı gecenin gizi. unuttum mektubun içinde boğulduğumu. elveda.
2 şubat 1970, pazartesi, saat 17:45, ankara. ankara iltekin ilkokulu. sessiz, sakin bir öğrenci ankara cebeci ortaokulu. zeki, çalışkan, başarılı. ankara yenimahalle endüstri meslek lisesi elektronik bölümü 1986, şiire ilk ilgi. 1989-1990 öğretim yılı. üniversiteye hazırlık kursu. 1990 güzü. a. ü. dtcf sosyoloji bölümü. şiirle boğuşması artar. ocak 1991, milliyet sanat genç şairler köşesi, yayımlanan ilk şiiri. 1991 sonu ve 1992 ilk ayı, balkan kıraathanesi, haftalık buluşmalar ve izlek’in çekirdek kadrosu. çağdaş türk dili, yazılı günler, damar, promete, karşı dergilerinde şiirleri çıkmaya başlar. nisan 1992, yaşar nabi nayır (varlık) şiir yarışması, mektup şiiri yayımlanır. en son okuduğu ve çok etkilendiği şiir kitabı: “sevgilerde”, behçet necatigil (yaz tatili). 1992 ağustos’unun ilk haftasında, gizdüşüm dosyasını ilk yayınevine vermiştir.
11 ağustos 1992, istanbul-kadıköy, ümit oteli, saat 05.00 …… kaan ince kültür ve sanat vakfının kuruluşu 20 ocak 1993 (resmi gazete) izlek dergisinin çıkışı: ekim 1993 ka n’ın çıkışı: nisan 1997
kırkikindi yağmurları gibi yağıp geçtin , kuytudan izledim seni, yılgın gözlerine yataklık eden gecede. kokun sindi küçük şiirlerime. kuş kıyımı bir sabah yolumu gözlüyor ve ıslığımda karanlık bir yokuş beliriyor, karla kaplı. sesler hüzün örgüsü . kelime eskiten öfkemle dönüyorum bıraktığım izlere. yakıyorum tüm ışıkları. düğüm düğüm geçiyor balıkçılar önümden sessizce. ateş ve toprak işte iki sevdalı, aralarından dilsiz su geçen . öyle uzun sanma zamanı, üstüne kuma getiren . herkes ölümü gece beklerken ben- güze sevdalı bir adam- neden vapur sesi özlemiyle yollardayım saat sıfır üçte? hangi kıyı , soluksuz kapımda? bu mu korku düzmece sessizlik ? bulmacanın kara kutuları gibi cezalıyım. kuruyor ellerimde umutsuz bir güneş. gece öldü.... ölüm öldü.... beni gördüm.
özürlü bellek, bir anda çağırınca yanına yitik aşkı, yengeç ayaklı saat kulesi dümen kırar: ateş çanları. söktü gözlerimden acıyı telaşlı sular, yadsıdı yalnızlık yalnızlığını. ah bir harita zavallığıma.
gül diye diken açıyorum dalda, bak külü ıslanıyor sevginin, ikinci kez yanmasın diye. son bir kez geçiyor düşümden yüzümü kıran gölgem, bildik ayrılıkların büyüdüğü. bir daha uykusuz kaldı yeryüzü.
evrende hangi eşyanın çığlığı gözlerime vuran?
sadece bir yıldız -yoksul çocukların uçurtması, anılarına çektikleri- içimde hüznümü kanatan.
bu ağustos'a ne kaldı ki ince ince kıyılacak... senden ince ne vardı ki zaten bu toprakta yetişmiş, adını bir başka ehliyete bağışlamayacak. acının diğer yarısında biz bula bula sadece seni bulduk zaten, ey muhattap! şimdiden kutlu olsun varlığının sıfır yılı.
yetenekli ve cesaretli bir şairdi. dediğini yaptı zamanında. intihar bir oyun değil, işte. kimi genç sanatçılar yaşamları pahasına kafa tuttular bu boktan dünyaya. dilerim zaman içinde unutulmaz, okunur, şiirleri yayılır. http://www.yitikulke.com yani yitik ülke'de "unutulmasınlar" sayfalarında onun için de hazırlanan bir şeylere rastlayabilirsiniz.
ince bir bedeni, ince bir sesi, ince bir ruhu olan şair. ölümsüzler arasına gitmeden önce bir grup arkadaşıyla birlikte sakarya caddesi yakınlarındaki balkan kıraathanesinde toplanırlardı. birçok genç edebiyatçıya olduğu gibi ona da ilk dönemlerinde murat ismet tuncer ve nizamettin uğur yol göstermişlerdi. batı kapısından gitti güneş gibi, bir yerlerde hâlâ şiir yazıyor olmalı.
istanbul'a gidip kitabını yayınevine verdikten ve kabul edildiğini öğrendikten sonra, kaldığı otelde intihar eden şair. "adımdan çıkardığım bir harf ve gözlerimden akan gerisi..." der bir şiirinde. yaşasaydı şüphesiz daha bize söyleyeceği çok şey olacaktı. yaşamıyor, ama yine de bize söylediği çok şey var. şu bir gerçek ki, dünyadan erken ayrılması bu ülkenin edebiyatı için bir kayıp olmuştur.
çiy doladım kasnağına gecenin. ışıksızlığın hep yoksul yalnızlıklara çıkması doğurur o rüzgarı. giz dizilmiş çardaklar incir kokulu, çiçek hattı gözlerine doğru. kokunda korku. kafka; mürekkebini içtiğim mevsimsiz aşk. ölümün önünde yayılan; çıbanı yüzümün. devrik yürek savunması ömrüm. yaşlı bir adam vurgun yemiş. kuşlar. düşler. kapılma saatleri, basamaklarında ateş yatan zaman merdivenin dik soluğuna. ve çekip giden bir ben, aynı denize, irkilen iskeleden.
yagmurun getirdiği, kelimelerin emzirdiği adam. dalgakıranlar ardında bir kalbi saklayan, fırtınaya yakalanmış kalplerde, fırtınanın kendisinden daha sert bir liman olan kalp ve bellek çığlığı. öyle acıdır ki, okurken haykıra haykıra ölüme giden bir adamı okur insan. "gitmek istemiyorum ama gideceğim" kadıköyde bir otel, benim için hala kıpkırmızı bir sokak. "sormazsın, sormadın da hiç bir zaman boynuma unutmayayım diye ölüm ipiyle bağladığım yalnızlığım silgisi senin yaşamının. silinecekleri tekrar yazdın kaan ben tekrar olduğumla kaldım."