tek işi ortalığı birbirine katmak olan tanrıça eris'in (bkz: eris) paris'e "al bunu tanrıçalar içinde en güzel olanına ver" diye verdiği elmanın üstünde yazar (en güzele). o da gidip helen'in ona aşık olması sözü karşılığında elmayı aphrodite'e verir (ve truva savaşını başlatır salak)
bir asparagaz toplantısı yapalım dedik, profiterol dedik, işte bunun gözü kaldı, detay belini sakatladı ravel apandisitini aldırmaya karar verdi.. hayır biz gelicen de sana vermiycez dedik mi, bizi de ettin iki lokma tatlıdan ah kalli ya, sözlüğün (ve gaz odasi'nın) amerika lokasyonlu insanı
hayallerimi gerçeğe dönüştüren vaatlerini yerine getiren hakkaten de gezip tozduğum kız. dünyanın en şirin sarhoşu olabileceğini düşünüyorum kendisi hiç böyle düşünmese de. çok tipik bir izmirli. nevizade ve rembetiko'da geçen zamana ayrı tadlar kattı*.
california'nın en sosyetik ortamlarından, şarap mahzenlerinin 5 metre yanından, dunyamiza düşmüş; aynı anda 4 renk saç rengi olabilen, damarlarında dondurma aktiği bilimsel olarak nasa'da kanıtlanan kusel insan. 3,5 saatlik telefon geyiklerinden sona, "dur kulaam agridi, telefonu obur kulagima gecireyim bari" gibi bi laf sarfetme yetenegine sahip izmirli, kapitanim, paranoya ayarı bozuk kadim dostum, soulmate, lifesaver...
kim olduğunu öğrenince şok olduğum suser. meğer mkden başka ortak yönlerimiz de varmış. bi kere acaip güzel bi kız bu!! çok da sevimli. sonuç olarak ne diyoruz??? iyiki döndün kallistecim
onca ortak arkadaşın bizi biraraya getirebileceği yüzce ortam dururken iç anadolu'nun bir köyündeki* komşu ziyaretinde karşıma çıkan, aklımda uzun boyu, hoş sohbeti, neşeli dansıyla* kalan güzel insan.