bir de meclis parki civarinda, zamaninda da yüksel caddesi ve civarinda dolasan, dis görünüs olarak asit kazanina girmis bir cherokee izcisini andiran kenan vardir bak.
uzun ince, genellikle sallanarak yürüyen ve birkac adimdan sonra oldugu yere cöken bir arkadasimiz olan kenan hakkindaki söylentilerin ucu bucagi yoktur. "askerdeyken komutanini vurmus terhis olmus"tan "hava kuvvetleri komutanini tokat manyagi yapmis"a, agzindan alevler cikarmasindan tut götünden mavi isiklar sacmasina, pek cok inanilmaz olayla birlikte anilir.
ve bu yakin zamanda, yillar yili öldügü söylenen kenan'in dirildigi haberiyle hepimiz sevinc dolduk.
güzel ankaramızın tek tescilli alkoliği olsa gerek. bu her daim sarhoş abimiz senelerdir sokaklarda "gençler paranız var mı, şaraba yardım eden var mı" benzeri cümlelerle müsait bulduğu gençlere yanaşır. ki dediğim gibi türünün ankaradaki tek örneği olduğundan mutlaka birileri onun şarabına yardım eder o da muradına erer. geçen yıllar zarfında yükselde metalikacı* ve meclis parkında kaykaycı dostu olmuşluğunu bildiğim bu emektar insan bu aralar da mini bar dediğimiz bestekar sokak ve civarında, hem de yeni kestirdiği saçları ve günümüze uygun imajıyla boy göstermektedir.
kendisi bu mesleği sürdürürken ben bir çocukluk ve bir ergenlik geçirip bitirdim, üniversitede 6. seneme geldim. maşallah o benden dirayetli çıktı.
tevrat'ta adi gecen 2 kisinin adi. birincisi nuh'un 6. buyuk dedesi iken ve hakkinda secerede adinin gecmesi disinda bir sey yazilmasken(yar.5:9), digeri nuh'un oglu olan ham'in ogludur. (yar.9:18) nuh'un torunu olan kenan tam olarak anlasilamayan bir nedenden dolayi lanetlenmis, onun soyundan gelen halk da suregelen donemlerde ortadogu'nun sapkin halklarindan biri olmus ve yerlestikleri bolge de kenan diyari olarak anilmistir.
gun be gun degi$mekte olan ankara efsanesi. hakkindaki askerlik rivayetlerine "odtu'de okuyomu$ kafayi siyirmi$" tarzi palavralar eklenirken, kendisi de sik sik banka* kar$isina serip uyudugu koliden vazgecip nereden buldugu belirsiz bir ikiz yatagi daaan diye onumuze atip uyumu$tur gecen gece.
ince yapilidir, surekli "alkol yardimi var mi genjler" diye dola$ir ve miller ti$ortu giyer. (aslinda sponsoru da var yani)
septuaginta'da, halihazırda adı geçen iki kenan'a (bkz: kenan/#5371759) yaradılış 10:24'de bir üçüncüsü ekleniverir. (nuh'un sam'dan olan torunu arfakşat ile onun oğlu olan şalah arasında peydah olur bu yeni kenan.) ancak günümüzde çoğu ilahiyatçı bunun basbayağı bir yazım hatasından kaynaklandığı görüşünde birleşirler. işin enteresan yanı, bu hatayı luka 3:36'da da görülebileceği üzere yeni ahit de aynen devam ettirir. bu da incille tevratın, onu bırak tevrat nüshalarının birbiriyle çeliştiği noktalardan biri olarak günümüze kadar gelir. bildiğiniz gibi 3 ayrı tevrat nüshası vardır (bkz: eski ahit/#2352844)
linke bakmaya üşenenler için özet geçeyim, yunanca incilin elle çoğaltımı sırasında muhtemelen gözleri çok yorulmuş bir yunan katip 3. satır sonunda geçen ve nuh'un 6. büyük dedesi olan kenan'ı yanlışlıkla 1. satır sonuna da taşır. eski yunanca transkripsiyonlarda sözcükler arası boşluklar ve noktalama işaretleri kullanılmadığından "bilmemkim oğlu bilmemkim oğlu bilmemkim oğlu" diye giden bu bölümde yapılan bu hata farkedilmez. diyeceksiniz ki incil tevrat'tan yüzyıllar sonra geliyor, incilin kopyalanması sırasında yapılan bir hata septuaginta'da ne arıyor? ben de diyeceğim ki zaten septuaginta'nın en eski kopyalarında bulunmuyor bu nüans.
athena'nın korsanlar kralı bazil parçasının yazıldığı kişidir. kenan bestekar sokak'tan önce bahçeli'de takılırken athena'da o zaman stüdyo için bahçeli'de takılmaktadır ve kenan'a "bazil" diye hitap edilmektedir. kenan'ın sürekli "gençler alkole yardım var mı?" talebine "bazil bizde para yok", "bazil bizde para yok", "bazil bizde para yok" diye cevap vere vere parçayı oluşturmuşlardır.
ayrıca kendisi hakkında anlatılanların aksine; artık tek başına yaşadığı kirada oturduğu bir evi vardır, defalarca "gençler paralıyım bu aralar, bira isteyen var mı?" diye yanımıza gelip sormuşluğu, isteyenlere gidip marketten bira alıp getirmişliği vardır. ayın bazı günleri bankadan çıkıp karum'a gidip üstünü başını gıcırdatır. bir yerden gelir kapısı vardır artık.
çok sağlam muhabbeti olan bir arkadaşı kendisi hakkında "6 yıldır kenan'la muhabbet ederim, hala ne ayak olduğunu çözemedim." demiştir.
vedat türkali'nin bir gün tek başına isimli romanının baş kahramanı. yıllar önce karakolda yediği iki tokatın ardından korkarak devrimci mücadeleden uzaklaşarak karısı ve çocuğuyla tam bir küçük burjuva hayatı yaşamaya başlayan ama sürekli olarak bir huzursuzluk ve tatminsizlik duygusunun kemirdiği bu karakter üniversiterli genç devrimci günselle tanışır tanışmaz aşık olur ve daha ötesi onun kendini kurtaracağına dair korkunç bir umut beslemeye başlar. roman boyunca küçük burjuva yaşantısını terk etme girişimlerini ve bu arsuzundaki içtenliğine karşın korkaklığını ve tereddütlerini izlediğimiz bu karekter tüm bu savrulmalarla kitabın sonunda onu bekleyen trajedinin zeminini hazırlar gibidir.