bir diğer adı biriktirme hastalığı'dır. iyi huylu olanı da vardır, kötü huylu olanı da. kötü huylu koleksiyonculuk nadide parçaya sahip olabilmek için cinayete kadar gidebilir, kişinin evi çöplük ev'e dönebilir, koleksiyonuna zarar verecekleri düşüncesiyle yakınlarıyla görüşmeyi reddedebilir, aynı nedenlerden dolayı arkadaşlarından uzaklaşabilir, paranoyak olabilir.
iyi huylu koleksiyonculuk ise zararsızdır. iyi huylu biriktirme hastalığı kişinin hayatının etkileme açısından en fazla boşanma ile sonuçlanabilir. kötü huylu koleksiyoncu zaten evli değildir, ya tek başına ya da annesiyle birlikte yaşar (garip ama örnekler böyle).
akliniza gelebilecek her turlu konu ve materyalde olabilir. cocukluktan cikletlerden cikanlari biriktirmekten baslar, digimon vs vs ninde ozunde bu manyaklik vardir kanimca.
bitmek tükenmek bilmez bir tutkunun ete kemiğe bürünmüş halidir. gerçek bir koleksiyon asla tamamlanmaz her zaman eksikleri ya da daha iyi parçaları mevcuttur. esasında koleksiyonculuk başlı başına bir sanat eseri oluşturma sürecidir. koleksiyon yaptığınız şey korsan dvd de olabilir milyon dolarlık yağlı boya da önemli değil. önemli olan biriktirmek, saklamak ve özenle o koleksiyona girecek parçaları seçmektir. biriktirdiğiniz şeyle ilgli entellektüel alt yapınızı da tamamladıkça elinizdeki hiçbir parça sizi kesmez hep daha fazlasını ve sizin için için en güzel olanının istersiniz. zar zor bulduğunuz bir koleksiyon parçasına ulaştığınızda derin bir oh çekebilirsiniz ama kısa bir süreliğine çünkü koleksiyonu genişletmek için kenidinizi daha güzel ve farklı bir hedefin peşinde bulursunuz. gerçek koleksiyonculuk budur. kara bir sevda iflah olmaz bir saplantı halidir.