azalarının birey olmaktan ziyade, kendilerini bir bütünün ayrılmaz parçası, o bütün ile anlam kazanan, sahip olduğu ilişkiler ağının varlığıyla var olan bir unsur olarak gördükleri toplumlardır..
ekseriye, doğulu kültürlerle uyum içersindedir bu toplum yapısı.. bireyler, benliklerinden ziyade, toplum içinde sahip oldukları statüler ve roller vesilesiyle kabul edilirler cemiyete.. bu nedenle de rol narsisizminin en sık görüldüğü yapıdadır kolektivist toplum..
kolektivist toplumda, kişiler için en önemli mefhum rolleri, statüleridir dedik ya.. işte bu yüzden bu toplum bireylerinde ilişkiler ağı her şey demektir..
kişi, "ben"i, bireyselliğini değil, ayşe'nin kızı, veli'nin ablası, x firmanın mali işler sorumlusu, y partinin gençlik kolları başkanı gibi pek çok rolü benliği ve kimliği olarak benimser.. toplum içindeki anlamı ve önemi de bu rollerin bileşiminden müteşekkildir zaten..
o yüzdendir ki, bir statü kaybında kolektivistik toplumların bireye uyguladığı informal baskı, sosyal kontrol mekanizmaları, daha ağır basmaktadır ve birey toplum tarafından ayıplanma, küçümsenme, dışlanma gibi olasılıkları göze alamayacağından, benliğine değil de rollerine sıkı sıkıya sarılır..
japonya 'da işinden kovulan bireylerin intihara meyilleri de bundandır mesela.. ya da türkiye'de tecavüze uğrayan kardeşini bıçaklayan abinin bu edimi de kolektivistik toplumun bir yaptırımıdır esasen..
3. bir şahsın işlediği suç yüzünden hem kendini hem de kardeşini cezalandırmasının altında psikolojik neden aramak saçmadır bu insanın.. tamamiyle gizli, informal sosyal baskılar ancak kolektivist toplumlarda bu kadar etkin olabilmektedir..
yine, ebeveynlerin çocuk üzerindeki kontrol hevesi de kolektivist toplumlarda daha şiddetli hissedilir.. zira çocuk, bir ali, bir şermin olmaktan ziyade, kamil'in kızı, nebahat'in oğlu olarak algılanmaktadır..
bununla beraber, bu tür toplumlarda particularistik ahlak göze çarpar.. bu da demektir ki; ahlak, ilişkiseldir.. kişiden kişiye farklılık arzeder.. genel bir haklar&sorumluluklar skalası çıkarmak mümkün değildir..
yani, birey yalan söylemek edimini genel bir yanlış olarak algılamaz.. en samimi arkadaşını, haksız yere peşine düşen polisten saklamak için evine alan ve kanuna karşı gelen kişi, bu toplumca mazur görülebilir.. zira, arkadaşıyla arasında varolan ilişkiyi esas alıp, "arkadaşını gammazlayan ispiyoncu" damgası yemektense yalan söylemiş ve ait olduğu toplumun bir ayıplama mekanizmasından kurtulmuştur böylelikle..
işte kolektivistik toplumlarda, bir suç, durumdan duruma derecelendirilebilmektedir..
şu ana dek verdiğimiz iki örnek de kolektivistik toplumlarda sosyal yaptırımların, legal yaptırımların bile önüne geçebileceği gerçeğini göstermekte aslına bakarsanız..
ha, batılının bireyselciliği, bencilliği modern dünyaya daha çok uyar iken, ideal olan o mudur, bu ciddi şekilde tartışmaya açıktır.. ben henüz karar veremedim mesela, insan dediğiniz o kadar matematik bi şekilde bireyselci,ben ci, benlik ci mi olmalıdır.. bu her x komutuna, y tepkisini vereceği kesin bir robot olmaya eşdeğer midir.. yoksa, evrensellik, bireyin kendini kendi kafasında kurtarmasıyla mı başlar geri kalanından toplumun..
ne kadar yalnız olursak o kadar mı iyidir.. falandır.. filandır..