eskilerin çürümesi de gerekli, ki düşsünler akıldan bedenden, ünlemler, ithaflar aradıkça, morluklardan, çürüklerden seçilmemeli eski, bendeki de tanrı vergisi bir ıstırabın uzantısı, tanımak istiyorum geçmişi, kafası "zenci başı", buna da ihtiyaç vardı...
sürekli laf sokmak, içen içe kaynayan insanların rahatlamak için alışkanlık haline getrdiği bir hastalıktır..lafını sokar ve zehirini boşaltır... ama arada bir iyi nişan alarak laf sokmak olaylara biraz heyecan katar ,gaz verir ,haz verir...
yapildiktan hemen sonra tatmin duygusu yasatir gibi olsa da bir kac dakika sonra salak gibi hissettirir. karsisindakinin acigini yakalayan ve akabinde cevirip sokan insanin eline aslinda pek bir sey gecmez o anda olayin farkina varan kisilerin tepkileri haric. bu tepkiler de yerine ve durumuna gore gaz verici veya yerici olabilir ama sonuc olarak elde edilen her zaman birinin kirik kalbidir.
bazen farkında olmadan çoğu zamansa bilerek ve isteyerek yaptığım şey.aslında düşünüce laf soktuğun insan için çok bunlatıcı ve gıcık bir durum yaratıyor, ama dayanamayıp gene yapıyorum.kindar bir insanım sanırım.
çok yakınınızdaki birine yapıldığında ona birşeyleri anlatmanın etkili yollarından biridir, hatta bazen sevgili ile arada iletişim kurmak için bile kullanılabilir * ayrıca sıradan biri sinir ettiği zaman ise öç almanın en haz verici yoludur. ortamın gerilmesine neden olur ve bu gergin ortamdan herkes rahatsız olurken lafı sokan ortamdaki tek mutlu insan olmanın anlık keyfini yaşar.
çocukken bu sözü duyduğumda mesut yılmaz'ın tansu çiller'i sivri bi sopayla dürttüğü, tansu çiller'in de kaçmaya çalıştığı ama başaramadığı hayali belirirdi zihnimde. ikisini de hazetmem oysa ki. ne biçim bi kabusmuş. ne biçim bi manyakmışım..
her şey orta boy whopper menü istememle başladı. alışık olduğum üzere parayı verdikten ve üstünü aldıktan sonra siparişimin gelmesi için gereken o kısa süre içinde neler yapabilirim diye düşünmekteydim. tam da bu süre bitmek üzereyken, patates ve kola gelmişken, sadece hamburgerimin gelmesini beklerken, o cümleyi çıkarıverdim ağzımdan : "bu patates az yahu, şunu iyice bir doldurun." hiç reddetmeden -sağ olsunlar- yenilendi patates. daha önce de başıma geldiği için söylemekten çekinmemiştim. ben nerden bileyim o çalışanın dikkatsiz ama hazır cevap biri olduğunu. o da hemen akabinde, "beyfendi siz o kadar patatese dikkat ediyorsunuz ama bakın, siz orta boy istediniz, ben büyük boy kola koydum." demez mi?! kafamda onlarca cevap uçuşurken, hiçbirini ağzımdan çıkaramadım, öylece kala kaldım. ve sadece kolayı hiçbir şey demeden geri uzatabildim. adam hafiften sırıtarak hiç önemli olmadığını söyledi, ama ben ordan uzaklaşmam gerektiğini geç de olsa anlamıştım. teey tey!
bazı insanların kendilerine abartılı bir şekilde huy edindikleri ve sanki çok matah birşeymiş gibi her seferinde kullandıkları bir kişilik aparatlarıdır laf sokmak. kendilerini çok zeki sanıp ikide birde tatmin amaçlı "şimdi şu lafı da bir söylesem gediğine oturtcam" şeklinde bir iç sesle harekete geçen bu insanlar soktukları lafların arkasından çevreden onları yüceltici bakışlar bekleyerek hamlelerini tamamlarlar. böyle insanlar karşısında yapmak gereken iki şey vardır:ya sinip susucaksın, ya da günün birinde artık allah ne verdiyse şeklinde hallediceksin durumu. hiç yapılmaması da kötüdür. gereğinde az öz şekilde laf sokmak lazımdır. ama bunu huy edinen insanlardan uzak durmalı,böyle bir çocuk doğurcaksınız gibi geliyorsa da direk aldırmalısınız.
çoğu insanın başarıyla yaptığını sandığı , ancak laf sokmayı sanat olarak benimsemiş insanlarla karşılaştığı zaman sus pus kalarak yapamadıkları eylem.örnek vermek gerekirse. -seni allaha havale ediyorum. +allah da seni bana havale etmiş ki karşımda duruyorsun* . (bkz: laf sokma sanati)
arada haddini bilmeyene laf sokmak haz verir, rahatlatır. hatta sonra düşündürtür bazen "ufff.. ne laf koydum ama..." diye. lakin bunu 7/24 herkese yapmak ve bu yaptığını da bi *pok sanmak -zannımca- ezik insanların ego tatminidir, kendini kanıtlama çabasıdır. kendilerini bi şekilde üste çekerek, karşısındakini zor durumda bırakarak kendilerini daha mı zeki hissederler ne? heralde öle olsa gerek ama (bkz: hiç gerek yok)
bazı insanlar ortada hiçbir neden yokken yapar bunu. yani siz o insana hiçbir şey yapmamış olsanız bile... bunu yapanın kendince şöyle nedenleri olabilir tabii, varlığınız onu rahatsız ediyordur yani bir şekilde sizi çekemiyordur, o gün çok gerilmiştir ve deşarj olma yolu olarak laf sokmayı, hedef olarak da sizi seçmiştir, hayatında o dönem mutsuzdur v.s..ama tabii ki hiçbir hal aklamaz bu gereksiz davranışı. tabii bunu çoğunlukla ortamda zeka küpü olduğunu düşünen ve "bakın, iki kelimeyi yan yana getirdiğim yetmiyormuş gibi cümle içinde anlamlı ve iğneleyici bir halde kullanıp karşımdakini mat edebiliyorum" diyerek kendini ve zekasını böyle gereksiz ve kötü bir yolla göstermek isteyen insanlar seçer ve sabrınızı denerler. bir de bu insanlar sizinle baş başayken genelde canım cicimli olup gayet normal davranırken(ki bu yüzden bu laf sokma hastası insanları hayatımızdan kolaylıkla atamayız), yanınızda insanlar olduğunda, özellikle de önemsediğiniz insanlar olduğunda laf sokarlar. amaç kalabalık içinde küçük düşmenizdir. her gün görüştüğünüz bir arkadaşınız ya da akrabanız gibi çok da uzağında duramadığınız insanlar yapıyorsa bunu, sürekli didişmektense araya mesafe koymak etkili bir yöntemdir. çünkü o kişinin kalbinin temizliği şüphelidir artık, kalp kırmaktan zevk alan insanın içinde fazlaca kötülük vardır.
birincisi, laf imalıdır ve bulanıktır. lafın gittiği şahıs nettir.
ikincisi, laf nettir, ama gitmesi gereken şahsa direkt söylenemez, çevrilerek söylenir. kısaca; birini eleştirirken (veya hakaret ederken) lafı ortaya atmak olarak da tanımlanabilir...
ekşi sözlük'te birbirine ayar veren hemen herkes ikinciyi yapıyor.
a nickli bir yazarın karaladığı bir entry = b olsun.
a ve b hakkında olumsuz görüş bildirmeye (veya a'ya hakaret etmeye) niyetlenenler, çoğu zaman direkt a hakkında yazmazlar. b hakkında da sanki a değil de 3. bir şahıs o lafları karalamış gibi konuşurlar. sözlük formatına uydurmaya çalışmak veya hakaret yüzünden uçurulmaktan kurtulmak gibi motivasyonları var.
somut örneğini vermek gerekirse; gündüz gözüme takıldı mesela bir tane. (bkz: korkak kenya ordusu) aethewulf bişeyler yazmış. altına başka bir tip de "bir zevatın dalga geçmesi" falan filan yazmış. şahıs, aethewulf'un zevat olduğunu düşünüyor, ama direkt olarak aethewulf'a zevat demiyor, diyemiyor. açıktan laf sokmuş oluyor. ne kadar doğru tartışılır, hatta tartışılmaz, doğru diil denilir... ama hemen herkes bunu yapıyor, satır aralarına baksak ben de yapmışımdır herhalde.