son dönemde dış basındaki türkiye haberlerinde sıklıkla rastlanan tehlikeli kalıp.
"türkiye’de laik elitler seçimi kaybetti" veya "laik elitler gül'ün cumhurbaşkanlığına karşı" türünden haberler ile derin yapıda türkiye halkı aslında laik değil ordu ve bazı kesimlerin zorlamasıyla dışarıdan laik görünüyor demeye çalışıyorlar.
türkiye'yi hiçbir zaman anlamamış aptal batılıların aptalca nitelemesi. üzüntü verici olan, hem aptal batılıların "aslında türkiye hiçbir zaman laik olmadı, bunlar arap kırması" tezini, hem de arap islamcıların "türkiye'de müslümanlar eziliyor, islami esaslı bir ülkeye dönüşmesi için cihad alanıdır" tezini desteklemek için kullandıkları sınıflama olmuştur.
1923'de nüfusu 10 milyon dolayında olan, ticaretinin, sanayisinin kısaca bütün ekonomik faaliyetinin yabancılarda olduğu bir ülkede, nasıl bir kitle "elit" oluyor, bu elitler diğerlerini nasıl "ayrışıyor", herkes aynı hukuk düzeninde yaşarken nasıl bir "laik elit" oluşuyor soruları yanıtsız ayrıca. "tarikatlarin ticari hayatı paylaştığı" ülkede, ülkücü-islamcıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki torpil-kadrolaşma modellerinin mucidi olduğu bir ülkede, iş kurabilmenin mafyanın icazetini, kamu kurum ve kuruluşlarındaki ülkücü-islamcı kadroların rüşvet çarkından geçtiği bir ülkede nasıl "laik elit" olunur biri açıklarsa inanılmaz bir sosyoloji-idare hukuku başarısı sağlamış olur kanımızca.
not: "laik elit" sınvaları hazırlık kitabı olanlar bana gönderirse sevinirim.
laikliği savunanları açıkça siz elitsiniz, halktan biri değilsiniz, halktan kopuk yaşıyorsunuz diyerek damgalamaktadır.. üstelik din sömürüsüyle geçinenlerin de pek hoşuna gitmektedir bu ifade..
bu ülkede aristokrasi yoktur, osmanlı aristokrasisi sürülmüştür, zaman içinde geri dönenlerin de sıradan bir vatandaştan farkı yoktur... o halde elitler kimlerdir?
memurlar mı? hangi memurlar? dindar cumhurbaşkanımız özal'ın işini bilen memurları mı?
işçiler mi? zonguldak maden işçileri olsa gerek bunlar ne de olsa geneli sol partilere oy verirler...
akademisyenler mi yoksa? ama yök'ten sonrakiler mi öncekiler mi?
belki askerlerdir... tuzu kuru onların... ne de olsa lojmanlarında halktan kopuk yaşıyorlar bak... eh arada bir şehit verecekler artık... bu da işin bedeli...
demek devletten veya özel sektörden maaş alanların, parasını eline almadan vergisi kesilenlerin büyük çoğunluğu elit bu memlekette..
ayrıcalıklı pis laik elitler sizi... batırdınız lan ülkeyi...
tesettür giyim defilelerinde görülen dinciler kadar elit değillerdir. seçkinci, elit kısım değişeli çok oluyor canlar. şahsen birisi bana laik seçkinci, laik elit dese gocunmam. olamaz öyle birşey zira.
ayrıca para bunlarda amına koyim. cüppeli ahmet hoca bile benim hayatımda görmediğim göremeyeceğim yerlerde tatil keyfi yapıyor. hey gidi hey.
kolay gaza gelmede üstüne millet tanınmayan türk ahalisini bölüp yönetmek isteyen gavurların yeni icadı söylemdir. türk medyası da bunu yedi mi, yeme de yanında yat bir şey olur
bu laik elitlerden en önemlilerinden biri a.necdet sezer'dir. ama abdullah gül ve karısı hayrünisa gül halktandır mesela. amerika'da en pahalı restoranlarından birinde faturasını devletin ödeyeceği bir aile yemeğinde ıstakozlu makarna yerler. ama onlar halktandır yani. sonuçta bizde halk hep makarna yer ıstakozsuz ama olsun! köşk bütçesini tasarruf ederek hazineye iade eden sezer'in aksine gülgiller tüm köşkü trilyonlarca liraya yeniden döşerler ; o da yetmez görgü timsali hayrünisa hanım topkapı'daki tarihi eserleri kullanmak ister köşkte. herkes kendine benzeyen devlet büyüğünü seviyor kardeşim. ben de memur emeklisi ailenin laik elit kızıyım mesela. 10 yıldır alnımın teriyle ekmeğimi kazanırken çok uzaklaştım halktan çok. babam üniversitede hastane ve satınalma müdürü iken trilyonluk ihaleler elinden geçerken halktan uzak bir laik elit olduğu için hiç gayrimenkulümüz olmadı bizim mesela. hala da tüm mal varlığımız ankara'da 80 metrekare bir ev. halktan olsak öyle mi olurdu? demokrat,liberal olsak öyle mi olurdu?şimdi laik elit denilen o kesim zamanında köy enstütülerinde eğitim almış ; parasını emeğiyle kazanmış ; zorluk çekmiş yılmamış, tüm maaşını çocuklarının eğitimine harcamış insanlar .çoğu memur ,işçi emeklisi. adına ne dediğiniz önemli değil arkadaşlar. ben o "laik elit"leri tanıyorum ve onlardan biri olmayı seviyorum.
dış basının türkiye'de akp karşıtlarına yakıştırdığı, ayrıcalık, ikilik çıkarmayı amaçlayan tanımlama. ama bu laik elitler iyi insanlardır, çağdaş ve ilerici olma gibi özellikleri barındırırlar. bende ille bir gruba dahil olacaksam, pek elitist özellikleri bünyemde barındırmasamda tanımlamanın laik kısmı kontenjanından içlerinde bulunabilirim misal. karşıt gruplar olarak yobaz dümbükler, oligark zilliler ve monarşik dürzüler vardır.
aysun kayacı güzel bir örnektir. laik elitler, miktarı azımsanmayacak kadar çoktur, bir çeşit tuzu kuru, rahat yaşamak isteyen, ve alt tabakayı aşağılayan tavır sergileyen kişiler denebilir. eğer bilinçli bir tanımlama yapılacaksa, o laik elitistler olması gerekirdi. elit ile elitist arasında dağlar kadar fark vardır çünkü. o tiki denilen kısımların bir çoğu aslında laik elitler grubuna girer, laik elitistleri de laik elitlere katmak, tamamen elitistleri elitlere indirgeyerek, fikirlerini çürütme yoluna gider. misal okan bayülgen laik elitist grubuna girer, aysun kayacı ise laik elit.
bunun şaşırtıcı olmaması gerekiyor aslında; türkiye'de kavramlara haddinden fazla anlam yüklendiğinden hem laik hem elit olanların bile öyle olduklarının farkına varamayacağı açık; çünkü bunun mutlaka itham olduğu düşünülüyor, yani yüklenilen. "hm bana laik elit diyor" diyen adamın gerçekten öyle olması bile önemini yitiriyor; aynı şey beri taraftakiler için de geçerli adamın suratına bakıp "sen müslümansın" dediğinde, bunu hakaret sayıyor. oysa öyle anılmak için neleri vermezdi. ama karşı taraf ona "sen müslümansın" diyor ya; işte o zaman bunun mutlaka kötü bir şey olduğunu düşünmek durumundaymış gibi hissediyor. üniversite kapısındaki türbanlıları görüyorum her defasında; en ufak bir kıvılcımda patlamaya hazır gibiler. kenardan biri "tür-" dese ortalığı ayağa kaldıracaklar, "benim kıyafetime karışamazsın" diyerek. solcu çocuklarda da gördüm bunu; haksız olduğunu bile bile, dev gibi güvenliğin üzerine yürüyen küçük kızlar... aynen onlardaki hezeyan laikliği ya da anti-laikliği baskın karakteri olarak bellemiş tiplerde de var. öldür allah hayatın başka nosyonlarla da beslenmesi gerektiğini anlatamazsınız. neyse buna dair çok örnek verilebilir; metrobüste aşk ve dayak konusu buna eklemlenmeye çalışıldığına göre benim başka bir şeye takılmam gerekir. çünkü kapasitemi aşar. ben takılmak istediğim şeye takılayım şimdi (ne şimdi bu, şaka mı?).
madem kavramların altta canı çıkıyor; anlamaya çalışalım: "elit" bir hakaret ifadesi değildir; "elit" dendiğinde "seçkin"lik akla gelir. seçkin insan ehliyeti olandır; o ehliyet de illa ki üniversite diploması olarak düşünülmemeli; hatta kelimenin ilk anlamı olan "nitelikçe üstünlük" bile beklenmemeli (gelinen noktada durum bu; oysa nasıl olmalıydı, tahmin edin). yatıyla tatil koylarında saymakla tükenmez züppeliklere girişen kimi tiplerin de sabahları ellerine aldıkları gazetelerden türkiye'nin ne kadar muhafazakarlaştığına dair haberleri okuması ve türlü kepazeliklerinin zincirlenmek zorunda olduğu, 'ülkeye "şeriat" geleceğine dair korku'su başlı başına kendilerini elit ve laik sayması için yeterlidir. çünkü başından beri söylediğim gibi, kavramların canı çıkmış durumda. artık herkes müslüman, herkes elit, herkes laik, herkes muhafazakar, herkes demokrat. elitin tanımlanmasında, nitelikçe üstünlük önemini yitirdiği vakit yani "iyi eğitim görmüşlük" kriteri yok olduğunda, haliyle kavramın içerdiği şu mananın değeri de düşmüş oluyor: "toplumun eğitim, ekonomi, siyaset, askeriye, din, sanat vb. alanlarıyla ilgili etkinliklerin denetimini elinde tutan kişi veya topluluk".
"sokaktaki adam" tabiri bir semboldür. yukarıda çizmeye çalıştığım "elit" tip de sokakta dolaşır, kendi gibi olmayanlarla aynı ortamda bulunur; ama ondan "kanaat önderliği" konusundaki ehliyetiyle ayrılır, daha doğrusu ayrılmak durumundadır. sokaktaki adam ile buluşabileceği consensus başka değerler üzerine kurulabilir. mesela elit ile sokaktaki adam birbirlerinin inançlarına karışmadıkları gibi, birbirlerinin canına ve malına göz dikmezler; bu en temel hürriyet kullanımıdır. yasalar önünde eşitlerdir. ama biri bunun evvelini ve sonrasını kuramsal olarak da bilir. mesela akademisyen bütün kariyeri boyunca sadece bir yasanın yanlışlığı üzerinde durur ve belki de ilmi çalışmalarıyla 50 sene sonra o hükmün değişmesinde rol oynar; öteki ise sadece başına bir iş geldiğinde polise ya da avukata gitsin, yeter. yasaya uysun yeter. kendi hakkını yasalar çerçevesinde savunabiliyorsa amenna; zaten bu kadarıyla sınırlı kaldığı için "kanaat önderi" değildir. üniversitede de gençlerin eğitiminden sorumlu değildir; askeriyede yine yığınları ilgilendiren kararlar altına imza atmaz. bunu laikliğe indirelim: sokaktaki adam "ben laikim" demek zorunda bile değildir; o metrobüste laikliğe halel getirecek bir davranışta bulunmuyorsa, yasaları delip onun bunun inancına karışmıyorsa, üst komşusunun özel hayatına kendi inançlarından ötürü karışmıyorsa, bu yeterlidir. ancak elit olan kaygılanmak zorundadır; çünkü o kanaat önderidir. sözlük anlamını hatırlayalım: "bir toplumun büyük kesimini oluşturan halk kütlesi dışında kalan küçük bir aydın kesiminden oluşan kütle."
yığınların önüne yasalar konur uysunlar diye. laikliği de bu yasa paketlerinden biri olarak düşünmemiz gerekiyor. devletin kurumlarına ait uygulamaların laiklik süzgecinden geçmesi yanında, vatandaşların da buna uygun davranması gerekiyor. ama dediğim gibi, insanların "ben laikim" demesi de gerekmiyor kendi özel & inanç hayatını başkasının özel & inanç hayatına tahakküm zemini oluşturmadıkça. çünkü onlar yasa-koyucular değil; kanaat önderleri hiç değil. belki seçimlerde eşit oy hakkına sahipler; ama bu, çoğunluk olmalarından ötürü, yasaları ehliyetsizlikleriyle bozmaları anlamına gelmez. böyle olsaydı her gün ya da her saat yeni bir anayasa yazmak gerekebilirdi; oysa denetleyici kurumlar niye var bu sistemde, bunun iyi anlaşılması gerekiyor.
laik elitler lafından alınmamak gerekiyor; hatta laik olmayan elitler bile olabilir. dahası laik olan ancak elit olmayanlar da olabilir. metrobüste kadın döven, minibüste lahmacun yiyen vatandaş gibi, karısına, çoluğuna çocuğuna, çevresine ve hatta ülkesine en olmadık zararı veren akademisyen, yüksek derecede kurmay, ekonomist yok mudur? vardır. yani herkesi bir arada huzurlu bir şekilde tutmayı öngören yasa herkes, bağlıyor; yoksa ceza-i müeyyide ne işe yarar başka? laikliği delenler için cezayı uygularsın olur biter; ama elit olmayandan laikliği bilmesini dahi bekleyemezsin. hele ki yüzyıllara dayanan tekke ve cemaat kültürü hala genlerinde dolaşan yığınlara fazlasıyla batılı kavramları 80 senede topyekun aşılayabilmenin mümkünatı var mıydı ki? ne kadar zorlanırsa zorlansın (buna istibdat da diyemeyeceğim kusura bakmayın; bunu diyebilen batıdaki ve doğudaki muadillerin durumuna baksın, insaflı olsun), dönüp dolaşıp daha muhafazakar olanların hükümet olduğu bir cumhuriyet iradesinde bugüne kadar şu laiklik meselesini çözemeyişimizin başka bir açıklaması var mı? daha ilk doğru dürüst seçimde chp'nin halk nezdinde kaybettiği bir düzende kavruluyoruz. ama tabi şerif mardin'in mahalle baskısı meselesinde dile getirdiği bir hususa da katılmadım (bkz: mahalle baskısı/@jimi the kewl). 80 senelik cumhuriyet "iyi nedir, güzel nedir" üzerine, tıpkı bilmemkaç bin yıllık kökü bulunan batı gibi çaba sarf edemezdi. bunun için beklemek gerekiyor; halkın damarlarında dolaşan cemaat, tekke ve ümmet değerlerinin; onu daha evrensel (bazen o tekkelerden çok tuhaf "evrensel" değerler çıkar, o da ayrı bir mesele), daha sosyal haklarının bilincinde - bireysel, daha "kendisi gibi olmayana" toleranslı, daha laik, daha hümanist kılan değerlerle kaynaşması hatta yenilerinin önünde hafiften silinmesi için biraz daha beklemek gerekiyor.
batılı da bunu anlayamayabilir; bazen sadece akp karşıtlarına laik elitler diyebilirler; bu da problem değil. biz acaba, bırakın kendimiz dışındakileri bizzat kendimizi bile doğru dürüst analiz edebiliyor muyuz? onlar da yanılabilir; türkiye'de gerçekten ayaklar baş olmuş da olabilir son dönemde. ama halkın dsp-mhp-anap hükümetinden sonra birkaç sene içinde aşırı bir biçimde muhafazakarlaştığını düşünmek de saflık olsa gerek. bu nasıl bir toplum ki, birkaç sene içinde kabuk değiştiriyor. ya da gösterilenler aslında hiç de gerçek değil, olabilir mi? colere populum est coli diye bir söz var "halka dalkavukluk edene, halk da dalkavukluk eder" anlamında; değişen hiçbir şey yok, avam avamlığını her zaman gösteriyor; zaten avamlıktan çıksalar avam olmazlar. dahası elitler de elit olmaktan çıkmamalı; çıktıklarında eciş bücüş bir şeye dönüşüyorlar. üst düzey kurmayları, akademisyenleri saçma sapan organizasyonlar da görüyoruz; din alimleri televizyonda saçma sapan programlarda teolojinin canına okuyor; ülkenin düşünen beyinleri (murat belge-murat bardakçı) birbirleriyle saçma sapan polemiklere giriyor; meydan kendini elit gibi gösteren züppelere ve müslüman gibi gösteren çocuk tecavüzcülerine kalıyor.
turkiye'nin ne oldugunu kavrayamamislarin siginacagi bir tespit.
turkiye'nin elitinin oncelikle laiklik, arkasindan sekulerlik hakkinda dogru durust bir fikri olsaydi, olabilseydi, simdiye teolojik ve dahi metafizik sapikliklarla degil, insanin korunmasi gereken degerleriyle ugrasiyor olacaktik. heyhat, dinle kurulan bag "dini notrlestiriyim, kendi otoritemin bir parcasi kilayim ki halk daha rahat lafimi dinlesin, koyunlassin" olunca, o din zehirini oraya buraya akitiyor iste, bir baska siyasi erkin alanina girmesini kabullenmiyor (savim sudur: din a priori olarak siyasi bir erktir, dini teolojik ve metafizik bir butunluk olarak okumaya calisan ancak ve ancak zihni kayik bir dincidir (bu dinci grubunun iki debelenip safi bir sekilde sacmalamadigini, bu dinci seysinin dinin teolojik ve metafizik bir yapi olarak ustun oldugu argumanina destek olarak "kant ahlaklı olalım diyor, hegel de sentez diyor" gibi tezimsileri oraya buraya pislemeleriyle anlayabilirsiniz).
ben de istiyorum bu laik elitlerden. su les mezhep savasindan, dinsiz bir dunya tasarimiyla kurtulmak istiyorum. etrafima bir bakiyorum ki turkiye'deki "elit" denilen guruh, "benim de nenem basortusu takardi" retorigine, politik sigligina saplanip kalmis, dunyayla bir derdi olmayan, iktidar budalasi insanlar.
presumptive edit (britanya kedisiyim de): ustteki lafim uzerine "dine direkt dusmanlik besliyor bu, halkina dusman kesilmis" yorumu yapani da carmiha germek istiyorum. ama biliyorum, bunu diyenleri de sayiyla verdiler. vazgectim, siz kendi kendinize gerilin.