kimi zaman bilincsiz olarak yapilan kimi zamanda bilincli olraka yapilan olay
bilincsiz olarak yapilamsina etken, kisinin (laneti yapan kisi) bilincaltindan kaynaklanan bir materyel uzerine veya bir kisi uzerine odaklanmis negatif enerjisi etkendir ki buna nazar olarakda nitelendirmek mumkun
bilincili olarak ise, gerek bazi materyeller ile veyahut bilinci olarak kanilize dilen kotuluk etkendir esasinda kullanilan materyel sadece laneti yapan kisiyi daha inandirici oldugu icindir lanet temel olarak duygu aktarimidir dolayisiyla obje kullanilmaya ihtiyac duyulmaz sadece kisi o objenin etkili olduguna inandigi icin bu islem ise yarar veya bir obje uzerine yoneltilen duygular o objeyi kullandiginizda etkili olacagini inanmaniza sebep olur
ki sansli esya kavramida budur yapilan sadece o esyanin sans getirdigine inanmaktir...
bir sarkida yalnizligini* fark etmek, gecmise donuvermek... yara gecmiste, icinde, bugunde, kacisi yok, dun ne olduysa bugunde devam edecek eger lanete boyun egilirse.
lanet, bu, fark etmek ki bugun olan felaketler dun de olmustu. nedir sorunun?
orjinal ismi cursed olan, scream serisinin yaratıcısı wes craven tarafından yönetilen film. filmi alırken christina ricci nedeniyle izlenmeye değer olduğunu düşündüğüm ancak filmi izledikten sonra asla bu filmi kimse izlememeli diye düşündüğüm berbat film...berbat oyunculuk..
geçen akşam "tarafsız bölge"de "takva" filmini konuşuyorduk.
programa "tarikat uzmanı" kimliğiyle katılan müfit yüksel, "türkiye’de dindarların sinema sanatıyla ilişkisinin gayri resmi kısa tarihi" başlıklı bir muhabbet açtı ve son derece ilginç bir anısını anlattı.
müfit yüksel’in anısı "lanet" filmiyle ilgiliydi.
1977’de çekilen bu film, belki de ülkemizin ilk "politik islamcı" öğeler taşıyan filmidir.
yönetmenliğini mesut uçakan’ın yaptığı filmde, müjde ar, bulut aras, eşref kolçak, süleyman turan gibi oyuncular görev alıyordu.
konusu ve işlenişi itibarıyla hayli "propagandist" takılan film, bir grup solcu üniversite öğrencisinin "doğru yol"u bulup "hidayete ermesi"nin öyküsünü anlatıyordu.
***
müfit yüksel, işte bu filmin "gala"sını anlattı "tarafsız bölge"de.
galaya büyük ilgi gösteren dindar kesim, sinema salonunu hıncahınç doldurmuş.
film gösterildikten sonra oyuncular kürsüye çıkmışlar.
eşref kolçak, kitlenin ruhunu okşayacak birkaç söz söylemiş ve salondan "mücahit eşref" sloganları gelmiş.
diğer oyuncular da sırayla kürsüye çıkmışlar, kitle onları da benimsemiş. yani salondan "mücahit süleyman", "mücahit bulut" sloganları işitilmiş.
ve sıra müjde ar’a gelmiş.
"ben de allah’a inanıyorum. her hafta eyüp sultan’a giderim" diyerek gecenin mana ve ehemmiyetine uygun bir konuşma yapan müjde ar da kitleden büyük destek almış ve salon bir anda "mücahit müjde" sloganlarıyla inlemiş.
en hafif sekli ile rijit ahlaki degerlere sahip kisiler tarafindan kalabalik yerlerde onaylamadiklari hareketlere tsch tsch tsch sesini cikartmak suretiyle isleme koyduklari hissiyat hali.
bu ibare şayet sende gözükmüyorsa, çaylaklığına süre verilmemiş demektir (hadi yine iyisin bağlamında). yani 10 entry'yi girer girmez onay bekleyen çaylak oluyorsun, daha ne olsun.
onay bekleyen çaylaklar (eski-yeni hepsi) sözlüğe kayıt tarihlerine göre sıraya giriyorlar. onay beklemenin koşulu ise çaylağın üzerinde lanet olmaması ve yazması gereken on entry'yi tamamlamış olması. dolayısıyla "lanetin kalkacağı zaman", çaylağın ne zaman onay bekleyen çaylak olabileceğini belirtiyor sadece.
ilk sekiz nesilde çaylak birikmesi olmadığı için sıra problemi pek olmuyor. bu nesillerden birindenseniz, on entry'nizi tamamladıysanız ve üzerindeki lanet de kalkmışsa tahminen o gün, en geç birkaç gün içinde değerlendirilir. eğer "kimdir nedir"inizde "lanetin kalkacağı zaman" görünmüyorsa (kendiniz göremiyorsanız) üzerinizde lanet yoktur, ya da lanet kalkmıştır. o zaman da on entry'yi girmeniz kısa sürede değerlendirilmeniz için yeterli olur.
gelelim dokuzuncu nesil yazarlıktan çaylaklığa düşenlere. sabırtaşı yazar değilseniz ve bir moderatörün referansıyla alınmadıysanız sizden öncekiler ya onaylanarak, ya kaydı silinerek, ya da geç şimdilik denerek değerlendirilmiş demektir. dolayısıyla tekrar çaylaklığa düştüğünüzde sıra olarak yine halihazırda bekleyenlerin önünde yer alırsınız. sizden önce yer alanlar ilk sekiz nesildekiler ve sizinle aynı durumda olan ancak daha önce kaydolmuş dokuzuncu nesillerdir, size de sıra çabucak gelir.
sabırtaşı yazarlarda işler biraz daha karışık. 1 haziran 2008 ve öncesinde kaydolmuş, 21 aralık 2008'den önceki bir aylık süre içinde sözlüğe en az bir kez giriş yapmış ve geç şimdilik denmemiş çaylaklar yazar oldu. yani kayıt tarihi tek kıstas değildi. sabırtaşıysanız çaylaklığa düştüğünüzde sizin gibi çaylaklığa düşen çok sayıda sabırtaşı yazardan sizden önce kaydolanların ve sabırtaşı alımlarında yazar olamayan, geç şimdilik denerek daha sonra değerlendirmek üzere ötelenen çaylaklardan yine sizden önce kaydolanların gerisinde yer alırsınız. bunların sayısı hakkında kaba taslak da olsa bi tahminde bulunamıyorum maalesef.
hiç yazarlığa geçmemişseniz yahut çaylak olur olmaz değil de belli bir süre sonra "kimdir nedir"inizde lanetin kalkacağı zaman belirdiyse, bu, sıranın size geldiğini ancak bir hafta sonra değerlendirilmek üzere atlandığınızı gösterir. böyle bir durumla karşılaştıysanız entry'lerinizi bir kontrol edin, anket varsa, sadece örnekten ya da bkz'dan oluşan entry'ler varsa temizleyin. dedirten kullandıysanız o entry'yi dedirtensiz derli toplu bir tanıma dönüştürün. o arada silinmiş entry'niz varsa onların yerine başka entry'ler girin. böyle bir şey yoksa da entry'lerinizin içeriğini tekrar gözden geçirin. sırf legalliği garanti diye peşpeşe "çok sevdiğim şarkı, sözlerini de yazayım tam olsun" yazmayın mesela. entry'lerinizde biraz çeşitlilik olsun. bir de yüz tane falan entry girdiyseniz onu makul bir sayıya (on-yirmi arası) indirin lütfen.
ben butonuna basınca özel bilgilerde görünen yeni bişey. burdaki bilgilere bakılırsa tam üç gün lanetlenmişim. ben de diyorum işlerim ters gidiyor hep neden acaba. meğer lanetlenir dururmuşum. neyse öğrendik sorunu, tütsü falan yakıp yoketmeye çalışacağız laneti. secret falan da yapsak mı acaba başlamışken karar veremedim şimdi.
insanın hayatındaki en büyük lanet nedir? bir başına yalnız kalmak mı yoksa kalabalık içerisinde yalnız olmak mı?
ağzımdan çıkan kelimeler bazen o kadar yabancı ki bana. beni anladıklarını zanneden insanlara benim bile bilmediğim bir dilde bir şeyler anlatıyorum sanki. beynimde yankılanan ve bağıra çağıra söylemek istediklerim değil dudaklarımdan dökülenler. ne çok yalan söylüyorum ki artık kendimi bile kandıramıyorum.belki de doğru olması gerekenlerdir yalan zannettiklerim.
herkesin laneti ömrü boyunca peşinde mi? yoksa en dayanılmazı gözün açıkken gördüklerinle gözün kapalıyken hissettiklerinin ve istediklerinin birbirine hiç benzememesi mi?