"ama ben sandigin icindeki koyunlari gormeyi beceremiyorum.." neden bu kitap hep cocuk yayinlari arasindadir cok daha fazlasini hak ederken bilemiyorum
inanilmaz güzel bir kitap... sahra çölüne düşen bir pilotun küçük prensle karşılaşması, küçük prensin gezdiği gezegenler, onlar hakkındaki düşünceleri, ve elbette tilki ve küçük prensin gülü... evcilleştirmenin, birşeye bağlanmanın güzelliği ve zorluğu... süper kitap...
b 612'de takılan, kitabının türkçe çevirisinde "bir türk diktatörü" lafının geçmediği güzel bir kardeşimizdir. hesapta en büyük türk'den bahsediliyor, ama türkçe'ye çeviride tırsma olayı vuku bulmuş, baskıda da vücud bulmuş diyebiliriz.
hemen en can alici kismi yazalim: "n'oublie pas, dit le renard, c'est le temps que tu as perdu pour ta rose qui fait ta rose si importante. -c'est le temps que j'ai perdu pour ma rose... fit le petit prince, afin de souvenir..."
"unutma, dedi tilki, gülün için harcadiğin zamandir gülünü bu kadar önemli yapan. - gülüm için harcadiğim zaman... dedi küçük prens, hatirlamak için..."
"..güzelsiniz ama boşsunuz, diye ekledi. kimse sizin için canını vermez. buradan geçen herhangi bir yolcu benim gülümün size benzediğini sansa bile, o tek başına topunuzdan önemlidir. çünkü üstünü fanusla örttüğüm odur, rüzgardan koruduğum odur, kelebek olsunlar diye bıraktığımız birkaç tanenin dışında bütün tırtılları uğruna öldürdüğüm odur. yakınmasına, böbürlenmesine, hatta susmasına kulak verdiğim odur. çünkü benim gülümdür o.."
hayat artık ifadesiz bir tavır takınmaya başlayınca okunması gerek yegane kitap. kaybedilen değerlerin ne kadar önemli olduğunu hatırlamanın en güzel yolu, baş ucu kitabı.
herkesin anlayamadigi icin cocuk kitabı olarak her kitaplikta yerini almis, ama aslinda fransiz ve dunya edebiyatinin en degerli kitaplarindan biri olan, icinde tamamiyle bir hayat felsefesini barindiran, dunyada marx'ın kapitalizm inden sonra en cok satmis olan eser. her detayinda bi anlam vardir, mesela niye sadece fenerciyle arkadas olabiliyordu veya niye fenercinin dunyası en kucuk olaniydi vs.. herkes anlamali felsefesini..
birkaç anektod: -pilot olan yazar exupery, kitap yazildiktan birkac yil sonra, aynı kitaptaki gibi ucagiyla sahra colune gider ve bir daha haber alinamaz. (edit: gecen haftalarda bulundu ucagi) -kitap son hali olan "buyuk fontlarla 98 sayfa" haline gelmeden once 1000 sayfalik bir eserdi ama exupery kisaltarak şimdiki haline indirdi. -fransada cok sevilen kucuk prans, 50 franc larin üstünde konu edilmistir, hala var yani piyasada. bizim her paranin ustunde olan ataturk gibi orda da 50 franc larda kucuk prens var :) (edit: euro cikti evet..)
-senin ordaki insanlar, dedi kucuk prens, bir bahcenin icinde binlerce gul yetistiriyorlar ama yine de aradiklarini bulamiyorlar. -dogru, bulamiyorlar dedim. -aslinda aradiklari tek bir gulde, ya da bir damla suda bulunabilir. -evet, haklisin dedim. -ama kordur gozler. insan ancak yuregiyle baktigi zaman gercekleri gorebilir...
resimleri ben de suluboya yapma isteği uyandıran sağa sola küçük prens çizip durmama sebep olmuş kitap. uçuşan atkısıyla, gezegeniyle, kutunun içindeki koyunu ve atkısıyla muhteşem bir karakter. küçükkken okuyamamış sevememiştim. sonra iş güç olmayınca, üzgün olunca okunan kitap oldu.
"bir yıldızda yaşayan bir çiçeği seviyorsanız, geceleyin yıldızlara bakmak hoştur. ve geceleri gökyüzüne bakarsın. herşeyin çok küçük olduğu gezegenimi gösteremem sana.. belki böylesi daha iyi. yıldızım senin için herhangi bir yıldız olsun. böylece gökyüzündeki bütün yıldızlara bakmayı seveceksin.."
"sizler gibi, benim gibi küçük prensi sevenler için, evrenin kimbilir neresindeki bir koyunun bir çiçeği yemiş ya da yememiş olması çok önemli bir şeydir.gökyüzüne bakın. kendinize 'acaba koyun çiçeği yedi mi, yemedi mi?' diye sorun. bakın her şey nasıl da değişiyor. ve bunun neden bu kadar önemli olduğunu büyükler asla anlayamazlar..."
go oyunu gibidir... go'yu öğrenmek nasıl basittir, ama ustalaşmak ömür alır, küçük prens'i de okumak kolaydır ama etkisinden kurtulmak için ömür yetmez. yıldızıma hala bakıyorum...