norvecli bi rock grubu, 1993 de abbey's adoption olarak ba$liyan 4 yil ichinde bi kac kez isim ve solist deistiren, 97 de sonunda derin+bouk sesli silvert hoyem (o, bosh kume) ve madrugada ismiyle norvecde harbi bi ciki$ ve mutemadiyen bende ali$kanlik yapmi$ 4lu.
iki full-length albumleri var: industrial silence, the nightly disease. salt, belladonna, beautyproof, two balck bones dinlenilesidir...
ispanyolca'da ve eğer cesaria evora dinlemelerimden edindiğim fikir yanlış değilse portekizce'de de şafak vakti anlamına gelen kelime. hatta ispanyollar bu bağlamda sabah erkenden kalkanlara "madrugador" derler, ne kadar hoş değil mi..
22.11.2003 tarihinde stavanger'da konser vermiş grup, bir hafta arayla kaçırdığım bu konser yüzünden ne kadar dövünsem azdır, zira norveçe gidip düzgün müzik dinlemeden dönmek koymuştur. ayrıca konseri bana haber veren oranın yerlisi kızın bu grubu türkiye de nerden biliyorlar demesiyle biz türklerin norveçlilerden daha çok onların kendi müziklerini dinlediğimizi farkettim.
özellikle son albümleri the deep end le * gönüllerimizde sağlam bir taht kurmuş olan norveçli prensler... solist sivert hoyem 'it's about the feeling of not being in control, the sinking feeling, the deep end of the swimming pool' diyerek kısa bir özet geçmiş the deep end için... solistin albümdeki favorisi ise hold on to you... ayrıca şu an turnede olan grubu mayıs ayında yunan hayranları canlı olarak izleyebilecek... umarız o kadar yakına gelmişken buralara da ugramadan geçmezler de sevindirir, hepbir ağızdan eşlik ettirirler o harika bestelerine. sonuç olarak the deep end i mutlaka edinin... özellikle de hold on to you ve running out of time ı es geçmeyin...
running out of time isimli sıradışı çalışmasıyla avrupalı tüm blues sanatçılarına meydan okuyan grup. basit ama etkili gitarlar, vurucu davullar, gizli silah bas gitarlar ve tok, acı, acıtıcı vokaller...harika.
yavaş şarkıları da hızlı şarkılarıda pek dinlenesi pek güzel olan gruptur. solist kişinin benzeri olmayan bir sesi vardır ve şarkılarının sözleride ağızda tat bırakan cinstendir.
adli kisilerden tesekkul etmis acaip bir grup olur kendileri. vokalistleri yuzunden kimi zaman bir the tea party, kimi zamanda leonard cohen tadi birakirlar.
tek bir cümleyle ya da kelimeyle tanımlamanın mümkün olmadığı grup. solistlerinin gözle görülür bir şekilde nick cave (bkz: shine) etkisi taşıdığı kesin, ne var ki bunun yanı sıra zaman zaman ian curtis* tadı da bırakabiliyor şarkının atmosferine bağlı olarak. bazı şarkılarda ise jim morrison'a ve doors' a (bkz: strange colour blue) selam duruyorlar adeta, bazen de isimleriyle uyumlu bir performans (bkz: stories from the streets) sergileyebiliyorlar. bunun yanısıra bir de ane brun düetleri lift me var ki buram buram bob dylan- joan baez kokuyor. hold on to you, majesty gibi parçalarla playlist in vazgeçilmezleri olabildikleri gibi i'm in love ve running out of time ile blues'un babasını da yapabiliyorlar. ne denebilir ki böyle bir grup için, mükemmel bir paket servisi andırıyor. her şey yerinde ve leziz.
robert burås (gitar), frode jacobsen (bass), jon lauvland pettersen (davul) ve sivert høyem (vokal) isimlerindeki dort guzel insan tarafindan 1995 yilinda kurulmu$, norvecli grup 2002 yilina kadar bu kadroyla devam etmi$tir. yil sonunda pettersen yerini simen vangen isminde bir baska davulcuya birakir, 2005 yilinda ise vangen "cesitli jazz projeleri uzerine yogunla$mak istiyorum" diyerekten musadesini ister.
joy division, suicide, velvet revolver gibi topluluklardan etkilenen madrugada biraderler, 1998 yilinda, henuz birkac yil once parcalarini coverlamakla me$gul olduklari rolling stones ile ayni plak $irketiyle; virgin records ile sozle$me imzalarlar. iskandinavya'da nam salmayi ba$ari sayabilecekken, ilk albumleri industrial silence'in tum dunyada pazarlanmasi, kendileri icin de $a$irtici bir ba$ari olur. iki yil icinde kita avrupasinda taninir hale gelen grubun ikinci albumu the nighly disease 2001 yilinda raflardaki yerini alirken, ucuncu album, grit, 2002 yilinda hazirdir. grid albumunde yer alan majesty, grubun alamet-i farikasi haline gelirken, ingiliz radyo istasyonlari da artik madrugada ismine a$inadir.