50'li yılların yakışıklı aktörü. "rıhtımlar üzerinde" filmiyle ilk çıkışını yaptıktan sonra, "genç aslanlar", "viva zapata" ve "ihtiras tramvayı" gibi filmlerde rol alıp, asi gençliğin simgesi oldu. "baba", "paris'te son tango", "donjuan de marco" gibi filmlerde de rol almasına rağmen uzun süredir, şehre uzakta bir evde yalnız yaşayan marlon abi, "sevgililerimi ve çocuklarımı mutlu edemedim, iyi bir baba olamadım" gerekçesini öne sürerken, bence ortamlardan daraldı, lanet etti ve çekildi. kimseyle görüşmeyen abü; kaliteli bir anarşisttir aynı zamanda.
1973 yılındaki oscar törenlerinde ismini hatırlayamadığım bi filminde oscar'a layık görülünce, kızılderililerin soykırımını protesto etmek için, bi tane kızılderili genci göndermiş mekâna... sahneye çıkan genç kız "ben bi apaçiyim" diye girdiği cümlenin sonucunda brando'nun oscar ödülünü almayı reddettiğini açıklamış...
sonradan bu kızın aslen kızılderili değil de amatör bi oyuncu olduğu ortaya çıkmış... yıllar sonra da abüm: "o oscar benim, hakettim, şimdi istiyorum kardeşim" diyincek, sayın akademi: "çocuk oyuncaa mı lan bu" diyip, ödülü wermemişler... [fısıltı gazetesine yazar gibi entri girdik arkadaş]
kronolojik olarak ihtiras tramvayı rıhtımlar üzerinde den önce geldiğinden ilk çıkışını ihtiras tramvayı ile yapmış olmalıdır. uzun zaman nerden yaşadığını bilmiyorum ama bu yıl the score da edward norton ve robert de niro ile birlikte oynamıştır.
bir başka özelliği de dillere destan oburluğu sayesinde dünyanın en kötü yaşlanan insanı olmasıdır. olsundur. biz onu öyle de severizdir hem zaten 80 yaşına merdiven dayamıştır.
1924'de nebraska'da doğmuştur. 20 li yaşlarında newyork'da tiyatroya başladı. 1950'de the men filmiyle sinemaya atıldı. metod oyunculuğunun ilk uygulayacılarındandır. iyi bir gözlemcidir ve oynadığı karakterlerle bütünleşmiştir. önemli filmleri: the men 1950 ihtiras tramvayı 1951 viva zapata 1952 rıhtımlar üzerinde 1954 (ilk oscarı) the godfather 1972 (ikinci oscarıdır ama reddetmiştir.) paris'te son tango 1973 kıyamet 1979 kupkuru bembeyaz bir yaz 1989 komplo 2001 8 kez oscara aday gösterilmiştir.
the score filminde balon misali şiştiğini gördüğüm aktör. bir insan yaşlanır da bu kadar mı değişir, hadi şişmanlamışsın olur, yaşlanmışsın olur ama karizmasından da eser kalmamış marlon brando'nun.
sevei kadar sevmeyeni olsa da, kaprislerinden cok cektirse de (neyse ki bana zarari dokunmami$tir) gelmi$ gecmi$ en iyi oyunculardandir. metod aktorlugunu sonuna kadar somurmu$tur. sete gec gelir, filmlerde oynamak icin inanilmaz paralarin yaninda binbir tane extra sey ister ve fakat tek cekimde isi bitirir. okudugu film akademisine giris sinavindaki performansi (eriyen bir mumya) bile efsanedir. arada garip/gereksiz filmlerde oynamasi oglunun kefaleti icin vermesi gereken parayi cikarmak icindir. (simdiye kadar olan en yuksek kefalet ucretidir). don juan filmi icin (farah fawcet'in onerisiyle) johny depp ile oynamayi kabul etmi$ ve depp'in bir nevi manevi babasi olmu$tur. hatta acar oglan bir oteli dagittigindan zarari marlon abi olmu$tur. ama gonul isterdi ki bu amcamin $i$man halini gormeyip rihtimlar ustunde'ki o ilk harley davidson ile poz verdigi o unlu fotograf ile akillarimizda kalsin.
superman filminin çekimlerine geçirdiği her dakika için neredeyse 2 milyon dolar almış; ha, yok, gözümüz yok çok şükür, bunlar enteresan diye söylüyorum.
yer aldığı tek bir film karesi insanı oturduğu yere çivilemek için yeterlidir. "oyunculuk nedir?" sorusuna verilebilecek en kısa yanıttır. ister genç hali olsun, ister yaşlı hali... nedense marlon amcanın yüzünü her görüşümde boğazıma bir şeyler düğümlenir, "keşke benim dedem olsaydı" derim içten içe...
metot oyunculuğunu benimsemiş ve yüceltmiş hafife alanları hafifleştirmiş baba-tanrı komplexine sahip efsanevi sinema oyuncu(aktörü)su... onu görenler boyun eğip ellerini kavuştur acaba bir şey diyecek mi diye ümitsizce baka kalırlarmış ama o merlonun köpekleri adlı köpeklerini gezdirmekte ve kendince konuşmaktaymışş.... yüce sith lortları kendilerine lortluk teklif ettiklerinde (burun kıvırıp yıkılın karşımdan melun köpekler demeyip) sith lerin bu gönülden tekliflerine teşekkür edip alçakgönüllülükle gönüllerini alarak reddetmiştir... öyle bir an geldi ve kendini kamboçyanın derinliklerinde ki bir kabusun içinde karşısında tüm bu kabusun başmimar dizayncısı iblis coppolayı ve azgın akıldışı teknik ekibinin karşısında buldu.. coppola ona bu şeytani hayvanların dizginlerini verip ortadan tenzzül buyurmaya gitti duman gibi buharlaşıp poofffff... merlon bunun üzerine boş şiir defterini çıkarıp bu mecusilerden uzaklaşıp düşünmeye boşaldı nerelerden ziyade ne yapmıştı onu buraya getiren bitmek bilmez günahlarımı yoksa unuttuğu tanrı mıydı.. yoksa nirvana denilen ucubeliğemi erişmişti birden ordaki vahşi yerli halkı görüverdi kendisine doğru büyülenmişcesine sessiz yavaş yavaş geliyorlardı bunun üzerine o ana kadar fark etmediği elindeki paslanmış palayı kavrayıp onu havaya kaldırdı ve ani bir haraketle bir yerlinin başını bedeninden ayırdı bedenden kanlar fışkırıyor ve toprağı adeta suluyordu brondo önüne bakıp susuyordu (su getirdiler).. yerliler afallayıp hukaja demeye ne demekse tuturdular merlon dayanamayıp bi tanesini daha hutameye gönderdi yerliler kaçışıp bağırmaya başladılar merlon gözleri büyümüş alnı topacık terlerle terlemiş burnundan solur bir vaziyyette tane tane şunları dedi: aşşalık kerkenezler abimimin bedeni şimdi soğuk toprakla çifteşiyor ve bu zor bir şey değil bu yüzden hep bu yüzden zor değil dedi ve derdemez arkasında ki çalılıklardan gelen hışırtıyla arkasına döndü ....
beyaz perdenin unutulmaz mafya babası, ihtiras tramwayı ve pariste son tango adlı muhteşem filmlerin ihtiraslı aşığı, oyunculuğuyla kendine hayran bıraktıran, zenci kadınlara olan düşkünlüğüyle tanınan ünlü amerikalı aktör...
johnny depp'le oynadığı don juan de marco'da bile 200 kiloluk haliyle genç, yakışıklı, karizmatik, atletik depp'e basan, inanılmaz etkileyici, yakışıklı, bir tane olan aktör. paris'te son tango'daki kahverengi paltosu ile bir kez kalpleri fethetmiştir, çok güzel bakar. şimdinin coolları dvd'den seyredip bi baksınlar, önce cool olup, sonra dağıtmak neymiş diye.
the godfather'ın seçmelerine ağzının iki yanına pamuk tıkarak gidip direk herkesi eleyen,yine godfather'da sunny*'nin öldüğü haberini aldığı sahnede kendi isteği doğrultusunda alnındaki damarı attırarak* ne kadar muhteşem bir oyuncu olduğunu kanıtlamıştır.
su anda iflas etmis olan ve yanilmiyorsam hukumetin -akademinin de olabilir aylik 750 $ (yuh ulan) gecim parasi bagladigi usta aktor. son on yilda yasadigi olaylara bir de bu eklenince dibe vurdugunu tum dunya aleme kendi agzindan ilan etmis olumsuz insan. (bkz: hic olmeyecegi sanilan insanlar) iflasin en buyuk etkenlerinden biri de oglunun isledigi cinayetmis, oyle diyorlar. ucuk tazminatlari ve masraflari oderken para da suyunu cekmis. kamera karsisinda aciklama yaparken bir cok hayraninin icini fazlasiyla burkmustur babalarin babasi.
gençken haddinden fazla yakışıklı olan bir adam. elleri çok güzel bir de filmlerde filan deli gibi dikkat eder de gözlemlerseniz görürsünüz. aman tanrım o kadar güzeller ki...