depresifim diye dusunurken dun okudum kendimi buldum nerdeyse. seviniyim mi uzuleyim mi bilemedim.*
melankolik kişi çelişkiler içinde kalır, kararsızdır. bir yandan yalnızlığı seçmesinden hoşnuttur bir yandan da insanların içinde olamayışının hüznünü duyar. insanlarla ilişkilerinde hep bir sorun vardır. anlaşılamaması, mizacı gereği farkındalığı, sosyal olmayı , diğerleri gibi olmayı becerememeleri onu insanlardan uzaklaştırır. toplumsallaşmaktan, bir yere bir kimseye bağlı olmaktan korkmak melankoliklerin tutumudur. kendilerine duydukları saygı, kendilerine yönelik olmaları belirgin özelliklerindendir. o nedenle aylaktırlar.
melankolik yapıya sahip insanlar paranoyak ve depresif başlıklarınada örnektir. bu insan tipi genel olarak kendinden başkasına zarar vermeyen küçük shakespeare modülü insanlardır. yaptıkları bütün eylemler kendi maneviyatları adına attıkları adımlardan oluşur. kendi karakterlerine ve dışardan ilk izlenim olarak kendi görüntüleri adına düşündükleri tüm ayrıntılar, onları halk arasında ''deli'' olarak tanımlar. sanat dalları arasında en çok edebiyatta başarılı olmaları melankolik,paranoyak ve depresif insanları dünya içersinde sanat başlığı altında toplanmalarının sebebi huzur bulma çabasıdır.birleşmeyi ilke edinen kesimdir.toplandıkları anda edindikleri huzur ile felsefeye yonlenip tanrı arayışına giren döngüsel yapı içersinde yer edinen saklı insanlarımız.
yarım kalmış bir bardak düşün. bu bardağa bakan kişi, bardağın yarısının boş olduğunu düşünüyorsa pesimisttir. yarısının dolu olduğunu düşünüyorsa, optimisttir. o bardaktan alacağı diğer hiç bir yudumun ilk yudumun tadını vermeyeceğini düşünüyorsa melankoliktir. pesimistten de, optimistten de kötüdür.
"narsist ve melankolik kişi, içten içe arzuladığının esasında başkası değil kendisi olduğunu bildiğinden, asla ulaşamayacağını bildiği birine aşık olmayı tercih eder. kayıpla ortaya çıkacak olumsuz durumu ve kişinin kendiyle yüzleşmesini engellemenin tek yolu vardır: arzunun gerçekleşmemesini sağlamak."