galatasaray'daki klasik sezon basindaki tercuman skandalidir. skibbe'nin tercumani yako igual'dan nispeten iyi olsa da kafasina gore tercumanlik yapan adam:
rijkaard: i must say that the team is working hard. but we are now working for about two weeks more or less, it is impossible to have the perfect condition already. for that reason we call it the preseason training camp. we have to build up the resistance of the players and that is what we are doing right now.
tercuman: tabi su an icin beklenen seviyeyi yakaladik dersek yalan olur. cunku iki hafta maksimum uc haftadir beraberiz ama her gecen gun daha iyiye gidiyor ve en kisa zamanda o seviyeyi yakalayacagimizi dusunuyorum.
bülent korkmaz isimli şahsın (takımı daha çok karıştırabilmek için olsa gerek) tavsiyesiyle bu sezon frank rijkaard'ın tercümanlığına getirilmiş, daha bir ay olmadan neden tavsiye edildiğini göstermiş, tercümanlık mesleğine yepyeni açılımlar getirmiş bir kişi. rijkaard'ın lincoln'le ilgili demecini kafasına göre çevirmek başta olmak üzere marifetleri için : http://www.milliyet.com.tr/...a%20tercuman%20krizi...
hangi basın toplantısındaydı bilmiyorum ama "some players"ı türkçe'ye "arda turan, sabri sarıoğlu, mehmet topal gibi oyuncular" şeklinde çevirebilen bir tercüman kendisi.
bugünkü basın toplantısında üst üste büyük yanlışlar yapmış tercümandır. aklımda kalanlardan bir tanesi, şöyle bir şeyler:
"if we are interested... we make transfer bla bla"
çeviri: "eğer futbolcu ilginçse transfer ederiz, ilginç değilse etmeyiz vs."
ilginç futbolcu nedir arkadaşım !?? "ilgi duymak, ilgilenmek" bilmezsen azcık ayıp olmaz mı?!
bir diğeri ise:
"we have to sacrifice... to win bla bla"
çeviri: "acı çekmemiz gerek"
güzel kardeşim, "fedakarlık"la "acı çekmek" arasında ciddi bir fark var. daha da vahimi, bu ifadenin birçok spor sitesinde an itibariyle manşet olması.
ferrari alıp tüp taktırmak gibi bir şey, takımın başına rijkaard getirip tercümanı böyle seçmek.
böyle seçmek derken; bu tercüman, takıma bülent korkmaz zamanında getirildi, gençlerbirliği takımında brezilyalı oyuncuların tercümanlığını yapıyordu. rijkaard alınınca elemana sordular, ingilizce biliyor musun? o da haliyle süper biliyorum diye cevap vermiştir. madem takımın başına rijkaard geldi o zaman benzinin iyisini kullanacaksın. hem rijkaard'ın ana dilini bilen hem de ingilizceye hakim olan tercüman bulacaksın. kulüplerin böyle gençleri tercih etme sebepleri; kulüp içinden görece az bilgi sızdıran kişi olmaları, medyayla ya da bir takım menajerlerle ahbap çavuş ilişkilerinde olmalarının biraz daha uzun sürmesi ve ucuz olmaları. madem çekinceler bunlar futbol sektörünün dışından tercüman getirilir, sorun çözülür. mesela zico'nun tercümanı da hata yapıyordu ama portekizce bilen sayısı az olduğu için hataların üstüne bu kadar gidilmiyordu. roberto carlos geldiği sene şampiyonlar ligini hedeflemişse sebebi portekizce bildiği için göreve getirilen tercümanıdır.
buyuk bir ihtimalle galatasray lisesi mezunu, kulup uyesi oldugu icin rijkaard'in tercumanligina getirilmis kisi halbuki ne kadar fenerli olsamda sirf rijkaard ugruna o goreve talip kisi burada bekliyor... edit: efenim kendisi galatasaray degil isik mezunu imis torpilde bulent korkmaz dan geliyormus orange coffe'ye merciler...
kurban kesmeliyiz de diyebilirmiş mesela sacrifice çeviricem derken. "basın toplantısından sonra tüm basın mensubu arkadaşları eyip sultan'a bekliyoruz."
telaffuzuna bakınca eğitim, kurs vb. sebeblerle yurtdışına gitmediği, varolan ingilizce bilgisini salt türkiye'de edindiği izlenimi veriyor. bu kadar kolay olmamalı galatasaray gibi bir takımda görev alıp frank rijkaard gibi bir ismin tercümanlığını yapmak. gerçi ne zaman görülmüş bir işi de tam yaptığımız ki bu tam olsun.
hayır bir galatasaraylı olarak gerçekten çok koyuyor bu tür yanlışların yapılması. dünyanın sayılı hocasını getirmesini beceriyorsun da yanına ingilizceyi televizyondan, ne bileyim internetten öğrenmiş gibi duran bir adamı tercüman diye oturtuyorsun. tam türk işi. bıraksan sözlükte ben dahil onlarca kişi çıkar o işi çok daha az paraya ve katbekat iyi yapacak. ihtiyacı olmayan gönüllü yapar, hatta gücü yeten üzerine para bile verir lan. galatasaray bünyesinde çalışmaktan söz ediyoruz.
velhasıl yazıktır, günahtır bu arkadaşın o görevde bulunması. oraya neye dayanarak, nasıl getirildi bilemiyorum ama boşuna okuyoruz, çabalıyoruz hissi veriyor bu tür durumlar insana valla. adaletini siktimin dünyası..
şunu da belirteyim, çeviri kabiliyeti üzerine gereken eleştiriler yapılmış diye telaffuzundan söz etme ihtiyacı duyup çevirilerini es geçtim. hani çevirisi iyi olsa telaffuzuna takmam, o kadar olsun demeye çalışırım. lakin görünen köy kılavuz istemez, rijkaard'ın dediklerini ne yazık ki çok kötü bir şekilde çeviriyor.
hadi tercüman yanlış çeviriyor ya da kendinden yorum katıyor, peki bu basın toplantılarını resmi siteye yazan kişi de mi ingilizce bilmiyor? veya o toplantının notunu tutan kişi de mi ingilizce bilmiyor da www.galatasaray.org'da bile "acı çekmemiz gerek" olarak yazılıyor?
beginner seviyesinde ingilizce bilip football manager daki maç öncesi/sonrası demeçlerini "ne diyo lan burda" merakıyla anlamaya çalışan biri bu arkadaştan daha iyi çeviri yapabilir.
mesleği gerçekten tercümanlıksa, bugünkü basın toplantısı sırasında ya çok heyecanlanmış, ya da hatalı çeviri yoktur çevirmenin seçimi vardır önermesini çok fena yanlış anlayıp uygulamıştır. kendisinin yerinde olmak istemezdim.
iddia edilen "able to suffer"ı değil; frank rijkaard'ın "sacrifice" kelimesini "acı çekmek" olarak çevirmiştir. hatta, bu kelimenin tam oturmadığını düşünerek kendisi bir yorum katmayı uygun görmüştür: "acı çekmekten şunu anlayabiliriz, yani takımımızın tüm gücünü ortaya koyması lazım".
ayrıca, "able to suffer"ın anlamsızlığı bir tarafa, onu çevirmiş olsa bile yanlış çevirmiştir.
kaldı ki, bir teknik direktörün "able to suffer" gibi bir laf ettiği görülmüş değilken, "have to sacrifice" kalıbı sporda en sık kullanılan kalıplardan biridir.
üstelik, "ilginç futbolcu" diyen tercümandan ne bekleyebiliriz ki ?!