i am one with the ones who bring the plague i control their universe through the dark, beyond this world i am in the dominions of thine consume the earth, the night will never end as i see through the secrets of all time the funerals will never end
i will summon thee forces of darkness and ancient might i´ll bring you forth, into eternal impure night i will summon thee who the legions of light will attack step right through my mirrors of black
as the flames from the past start to rise and the sun drowns in blood as my spirit burn the world of lies the vision has come true
i will summon thee forces of darkness and ancient might i´ll bring you forth, into eternal impure night i will summon thee who the legions of light will attack step right through my mirrors of black
transcendence hemen ardından başlar. çok sıkı bir introsu var bence şarkının. gerçekten nefis hatta. albümün introsu iyice baydığı sırada çat diye başlar şarkı. bariz albümü kurtaran bi şarkı bence. ve ayrıca zaman zaman temposu düşse de his creation reversed en hareketli veyahut gaz parçası sayılabilir. dediğim gibi girişi zaten super tam kafa sallamalık *.
pretty girls can’t look away vanity’s a deadly sin pretty girls can’t look away it’s what the flesh is packaged in pretty girls can’t look away vanity’s a deadly sin pretty girls can’t look away it’s what the flesh is packaged in
pretty girls have a love affair with their eyes and their shining hair fantasize that the world adores tantalize like a cover girl
mirrors are a negative space with a frame and a place for your face they reveal what the rest of us see they conceal what you’d like it to be
pretty girls can’t look away pretty girls can’t look away oh yeah pretty girls can’t look away vanity’s a deadly sin pretty girls can’t look away it’s what the flesh is packaged in
abd de 15, ülkemizde ise 22 ağustos ta gösterime girecek olan gerilim filmi. abd ile yakın tarihte gösterime girmesi sevindirici. öte yandan epey bir reklam ve promosyonla vizyona girecek. bugünlerde hangi siteye baksam reklamlarını görüyorum. çok iddialı bir film.
edit: film abd de orta karar bir açılış hasılatı yapmasına rağmen eleştirmenler yüksek not vermiş. güzel bir film ve epey konuşulacağa benziyor.
japonya dan devşirme filmlerden biri. ve bu yüzden yine saçları suratını kapatan ve böylece gereksiz bi gerginlik yaratan küçük bi kız görmemiz olası. sadece kiefer icin değil alexandre aja icin de izlenmeli diye düşünüyorum hatta jason flemyng i de görme sansın var daha ne olsun. aja su an holivudun efsane korku-gerilimleri yeniden ceksin bi şenlendirsin diye düşündüğü bi yönetmen. bu arada filmi google da aratınca resmi sitesinin linkinde kiefer i keifer diye yazmıslar. google a burdan sormak isterim bagıraraktan bunu mu demek istediniz? (bkz: kiefer sutherland) uhahaa. gerci o google nin hatası değil sanırım ama olsun.
feci spoiler korku filmlerinde gülen bünyeye sahip yazar kişisi başka film olmayınca ve kiefer sutherland hatrına filme gitmiştir. tahmin ettiği gibi zaman zaman korkulması(!) gereken yerlerde gülmüştür. özellikle rahibemizin olayı dayandırma sebeplerine! şeytanmış mış da. gidemezmiş de! bu ne bencilliktir! sezarın hakkı sezara, filmin son yirmi dakikası fena değildir. özellikle son sahneler iyidir. ama hollywood artık m. night shyamalan kopyalamaktan vazgeç, tek sahne de olsa esinlenilen, böyle büyük bir endüstriye yakışmıyor. filmin iyi hasılat yapacağı düşünülerek ikincisi çekilir beklentisiyle böyle bitirmişler ama kopyalardan bıkıyor bünye. feci spoiler
buyuk umutlar beslemeden gittigim ve keyif alarak ciktigim ender korku/gerilim filmlerinden bir tanesi olmu$tur mirrors, aferin.
--- spoiler --- ben mi sadece bundan muzdarip oldum bilmiyorum ama bir ara kiefer sutherland once anna esseker'in karde$ini, sonra da anna'yi sandalyeye baglayip i$kence ederek gercekleri agizlarindan alacak gibi geldi, sonrasinda zaten icindeki jack bauer'i uyandirarak namlu ucunda getirdi rahibe anna'yi.
her damn it dediginde jack bauer'i goruyor gibi oldum, kizkarde$i oldugunde teri bauer'i kaybeden jack'i gordum yine. 24'de nasil keva$e kizi kim bauer'e gicik olduysam, bu filmde de angut oglu michael'den tiksindim. biraksaydiniz geberseydi bebe. bu adamin cocugu colugu olmamali abicim, olunca kafasi bitten gotu sikten kurtulmuyor.
sonu da pek guzel olmakla beraber, benim bildigim jack bauer ikinci filme kalmadan o yansima dunyadan da cikar. hatta bence chloe o'brian'in desktop'undan ciksin. --- spoiler ---
ilk yarının yavaş geçmesini bekliyordum ama gayet hareketli, sürükleyici oldu, hatta ilk yarı sonrasında " aha bulcak esseker'i götürcek kurtulcaklar, bitti film" gözüyle baktım ama güzel sahneler koyup sonuna kadar stresle izlettirmişler filmi. diğer yandan fazla ses efekti verip, efektle korkutma yoluna gitmişler bu da eleştirmenlerden yüksek oy almış bir filmden beklemediğim bir şeydi.
esseker teyzenin içine şeytanı aldıktan sonra borularda örümcek örümcek yürüyüp ben'in yanına gelip upuzun diliyle yalama sahnesi vardı ki, her dişi hayaletin yaptığı bir hareketti, sıradandı, onun gibi hayatının yarısını şeytana yarısını tanrıya vermiş birine hiç yakışmadı. gine de yalayana kadar epey gerildim.
michael'i diğer tüm izleyenler gibi ben de sevmiyorum, ölseydi ipne. ama benim anlamadığım ben'i tehdit eden, kızkardeşini öldüren, karısını ve kızını öldürmeye kalkan şeyin michael'a neden bir şey yapmadığıdır. sonlardaki suya çekme kısmı değil, aynada efendi efendi görünmesinden bahsediyorum, çocuk korkmaya gerek yok diyordu, neden ona öyle göründüklerini hiç açıklamadılar.
sonu lütfen sıradan olmasın diye dua ederken gerçekten güzel, farklı bir sürpriz son da filme oldukça yakışmış.
güzel filmdi diyebilirim, parama acımadığım ender gerilim filmlerinden biri oldu.
alabildigine klise bir konuyu izleyiciye iki dakika rahat vermeden nasil sunariz sorusuna verilmis cok basarili bir yanit. aslinda abilerin ciddi bir dezavantaji var, jack bauer karakteri ile artik oyle boyle degil butunlesmis bir adami, ustelik de 24'un son bolumundekine benzer bir tavir ve ruh hali ile oynatmislar. film her ne kadar hoplatsa da bir kac noktada 24 esprileri yapildi, yani bu kadar baska bir markaya ait bir adamla yine cok iyi is cikarmislar. verdigim paranin karsiliginda gerim gerim gerildim, ziplaya ziplaya tavsan gibi izledik filmi. bir parca kafasi calisan bir senaryo yazari cok guzel bir devam filmi cekebilir, hikaye pek musait aslinda. ozetle, gerilim korku filmi seven bunyeler icin ring'den beri belki de gerilimi ayni seviyede tutabilen ilk holywood filmi. tavsiye ederiz efendim.
bazı durumların, çıkışta olanları tekrar düşününce çözümlendiği, klişe bir konuyu iyi sunmuş filmlerden.
--- spoiler --- yanmış alışveriş merkezi binası pek bir ihtişamlı durmuş, iyi seçilmiş ancak kameraların kullanıldığı alanın kısıtlı oluşu göze çarpıyor. filmin ilerleyen dakikalarında gözler aynı yerlere alıştığı için insan başlardaki gibi tırsmıyor.
kadının, oğlunun suretiyle bakışması sonucu kocasının dediklerine inanması en etkileyici sahne olmuş bana göre. ne yalan söyleyeyim, kadın onunla oyalanırken arkadan da dişlerini fırçalamakta olan kızı bir manyaklık yapacakmış gibi gelmişti ya, bu kadarı da yetti. --- spoiler ---
son zamanlarda seyrettigim en iyi korku filmi. hatta the others dan sonra bu tarzda seyrettigim en iyisi diyebilirim. olmus. uyurum, dinlenirim diye gittigim sinemada tek basima altima sicmis buldum ki kendimi, hoyt dedim öyle akinci edasiyla. cikista iserken pisuvarin üzerindeki metalde yamulan yansimami görmem de epey güzel bir final oldu.
is ve meslek secimlerinin insan hayatini ne kadar derinden etkiledigini anlatan film. oyle gidip yanmis, harabeye donmus alisveris merkezlerinin gece guvenligi olursaniz ebenizi oculer siker, hemi de aynalar esliginde bi ters bi duz bi ters bi duz.
filmdeki daha ilk goruntulerinde hatun kisinin cocuguyla yatakta konusurken bacaklarinin 4'te 3'unu goruyoruz. film boyunca derin ve serin bir gogus dekoltesiyle karsi karsiyayiz. arkadasim ben korku filmi seyretmeye geldim. bu sartlar altinda korkamiyorum. ozellikle butun gun oruc tutmus hormonlarim buna izin vermiyor. hele sonlara dogru islak bedenine yapismis bluzunun altindan isyan eden ikizler hadisesi var ki ozgurluklerine kavusabilecekler mi diye merak etmekten korkmaya zaman kalmadi serefsizim.
çok meraklı eski dedektif ben'in,adamın başına ne gelirse ya meraktan ya meraktan dedirten sahneleri içinde,aynaların esseker'i ver yoksa aileni de seni de... şeklinde ilerleyen korku filmi.karısı güzel bir doktor olan adam bu kadar iyi birinin yanında ezilmiş olacak ki özgüven eksikliği yaşamakta;kimsenin kendisine inanmayacağını sık sık tekrarlamaktadır.her şey bittikten sonra bile hala esseker'i merak eden manyak başrol oyuncumuz nihayet belasını bulmuştur. sonunda ayna ona girmiştir.mecaz anlamda girmek değil gerçekten ayna ona girmiş ve adam herşeyi ayna görüntüsünde görmeye başlamıştır.film budur.ha korkutucu mu?evet insan bi süre aynaya bakmak istemeyebiliyor.
baslari yer yer gerilimli gecse de, rahibe aynali odaya girdikten sonrasi gayet komik olmus film. gerile gerile izleyip sonunda boca gulup rahatladim. ufak spoiler 1: esseker adi massacre sozcugunden turetilmis gibi ufak spoiler 2: yazilar gecmeye basladiginda, aynalar adinda bir kore filminden uyarlama oldugunu goruyoruz. filmin tarzini gayet acikliyor.(yoksa en buyuk spoiler bu mu oldu)
haute tension'da psikolojik hedeler, seri katil klişeleri, the hills have eyes'da mutantlı gore sahneler, iç organ yemeler, mirrors' da da metafizik şeytan zırvaları, soft aile sorunları, japonvari korku öğeleri.. alexandra aja'dan yine izlemekten doyulmuş bir gerilim türü, yine "eh işte.." sırada ne var çekeceğin? felaket filmi mi dev canavar filmi mi? pardon ama bi git ya..