ilk kez dinin insan tarafindan oldugunu reddeden olgu. dah onceki dinlerde sadece tahminler ve tahminsel torenler vardı ilk defa dinde tanrilarin yaptirimlari ve sekilleri oturtulmustur
sıkıs olayının koku...hala nası bole kurgulamıslar hala anlamıyorum ozellıkle yunan mitolojisini...adamlar ongorulululer galiba taa o zamandan brezilya dizisi ceker gibi mitoloji yapmıslar...bilmemne tanrısı afrodite takar o ona asıktır zeus bilmem kimi luleden emer ama o da bilmem kime vermek niyetindedir o onun cocuudur o onun bunun falan filan...
the x-files’ ın ana konusunu oluşturan geniş kapsamlı entrikalar zinciri . uzaylıların var olup olmadıkları konusunun etrafında dolanan, sendika, komplolar, mulder’ın kızkardeşi samantha, kara yağ konularını işleyen bölümler mythology veya mytharc bölümü olarak bilinir.
genellikle mitoloji diyince akla sadece klasik yunan mitolojisi gelmektedir. ancak din kitapları da bunun içinde olmak üzere, bir çok farklı coğrafyalar mitoloji kaynaklarına sahiptirler. ancak temelde anlatılan hikayeler hep aynıdır. bilime karşı bir alternatif olarak duran ve bilimin yani aklın cevap veremeyeceği sorulara cevap getir mitoloji. hatta abartırsak bilimin açıkladığı şeyleri çok da kaale almadan asıl derdin yani çözülmesi gereken şeylerin başka yerlerde yattığını ve bilimin bunu açıklayamadığını dile getirir diyebiliriz.bu yüzden de hiç bir zaman eskimez. çünkü insanların birbirleriyle kurdukları ilişkiler, hırsları, ataerkil dünya düzeni ve tabiki hiç bir zaman yokolmayan iktidar hırsı her zaman insanın ve tanrıların içindedir. joseph campell ında açıkladığı gibi insanlık öncesinden bu güne aslında anlatılan ve dinlediğimiz aslında hep aynı hikayelerdir. ancak biz anlamamakta ısrar ederiz,ders almayız. çünkü bilgi sadece deneyim ile elde edilir, deneyim yoksa bilgi kuru bilgidir. tabi deneyimler sonucunda akıllanmamış türlerde her zaman mevcuttur.bu yüzden de bu hikayeler hiç değişmez. mitoloji ise bunu sürekli dile getirir ve bu yüzden her zaman günceldir.
sosyal yayınlar'dan çıkan, buckley'in "mitolojiden masallar" adlı kitabı, mitoloji hakkında ön bilgi olması açısından iyidir. özellikle çocuklar için (kitap, zaten dünya çocuk klasikleri serisinden çıktı). şu anda baskısı var mı bilmiyorum, bendeki epeyce eski bir baskı (1985). içinde "eros ile psikhe", "kral oidipus", "hero ile leandros", "pigmalyon ile galatea", "tanrısal müzik", "eko ile narkissos" ve "alkestis'in özverisi" adlı hikayeler mevcut.
çoğu kez yunan mitolojisi yerine kullanılan kelime. örneğin ares'i sorduğunuzda birilerine size gururla "mitolojideki savaş tanrısı" diyebilir. oysa ares sadece yunan mitolojisinin savaş tanrısıdır.
bir sözlüğüne http://www.zeugmaweb.com/zeugma/sozlukab.htm adresinden ulaşabildiğiniz, olay örgülerinin insan/tanrı kaprisleri üzerine kurulmuş olduğunu kavrayabileceğiniz hikayeler bütünü.
çoğunlukla "yaratılış" hakkında ortaya çıkan mitolojik hikayelerin, kendilerinin yaratılış süreçlerine takılmış bulunmaktayım.
bugün biz nasıl yaratılışı açıklamak isterken "iştee... kuantuum.. ee...bigbenk..." diye uzun uzun anlatıyorsak, bu adamlar da zamanında böyle anlatmışlar hikayeleri.
peki ya hikayeyi yazmaları?
düşün bak.. kuzeyin büyük bira depolarından gelme, buz gibi bir bira var elinde. gecenin bir körü, herkes uyuyor. sen kimsin? alinin oğlu veli. çıkıyosun tepeye, yanında belki bi de arkadaş var.. ses yok seda yok, her taraf yıldız, kuş sesi filan geliyor arada. bira elde yatıyosun yıldızların altına, oohh ondan sonra gelsin odin gitsin kahramanlar bilmemne.
ve yine bu açıklama, bugün günümüzün açıklamalarının tamamının kabul gördüğü sebepten kabul görüyor: "daha iyi bir açıklamanın bulunmaması".
dünyanın dört bir yanında geceleri alem yapan kafası güzel gençlerin masallarının süreç içinde mitolojilere evrimleşmesinin tek sebebi, o dönemde daha iyi açıklama getirilememiş olmasıdır.
platon'a göre eğitimde yeri olmayan'dır, ya da şöyle söylemem lazım; olmaması gereken'dir.
şöyle ki; platon'a göre çocuk açığı, gizliyi, kapalıyı ayırt edemez ve insanın çocukken duyduğu aklından çıkmayıp, olduğu gibi kalır. (devlet, p. 378 c) bunun için, sanat eserleri, onların gözlerine , kulaklarına mutlu etkiler sağlayan birer kaynak olmalıdır. gençler, çocukluktan itibaren güzel olanı sevmeye, ona benzemeye, onunla bir olmaya, kaynaşmaya özenmek zorundadır. (devlet, p. 401 b) şairler, çocuklar için, çocuklarla verilen öğütlere uygun masallar söylemeli ve iyi insanı taklit eden, karmaşık bir anlatıma sapmamalıdır. (devlet, p. 397 d) çocukların ilk duydukları sözlerin iyilik, güzellik yolunu gösterecek güzel masallar olmasına dikkat edilmelidir. böyle bir yöntem ruhu sağlamlaştırır. bu ne kadar olursa ve olgunsa, dışarıdan gelecek bir etki onu o kadar az değiştirebilir. bu bakımdan platon, çocukların ruhlarını güzel masallarla iyice yoğurulmasını ister. (devlet, p. 377 e) platon'a göre tanrı; sözde şarkıda, sahnede aslında nasılsa öyle anlatılmalıdır. (devlet, p.379 a) platon, masalların, birisi okuduğunda zor duruma düştüğü zaman kaderine kafa tutabilecek gücü kendinde bulabileceği türden olmasını ister. (devlet, p. 390 d) masallarda kullanılacak sözler ve verilecek örnekler, devlet içinde yaşayanların birbirlerine daha sıkı bağlanmalarını sağlayabilmelidir. (devlet, p. 414 d)
platon'da, bio-psişik nüvelerle donatılmış yaratılışları daima iyi ile karşılaştırma isteği vardır. bu bakımdan mitolojiyi eğitimde zararlı bulur. devlet içindeki şairlerin ağır başlı olmalarını ve masallarında kullanacakları sözlerin eğitimde uygulanan kanunlara uymasının gerekli olduğunu düşünür. bu nedenle homeros'u devletin dışında bırakır.