sözlerini anlamadan da, müziği ve söyleyen kadının ağıtıyla insanı uykusundan kaldıran; uykusuz bırakan, bir gece vakti kulağa çalınıp "ulan böyle de hissedebiliyormuşum" şarkısı. şimdi bir süre yemek filan vermesinler bana mesela, bunu dinleyip yaşayabilirim; öyle gibi geliyor. biri benim yerime de uyusun hatta; ben geçip izlerken de alabilirim uykumu ve biliyorum ki o sırada da bu çalacak kulağımda.. aşağı yukarı böyle bir şeyler işte, verdiği hissiyatın tarifi çok mümkün değil; bir kaç bölük pörçük cümle belki..
"çok yıldızlı bir gecede, yanında ama uzakta belki; sırtımı bir kayaya dayamışım, başımda deli bir rüzgar.. üşümüyorum da aslında, içimin titremesi soğuktan değil.. biliyorum yaz geceleri de üşüyebilir insanlar, biliyorum üşüsem gelir sarılırsın bana. korkuyorum yalnızca; sanki az sonra bölünecek gökyüzü, sanki bulutlar saracak her yeri ve silinecek suretin, sen gideceksin. gitme istiyorum; gözümü bir kuyruklu yıldıza dikip bilmemkaç yılda bir geçmesini beklemekten yorulurum; içim eprir, biliyorum... ya hiç geri gelmezse(n)? göze aldım biliyorum, yine de tabiat bu; korkmadan edemiyorum. şimdi gelip uykunun arasında rüyana süzülsem; içimde salındığın gibi girsem yüreğinden içeri ben de.. içimdeki hüzünlü huzurun adına bir ağıt yaksak birlikte.. kopmuş bir gitarın tellerini yeniden yerine takmaya yeter mi ki gücüm; ellerimle bir geceyi, bir tual üzerinde resmetsem; yahut adına aşk deyip bir kaç kırık cümleyle seni anlatsam...
üşümüyordum ki aslında; içimin böyle titremesi soğuktan değildi.."
yırtık pırtık bir ruh haliyle yalın ayak çöllerde yürüten şarkı... oturup ağlasa mı, avaz avaz bağırsa mı bilemeden alıp başını götürüyor bir yere. bazı göğün bir ucundan denizi gösteriyor, bazen de bozkır kadar çaresiz ama teskin edici. gidilebilecek bir yer yok, oysa bütün yollarda sahnelenmekte bu savruk oyun. hayatın elleri koyunda bırakmasına yakılabilecek kahve koyusu bir ağıt böylesi. ürperti mi, esen rüzgârdan olmalı.
boyle bir eksik kalmislik duygusu yasatan parca oluyor yasmin levyden dinleyince. sanki devami gelebilirmis ama bitmeliymis gibi. sanki sevildigini hissedip de hic dile getirlimediginden oturu bilememek gibi. heyecan kaynagi bir parca. olmaman gerektigi kadar sarhos oldugunu dusunup de bundan emin olamamak gibi. deliriyor oldugunu hissedip ama deli olmadigini bildigini sanip yine de supheye dusmek ama normalmis gibi davraniyor olmaktan dolayi huzurlu olmak zorunda hissetmek gibi. mis gibi.
"ellerim ates yakan kalbim sana sarki soyleyen gonlum, telleri aglayan"
o yol bitmez, fermuar gibi ceke ceke gidersin de bitmez, bir yerde duramazsin, eger yerin yurdun, birak yurdu bir anavatanin bile yoksa, birbirine gecen disleri kendini kapatan dev bir fermuar olur kendi ustunu ortersin, sesin yanar, sarkilarin yanar.
film sonunda insanı muallakta bırakıp hıçkıra hıçkıra ağlasam mı ya da aman da ne güzel bişiymiş bu sanırım mutlu oluyorum ikilemin de tatmin olduran öle bişiy işte
ney, arabanın ışığının berisinde akıp giden hayatı imlercesine buluşur ezgiyle, gitarın ritminde kendi yoluna sapar gider, geçici süreyle "hizmet dışı" oluverirsiniz...
ney girişiyle önce bi sarsan, devamında yıkıp geçen, feci vurucu, tekrar tekrar dinlenesi, fena halde içli şarkı. etkilenmek için sözlerini anlamaya hacet olmadığı gayet açık, yüreği çarpan herkesi aralardan, derinlerden vuracak melodiler, tınılar, haykırışlar bütünü. belki de acının sesi.
"naci en alamo" değil, "naci en al amor", yani aşktan doğdum.. alamo'da doğdum değil... belki de ikisi de birden..
çok anlamlılığın etkileyiciliğini katmışlar mı sözlere, ispanyolca bilmediğimden emin olamıyorum, ama üst üste onlarca kez dinlemenin üzerine sadece dinlemek yetmedi, hakkında sözlükte okuduklarım da kesmedi...
bitmek tükenmek değilmiş işte şarkıda bizi etkileyen, "hiç bir yer" de değil, bildiğimiz bir yer, bildiğimiz amor imiş, o arafın duygusu, başı daima karışık dağların yol kaybettirici (ama belki kendine giden yolu gösteren) rehberi amor imiş..
ayrıca şarkının kilit noktası el alamo(l'amor) ispanyolca'da kavak anlamına geliyormuş. endülüs çingenelerine göre flamenko yapan kadın titreyen bir kavak yaprağına benzermiş.
yani şarkıdaki alamo kelimesi hem bir yer adı (filmde adı geçen bir yer; seville ve andalucia civarlarında) hem aşkın okunuşu (çingene şivesi ile l'amor şeklinde okunduğu için) olmakta hem de flamenko yapan kadının kavak ağacına benzerliğini temsil etmekte.
-eksik- ciğerinden değil kalbinden ses çıkartan kadının* şarkısı. adı şarkı, hissi ağıt. ağıttan çıkan umut. eskiden gelen yeni. kötüden gelen iyi. darmadağınıklıktan çıkılan yolun huzura varan sonu. en derin denizlerden büyüyen en yüksek dağlar. ve bin yolun daha bilgisi. bin koca dağın. bin kötünün. bin iyinin. tüm ağıtların. hep umutların. silmelerin. baştanların. yaşamak gibi. yaşamak gibi söyleyen kadının şarkısı.
-ve kelimeler hiç yetmeyeceği için anlatmaya, eksik olmaya mahkum şarkı-
bir ömür, hiç bu kadar yabancı bir dilde ve hiç bu kadar kısa bir süre içinde dikilmemişti kimsenin karşısına. -dedicate- bunu, nerdeyse kıştı, böylece soktuğun için hayatıma, teşekkür ederim kumral ada mavi tuna.
"ne naci'ler sevdim, zaten yoktular..." ağıtı. tamam tony gatlif amcanın filmi ile girdi hayatımıza ama kabul edelim yasmin levy hanımkızımız sanki daha bir yanık çingene..
internet üzerinde ki iki çevirinin "aşktan doğmuşum" veya "i was born of love" olanı komple yanlıştır. zira aşk kelimesi ispanyolca amordur. alamo ise kavak ağacı anlamına gelir veya endülüs' te sevilya yakınlarında bir yerdir.
kendimi aştım editi:
iyi kulaklı ve ispanyolca bilen bir arkadaşımın da yardımıyla öğrendik ki efendim şarkının sonlarına doğru ufak bir aksan ayarıyla naci en alamo cümlesini naci en al amor gibi söylüyormuş yani şarkının bazı kısımlarında aşktan doğdum demesi olasıymış..
zaman zaman betimlemeler yapmak gelir icimden sarkilari dinlerken...
bu sarkiyi dinlerken de.. yine geceydi ilk duydugumda, tum guzelligi ile, neyse. bu sarkiyi dinlerken de canlandi gozumde bir seyler..
bir tepe canlandi once.. alabildigine yuksek, hani romanlarda gokyuzu kralligi diye anlatirlar ya, iste o kralliga dogru uzanan yaman bir tepe..
bir kadin, tony gatlif`i bilenler zaten cingene kulturunu anlatimini, guzel anlatimini da bilirler, bir cingene kadini, dizlerinin uzerinde, tepenin ucunda, ellerini goge acmis, karsisinda ay ve ona anlatiyor derdini..
durdugu yerin asagisi alabildigine deniz, ay oldugu gibi birakmis tum guzelligini denize, yakamozlar arkada cok rahat duyabileceginiz alkislari yapmaktalar.. tepenin asagilarina dogru indiginizde cimenlerin salindigini gorebilirsiniz denizden gelen meltem ile, her hisirtilari bir gitar ezgisi, kadin soyluyor, anlatiyor ay'a kendisini, ay tum parlakligini denize birakiyor, yakamoz sanirsin ay'in goz yaslari.. kadin anlattikca ay agliyor, ay agladikca ruzgar esiyor cimenlere, cimenler salindikca gitar ezgileri duyuluyor, ay agladikca alkislar.. ay, cimenler, ruzgar..
asagida, tepenin asagilarinda bir duzluk, tek bir agac var.. tek top agac dediklerinden, oylece duruyor ve bu manzarayi seyrediyor.. yillar sonrasinda tony'e anlatiyor gorduklerini ve bu ezgi ortaya cikiyor..
sahi sen ne zaman sevdin o naci'leri remedios silvia pisam, sesikorum, namesikatmerlim?
/... ne yerim var ne yurdum ne de evim dokunduğum yer yanar yüreğimle söylerim sana duy diye aşk için doğmuşum ben .../
dinlemeyin bu sesikatmerli, müjganı kıvrımlı kızcağızı kuzum. hele hele o filmi* hiç izlemeyin derim. zira içinize ne zaman düştüğünü bilmediğiniz o kor parlar aniden yine, elden hiçbir şey gelmez sonra. gatlif amca yapar yapacağını çünkü;
yüreğim yanıyor çünkü çok ağladım öyle çok ağladım ki yüreğim yanıyor beyler bayanlar hepinize söylüyorum çünkü çok sevdim'
diye haykırmasından hemen sonra uzun ince bir yolda sızıveririz östaki borunuzdan içeri. yoksa araba sahnesinde o kadar da farkına varmazsınız... --- spoiler ---
siz en iyisi sadece yasmin levy hanımkızımızdan dinleyin sadece, evet.
bir şarkının ete, kemiğe, nefese bürünmüş hali böyle oluyor sanırım. o iç çektikçe dinleyenin içi acıyor. hiçlikten gelen birisi, insanı böyle çarpıyor demek ki. fazla uzatmadan al, sök ciğerimi senin olsun diyerek, teslim olmak gerekir bu şarkıya.
şarkı için, filmin görüntüleri üzerine remedios silva pisa'nın şarkı söyleyen föüntülerinin kullanılması suretiyle bir klip yaratılmış. "ben remedios silva pisa'nin seklini görmek istemiyorum kardesim, ,sesini dinleyince ruhunu görüyorum zaten" diyen izlemesin: