bir hareket öncesi kendini ağırdan satma, ilgi bekleme, cilve yapma olarak da açıklanabilir... naza cekmek karşıdaki insanları bıktırabilirken naza gelemem insanları tarafından da naza ceken kişinin terkedilmesiyle sonuçlanır; gerdekte naz yapmak sonucu kadın kişinin karşısında kediyi tutup ikiye ayırmak yeterli olacaktır, bir de kiz gibi nazli olan erkekler wardır ki onlar hiç bir grupta tutunamazlar.
faruk nafiz camlibelin ayni adli platonik askı konu alan siiri. "gonlumun yok niyeti acilmak icin sana cektigim eziyeti yuzumden anlasana ... ben ki her damla derdim deniz olsun dilerdim ipi elimle verdim benliğimi alsana ... kan doldurup tasımı sildim gonul pasımı taşa actım yasımı soylemedim insana."
fazlasının aşık usandırması konusunda şöyle bir formül önerilebilir: belirli kişiler için naz basıncı ve gaz basıncı çarpımı sabittir. örnek üzerinde anlatırsak, hodocan beyin, hedegül hanım için sabit bir naz kaldırma kapasitesi vardır. hedegül'de görülecek birim naz artışı, hodocan'ın hevesini belirli bir miktarda kaçıracaktır. ancak hodocan'ın radyogül hanım için naz kaldırma kapasitesi daha fazla, metrogül hanım için ise daha az olabilir. diğer yandan hıbırcan bey'in naz kaldırma kapasitesi herhangi biri için sonsuza yakın derecede olabilir.
anlamı cok pozitif olmasa da ,anne -babalar için ideal kız cocuk özelliklerinden biri oldugundan rastlamakta zorlanılmayan kız isimlerinin içinde gecen kelime... (bkz: nazlı) (bkz: sehnaz) (bkz: binnaz) (bkz: gülnaz) (bkz: safinaz)
sıkılmaya başladıysan eğer çek silahını vuruşalım hangi sayıdan istersen başlayabilirsin saymaya özel günlerinden başlayaşım istersen çarpışmaya sıkılmaya başladıysan eğer vallahi çiçek bile küstürmedim ömrümde ama çek silahını öyle konuşalım seninle erlik falan değil bu çünkü delikanlıyım ben erken satarım
ah çılgın durak sen konuş o zaman herkes çıkar ve konuşabilir o sahte yücelere tarifini yapamadığın sıkıntıda hadi artık zorlama çarpışalım
sıkılmaya başladıysan eğer etrafından aşklardan düşte gel onulmaz yaraların içinde köpekler havlıyor keyfin bağlarında üzüm kütükleri sararmakta iyi şarap vermezmiş koruklar üzüm olmadan çarpışalım artık bak sabah oluyor
kızların çevrelerinde dolanan yavuklu erkeklerin sevgilerini ölçmeleri için bulunmuş tekniklerden biridir.
erkeğin bir gülücük, bir olumlu tavır beklediği durumlarda, belki en zayıf olduğu anlarda küt diye olumsuz yanıt vererek icra edilir. birazı içgüdüyle yapılsa da nazlanmanın büyük bir kısmı aile ve çevre tarafından öğretilir. naz yapmayan kızlar hafif kız, zilli gibi yaftalarla cezalandırılırken nazlı kızların aileleri kızlarıyla övünürler. naz diye kız ismi vardır işte daha ne diyim.
açıkça istemesi, açılması, sevdiğini söylemesi münasip görülmeyen kıza reva görülmüş, onay almış tek iletişim tekniğidir. kız için zordur çünkü cıvıltısını susturup kendine gem vurup somurtması gerekmektedir. erkek için zordur çünkü yapılan naz mıdır yoksa gerçek bir mide bulantısı mı söz konusudur anlaşılamaz. sevenler bu oyunun içinde birbirlerinin kalplerini kırarken, erkeğin gönül alma çabaları kızın, annenin, komşuların optik okuyucularıyla değerlendirilir. sürekli yüksek not alan erkekler kız tarafını müptela yaparlar ve sonunda naz manyağı olup çıkarlar. o iş orada biter, yazık olur sevdaya. bu testlerde ortanın üstünü tutturmak temel hedef olmalıdır. arada zayıf not almak, kızın kalbini pırpır ettirmek erkek açısından en iyisidir. bu da erkeğin kızı testidir. naza gelemem insanı olmak da kızı yaralar, toplum içinde küçük düşürür. yapılmamalıdır. toplum kurallarının nasıl sevenlerin arasına dikenli tel gerdiğinin en güzel örneklerinden biridir naz.
ben olmasın istiyorum böyle test falan. kız sevdi mi hop diye kucağa zıplasın, kimse de ona orospu demesin.
bütün o yollardan tek basima geçtim naz dilek bezleri asili agaçlarin altindan yaziti çalinmis çesmelerin basindan gümüs yüzüklü parmaklarindan anadolu'nun
bütün o yollardan tek basima geçtim naz koyup basimi sise yemyesil uykular uyudum kaçkarlar'da uçan kemençeler gördüm düsümde ve tombul memeli kizlar sinop'ta yüzme bilmeyen yavru tekneler yapiyordu hünerli elleriyle dogan usta
amasra denizden yatagina uzanmisti saçlarini dagitmis bir prenses gibi ordu yaylalarinda atesböcekleri yagdi bir gece üstüme sandim ki çocugum, bahçemize inmis yine yildizlar dagilmamis çaydanligin buhari üzmemis annemi babam göynük'te bir sokaga vermisler adimi, soyadimi unutmuslar kimse tanimadi orada yürürken bu yüzden beni olsun, dedim içimde gezinen bahara olsun, saat kulesi arkadasim ya, yeter bana
bütün o yollardan tek basima geçtim naz beyaz bir selçuklu atinin sirtinda girdim saruhan'a dönerken semazenlerle mavi bir kelebek olup uçtum öldürdü beni taslarda yankilanan neyin sesi koza han'a baharat indiren develerden ipek yolu'nun haritasini istiyordu ipekböcekleri oysa bilmiyordu, bilmiyordu kimse gelip gittigi yeri
bütün o yollardan tek basima geçtim naz beyaz bir urartu aslani gibi karsima çikti kar altinda van seker olup düstüm bir bayram sabahi çatakli çocuklarin buz tutmus avuçlarina agri dagi'ni basi bulutsuz gördüm ki kisin diz çöküp af diledim tirmandigim bütün daglardan
dogu bayazit'ta kardan adam yapiyordu bir kiz babasina benzemedigini bile bile hakkari yolunda tilma'nin ellerini kesiyorlardi hosap kalesi'nin benzerini yapmamasi için bilmiyordu barbarlar vardir sonsuz kökleri yaratan ellerin
bütün o yollardan tek basima geçtim naz hasankeyf'ten tutsak bir kartal gibi baktim dicle'ye harran'da samanyolunu sirt çantama doldururken yildizlarin siir okuduklarini duydum ve agladim huglarin arasinda uzaklarda kavalini gömen bir çoban silahini gömen bir dagli sevdigini gömen bir kadin gaziantepli sedef kakma ustalari alleben'in sularina birakiyorlardi yaptiklari küçük sandiklari içlerinde ben sen nerdeysen
bütün o yollardan tek basima geçtim naz son circirböcegini dinledim fethiye'de kayaliklardan bakarken kelebekler vadisi'ne bagirdim avazim çiktigi kadar: ''yasasin akdeniz! yasasin likya!'' iztuzu'nda burnunu öptügüm deniz kaplumbagasi ''ask bir kumdur'' dedi bana, ''sicacik bir kum, denize bakarken günesi unuttugun''
bütün o yollardan tek basima geçtim naz yanimda bana yazdigin ve açmaya cesaret edemedim mektupla dilerim ki bir rüzgâr gibi geç dünyadan bir rüzgâr gibi bütün ask mektuplarini birer birer açan
midilli* kokenli bir yunan arkadasla, her iki dilde de kullanilan sozcukleri konusurken, nasil olduysa naz da gundeme geldi.. e tamam, var iki dilde de, ama bakalim ayni anlamda mi? ortak dil ingilizce, fakat ingilizce naz nedir ki kardesim? sonunda baskin turk zekasi, basit bir tanimla cozdu isi: you say no, but you mean yes!