ne münasebet *


orijinal ekşi sözlük görünümüne dönmek isteyenler için tarkan'dan geliyor:
başlık içinde ara
 fb  ie8  ws 
no kitty!
  1. (bkz: ne alaka)
    (ssg, 12.03.2001 02:18)
  2. (bkz: rica ederim)
    (pete, 12.03.2001 02:19)
  3. kesinlikle hayır anlamına gelen söz.
    (gonewiththesin, 05.02.2002 00:06)
  4. soran kisi icin tehlikeli olabilecek soru. cunku neden cunku munasebtler cesit cesit olabilir ve budur kesinliginde goz onune sunulabilir. neden olmasin. her yol roma.
    (cle, 20.11.2002 08:47)
  5. bazen de; yakışık almayan, uygun olmayan davranışları sert bir dille eleştirme cümlesidir.
    (smart, 20.11.2002 10:14)
  6. (bkz: ne munasebet ama)
    (nuitari, 20.11.2002 10:38)
  7. bitirim ortamlarda yanıtı genellikle "cinsî münasebet!" olan, dolayısıyla da sorulmaması tavsiye edilen soru.
    (bkz: got olmak)
    (bkz: actirma kutuyu soyletme kotuyu)
    (labour of sisyphus, 22.12.2002 01:27)
  8. en kibar anlamı ile sistire olarak münakaşa bile etmeyeceğim şey. ahahayytt..
    (atlantis, 10.04.2004 01:36 ~ 01:37)
  9. guzeller guzeli teyzemin, arada bir 'ne munasebet canim' derken kaslarinin distaki uclarini yukari yukari, burnunun uzerine gelen uclarini ise inadina asagi hareketlendirisine, bir turlu anlam veremezdim. tek anladigim, boyle anlarinda bir seylerin hosuna gitmedigi, ama mudahale etmesine de firsatinin bulunmayisi idi. hiddetliydi ama, sanki 'ne hakla bunu yaparsin?' demek disinda bir seye de gucu yetmezdi.

    o yaslarimda, hiddet korkuturken, bir tek teyzemin bu ofkeyle soylenmis 'ne munasebet canim'larina icin icin acirdim. sokagin ortasinda cantasini zorla kapmis ustelik de yuzunu gozunu parcalamis olanlara, 'buna hakkiniz yok ama' demekten baska elinden bir sey gelmeyenin yanibasinda umarsiz, yardim edemeyen biri gibi duyardim kendimi.

    sonra 'ne munasebet'in, 'karistirma simdi, tepemi attirma' demek oldugunu gorur oldum. soyle yolunu bulmus isleyen bir avantada ornegin, yiyicilerin tekerine comak sokuldugunda kizginlikla soylendigine tanik olmaya basladim. caresiz hircinligin yerini, katiksiz bir bickinlik almisti.

    yasim ilerledikce, 'ne munasebet' sirin bir merak sorusu gibi de gelir oldu. 'allah allah, nereden cikti simdi?' demek gibi, 'bayram degil seyran degil, ne bu sapur supur?'a varan.

    simdi genclerin agzindan 'ne alaka?' diye dokulen biraz da duyarsiz bir 'bu da ne?' demenin, aslinda iliskisiz gorunenler arasinda baglanti kurarak ogrenmenin ilk basamagi oldugunu dusunur oldum. boyle ogrenilenin zor unutuldugunu, belimin bukuldugu yaslarimda ayird edebildim. is felsefeye filan vardi, vaktim bollasip da dusunmekten baska yapacak isim kalmayinca. 'ne munasabet', insan akli ile cok ilgiliymis meger. ne yolculuk bu benimkide ama.
    (kel alaka, 18.04.2005 02:19 ~ 19.04.2005 09:38)
  10. erkek adamin agzina kelebek konmu$ gibi durur soylendiginde, yaki$ik almaz. kari lafidir.
    (kusmuk, 19.04.2005 20:14)
  11. sinirli isyan serzenişi.
    (rofw, 30.09.2005 00:36)
  12. (bkz: cinsel münasebet)
    (ankaragazozu, 12.03.2006 15:35)
  13. tavır içerir. tavırlı konuşma vardır bunu söylerken. ne münasebet diyen birisi tavır koyuyordur aslında.
    (ne olsun ne olsun, 30.04.2009 21:23)
  14. uzun zamandır ihmal ettiğim okuluma nihayet kavuşmuştum.nerdeyse tüm kuzey yarımkürenin yaz mevsiminin verdiği rahatlıkla sabah aksam demeden gezip tozup hatta yetinmeyip deli gibi eğlendiği* zamanlar ben de sabah aksam demeden ofis köşelerinde çalışıyor günün 15 saati bilgisayar ekranıyla kesişiyordum.arada bir yaz mevsiminde olduğumuzu unutuyor, facebookta ki deniz-havuz manzaralı tatil resimlerini görünce yeniden hatırlıyor hüznüme hüzün katıyordum.ama artık bitmişti, o boktan günler geride kalmıştı ve okuldaki o bol neşeli, bol geyikli, hiç tasalı şen ortamıma geri dönmüştüm.77-a herzaman ki yerinde durmuş yine beni bekliyordu.ben de hiç bekletmeden yaklaştım aylık akbilimi çıkardım ve aylık olmasının verdiği gönül rahatlığıyla ne kadar kalmış bakmadan biniverdim ve her zamanki yerime bıraktım kendimi.hiç zaman kaybetmeden ipodumu çıkarmıstım ki "o" nu gördüm karşımda.karşımda oturmuş melül melül etrafını seyrederken sonunda bana bakabilmeyi başarmştı.ve işte o an karar verdim hayatımda geçirdiğim en irezil yazın buram buram ofis kokulu havasını üstümden atıp yepiyeni bir aşk kokusunu sürünmenin vakti gelmişti.hiç zaman kaybetmeden harekete geçtim.buluşma noktamız olan otobüsten indiğinde nasıl oldu anlamadan bende kendimi otobüsün dışında buldum.1-2 saniyelik afallamanın ardından düşdüm potansiyel yârimin ardına, artık bilincim bir kavim olup göçmüştü beynimden(bkz: bilincin bir kavim olup beyinden göçmesi).şuursuzca kestim önünü lakin cool luğundan bir an bile ödün vermeyen yar adayı hiç görmeden yoluna devam etti, artık boka batmış olmanın verdiği çöküntü ve sonrasındaki rahatlıkla yılmadım koşmaya devam ettim benim fütursuz isteklerimeyse sonunda cevabını vermişti:"ne münasebet!!" bir an duraksadım cevab veremedim acaba şuursuz olmanın verdiği şevkle evlenme mi teklif ettim diye düşündüm.sonrasında bit osuruğu şeklindeki serzenişlerimi ben bile duyamamıştım.laf olsun diye ettiğim bir kaç ısrarın ardından zaten hiç te tuttuğunu koparan biri olmadığım için eaah yeter bea diyip götün götün uzaklaştım ordan.reddedilmenin verdiği dayanılmaz hafiflikle çağlayandan* vurdum kendimi mecidiyeköy yollarına. eve geldiğimdeyse kendimi kadın erkek ilişkileri hakkında sosyal tespit yaparken buldum.açlığımı bastırmak için herzamanki gibi önce dolabı açıp kapattım sonra da steakhouse burger imi söyleyip paketin köşesine saklanmış son sigaramı da ateşledim.
    (suser adayi, 05.11.2009 21:49 ~ 21:57)



copyright © 1999-2012 sourtimes entertainment