sonunda aramıza hoşgelmiş bir dost, bir güzel insan, bir muhteşem tınılı soprano.. the ile başlayan bir heavy metal-jazz grupunun seçkin üyesi.. rehberim ve psikolojik danışmanım diyerek öğrencileri yoldan çıkarmayı amaçlayan bir 3!! nevizade gecelerinin vazgeçilmezi.. sanatını jazz ağacıyla kurbağa terbiye etme arasında bir yerlere koymuş bir metaartist.. haftanın 5 günü telefonda konuştuğum ve minimum1 günü gördüğüm bir insan için neden yazdım bunları??? şşşşşt: ilk entryin ben olayım istedim*
iyi ki gelmis, iyi ki artik burdaymis guzellik.. harry potter sevgisinin sozluge bile kendine sectigi nick olarak yansidigi bir kitap kurdu.. (bkz: nearly headless nick) kisisel bumk tarihimdeki en eski arkadasim, partisyondasim, beraber sarki soylemeyi ya da en cok soyleyememeyi cok ozledigim jazzysoprano.. sakin gorunup ortamini bulunca en sakin olmayan, zamanin birinde en yanlis sekilde mutaassip olarak tanimlanip, sonradan 3 sayisi minvalindeki hal ve hareketleriyle herkesi haksiz cikaran, beraber icmesi en zevkli bir keyif insani.. son zamanlarda sinir tanimaz evliya celebiligiyle hepimizi kiskandiran, bir gun mutlaka beraber roma tatili sozu olan, cok ozledigim, hep ozledigim canim kisi..
istanbul'da beraber şarkı söylediğim ilk insan. en edepsiz mutaassıp. en az ziyaret edilen komşu. saçları konusunda tutkuya benzer şeyler hissettiğim nadir insanlardan biri -öğütlerimi dinlemiyor o ayrı-. okul çıkışlarında sıkıcı otobüs bekleme saatlerimi şenliğe dönüştüren. "ben artık sıkıldım ders mers çalışamıyorum, ölsem mi?" dediğimde o sakin duru tavırlarıyla gardrobumdan renki kazaklar çıkartıp onları giymemi salık veren biri bu. accio diyorum, hep gelsin etrafta bulunsun istiyorum. hı hı.
evet evet bugun itibariyle bi de dogumgunu bebegi olmus canimmm kisi.. gecen sene aldigimiz hediye ne ki, bu sene daha da "mutaassip"ini gonderiyorum burdan kendisine,.. iyi ki dogmus! bi de hadi ama nevizadede masalar da disari cikmistir, acaba o kose masada benimle bi biraya oturup sarhos olmadan kalkmaz mi??
iyi ki dogmus bitanecik dogumgünü sekeri.. yeni yasinda ona en güzel dilekleri dileyecegim simdi.. onun dilekleri* benim yalniz kalmisligim* olacak olsa da.. diledim.
dün gece itibariyle doğumgünü dileğimin bizzat gerçekleştirdiğini bana bildiren insan. mutluluk dansı yapmak istiyorum karşısında, gözyaşlarıma engel olamayarak...
ortaköye gidip yiyecek onca şey varken anlamsızca burger kinge girmek*, karşılıklı otururken bir yandan ağlayıp bir yandan gülmek, sanki hiç ağlamıyormuş gibi o gözyaşlarına aldırmadan konuşmaya devam ederek tavuk burger yemek demektir.
insani zorlana secime sokup basina binbir tane corap oren insan. yine de cok seviyoruz kendisini. bir yolu bulunsa da hollandada gidecegi okul istanbula tasinsa ya...
uzun uzun yazılmak istenen bir sürü şey ama ne söze ne de yazıya dökülemeyen kelimeler... başlıklar altında toplamak lazım bu kişiyi.. hatta hadi toplayalım.. o zaman dökülebilir gibi. başlamadan önce (bkz: üçüncü kişilere bir şey ifade etmeyen entryler)
bumk üniversite hayatının belki de en güzel geçen zamanlarında birarada, yanyana olmak. kulüpte aktivite yapalım diye kıçını yırtmak ve bitince birlikte “oh” demek.. koro çalışmalarında mütemadiyen gülmek, bir şarkıda olsun aynı partisyonda olmak için yırtınmak.. har du set mil viiil la mi vi la... sonra utanmadan düet yapmak.. evde sahne şovu çalışmak bir pazar sabahı.. ama konserde yarısını bile yapamamak...konserlerden önce illa içmek, konsere yarı sarhoş çıkmak.. nn: küçük şarap bulamadım, büyük aldım ben de! pjb: kızım, 15 dakikamız var nasıl bitiricez bunu??? ... nn: bak bitti bile.. ben dedim sana pjb: güzel oldu makyajın..
ve konser sonrasındaki kulüp partilerinin vazgeçilmezlerinden olmak.. ya da kulüp partilerinin bizim vazgeçilmezlerimizden olması.. piyano başında şarkı söylemek ya da moda göre piyano başında şarkı söyleyenlere kıl olmak..
pjb: allahım yaaa!!! ben gidip öldürecem bu kızı.. çığırmasın artık noolur nn: mezun olunca dövelim bence..
burger king dünyanın en zararlı yemeğini istanbulun hangi noktasında olursak olalım reddedememek.. pjb: ne yesek?? acıktım ben.. nn: bilmem... hmmm.. yaaa bakma bana öyle! ben biliyorum senin ne demek istediğini.. pjb: ama ama.. nn: yaa ufff tamam ama küçük bi menü yiyelim o zaman. tavuk burger falan.. pjb: tamam tamam.. allahım ortaköye gelip burger king yediğimizi kimse duymasın
nn: ne yesek?? pjb: burger king?? nn: tuğçe taksimdeyiz yaaa!! bi kere de başka şey yesek pjb: iyi. düşünelim o zaman. .... nn: aşağıdaki burger mı daha yakın yukarıdaki mi??
nn: off bu doğumgünü alışverişleri de çok yoruyo. bi daha akmerkeze gelmeyelim ama. c*: evet çok pahalı.. pjb: evet yaa.. bitti param yine c: yemek mi yesek?? pjb: ay evet.. üst kattan yemek kokuları geliyo.. nn: ne yiycez?? (bu noktada sadece bakışmak yeterlidir)
taksim haftanın bir iki üç bilmemkaç günü önce ders çıkışı, sonraları iş çıkışı üşenmeden gitmek.. kitapçıları dolaşmak.. converselerin önünde 5 dakika geçirmek ve “şu güzel bu değil” demek.. perşembe dışındaki günlerde nevizade.. ne yendiğini zaten biliyosunuz..
pjb: akdeniz mi şahika mı? nn: bilmem ikisi de olur.. kesin yer bulamıycaz ama.. içmek ve gülmek ve konuşmak ve huzura ermek.. hangisinde yer bulursak..
herhangi bir perşembe pjb: yaa emirlere mi gitsek bu akşam? nn: aa olur.. kaçta buluşalım? ne zaman "taksim?" dense tek soru gelir arkasından "kaçta?". yer her zaman bellidir*
dün uzaklara gitti bu kişi... hep derdi “yurtdışına gitmem lazım. akademik kariyerden başka bir şey yapmak istemiyorum” diye.. “evet, kesin gitmelisin” derdim.. demese miydim acaba?? “gitmek istiyorum” deyişi koymazdı hiç.. “başvurumu yaptım” dediğinde de koymadı pek.. ama “kabul aldım” dediğinde biraz acıdı canım.. bi gün aradı “ben para buldum gidiyorum” dedi.. “git” demese miydim acaba?
geçen sene bu zamanlar yanımdaydı oysa.. ben yine birini göndermenin acısıyla nefes alamazken.. gördüğüm her otta bokta ağlarken.. charlenein veda akşamında mestte çok uzağa gönderdiğim kalbimin arkasından benimle birlikte ağladı o.. i m a supergirl , super girls dont cry derken adam, “ya ben neden ağlıyorum şimdi salak salak?” diyodu yanımda..
başım ağrıyo benim burda.. telefonumun 7 tuşu hızlı arama işlevini kaybetti.. havaalanlarından da nefret ediyorum zaten.. bir kaç sene içinde ölürsem havaalanında üzüntüden ölücem ben.. hepsini içlerinde kimse yokken patlasın yok olsun.. bok var yurtdışında dimi?? taksime de gitmek istemiyorum.. bir şehir anlamını nasıl yitirir gördüm.. böyle oluyormuş demek.. bir süre burger king yememeye karar verdim. hayır seninle hiç ilgisi yok, tamamen sağlık açısından.. yakında konser filan da yok zaten.. makyaj yapılacak kimse de.. ayrıca supergirl de değilim.. ağlıyorum..
yeni kesilmis "bana benzeyen" saçlarıyla ne de güzeldi öyle.. çok sevdiğin birini o korkunç noktadan uğurlamak yakında yine uğurlanacak olmanın burukluğuyla da birleşince iyice bi çekilmez oluyormuş meğer.. canımın içi bu kişi lütfen orada çok mutlu olsun ve de bir an önce daha da yakınlarıma gelsin.. e mi?
yeniden sarki soylemeye baslamis, ancak bu sefer jazz degil de klasik soyleyesi gelmis yazar. evet charlene kiskanilmistir, evet eski gunler ozlenmistir.
bu yıl hollandaya gittiği yetmiyormuş gibi önümüzdeki seneyi de amerikada geçireceği kesinleşmiş kişidir. amerikalı sevgili bulmasıyla zaten buralardan ufak ufak yol aldığını hissettirmişti de masterdı, stajdı, doktoraydı derken kuracağı yaşamı türkiye sınırları içinde tutmayacağını bir kez daha göstermiştir bana. hayatımı, kendisinden ayrı, her daim aramızda kilometrelerce uzaklıkla geçireceğimi artık iyice anladığım canımdır. ömür boyu dost hasreti çektirecektir.. en özlediğimdir.. en çok yanında olmak istediğimdir.. yokluğu en çok koyandır.. en ayrılmak istemediğim, ama en ayrı kalacağımdır..
şu an seattleda bir yerlerde, sevgilisiyle birlikte yaşayacağı yeni evi bulan, dayayıp döşeyen kişidir.. bok var amerikada evet, herneyse.. bir de bu kişiyle biz aynı gün sevgililerimizden ayrılmıştık.. tarih de 11 eylüldü.. 3 yıl önce bugündü.. (bkz: ikiz kulelerin yıkılışı)