bi zamanlar bi dizi vardı, kuruntu ailesiydi galiba, orda cırlak bi kadın vardı o çığlık atmak ve bağırmak arası bişey yapardı bööle niiiiii diye sesler çıkarırdı.
çok tanımam ama tam bir küçük prenstir diyebilirim. böyle bir anda dj'e elleriyle kek yedirmeye çalışır, kimseye aldırmadan entry'sine smiley (gerçeğinden) koyuverir, takdire şayan tebeşirsiz bilardocudur kendisi :)
kendisiyle uzun süre çalısma fırsatı buldugum, çok eylenceli, capcanlı bir o kadar da karmasik 6.nesil yazar. hayatımda duymadıgım degişik entrumanları caldıgını idda etmekte ama hicbir zaman bir demo yapmamaktadır. (bkz: didjeridoo)
her alanda ,ne istediğine önceden karar verip bu yolda adım atsa daha başarılı olacağına inanıyorum.
ona gec entry girdigim icin beni dövüp,çin işkencesi yaptıgınıda belirtmek isterim (bu konuda da ustune yoktur)
güleryüzü ve neşesiyle etrafı şenlendiren, hinlik düşündüğü zamanlarda gözlerini kocaman açıp bir süre size bakan, kaliteden ödün vermeyen ve bunda zaman zaman aşırı ısrar eden insan.
en tatlı kız isimlerinden birinin ilk hecesi olarak karşıma çıkan, farklı boylam ve enlemlerde yardımıma koşmuş, doğuştan bilgelik, yetenek ve zeka zarlarını en büyük şekilde çift atmış, her ortamda konuşmaktan büyük zevk aldığım, telefonda bir hoş ses sahibesi insan...
nick cave ilkogretim okulu'ndan sinif arkadasim. biz arkada dersleri kaynatmaya yazarken o en onde oturur haril haril not tutardi. mezun olduktan sonra uzun sure gorusmedik. tam bazi seyler unutulmaya yuz tutmusken mezunlar derneginin kurulmasiyla yeniden bulustuk. oracikta yeniden "ni'leyen nagmeler ruhumu sardi".
uzun suredir gecirdigim en keyifli saatlerin musebbibi. kendimi sayesinde bir paul auster romanindan cezaevinde bayram gorusmesine cikarilmis gibi hissettim. dusunun ki yillardir onunden gectiginiz ama icine girmeyi aklinizin en karanlik kosesine getirmediginiz bir pasaja giriyorsunuz. o pasajin icinde bir sure yurudukten sonra dokuntu bir apartmana giriyorsunuz ve bir eve variyorsunuz. 60 m2'lik bir evin 10 m2'sine kurulmus bir baba zula var. size caliyor. bundan iyisi samdak ayisi degildir de nedir a dostlar?
öyle bir şahıstır ki efendim kendisi her gün doğum günü düzenlesin, ben nüfus idaresinde gereken düzenlemeleri yaptırırım. maksat bürokrasinin mükemmel sisteminde bir aksaklık zuhura gelmesin. ama her defasında bu grup çıksın sahneye. fairuz dürüm bulut'un en sevdiği içkinin rakı olduğunu öğrendik sayesinde. yalnız partinin flyer'ına muhalefet şerhi koymak istiyorum, ne yazdığını anlamadığım gibi bildiğim ingilizceyi de unuttum. neolojizm matrikste bir semt ismi midir efendiler.
neyse o akşamdan sonra bir çoklarımız "the knights who say ni" denen masonik örgütlenmeye dahil oldular. ben itikatsızım diye almadılar o mezhebe. nasıldı yahu no.. nov... novus ordo seclorum. hah söyledim!
(timewarp edit: bu entride kesinlikle kopye çekilmemiştir.)
novus ordo seclorumdan sanmasınlar bizi ah düzelteyim hemen. kelimesel anlamsal saplantılarımızı özgürleştirelim anlamların içini boşaltıp boşaltıp dolduralım böylece zihinsel iletişim kanallarımızı kuvvetlendirelim maksadıyla başlanmış bir hadise neticesinde çıkan flyerımız gayet anlaşır aslında. (bkz: kendine anlam arayan kelimeler)
bahsi gecen dragot sahsi, the knight who say ni klaninda yeni oldugundan bir takim cekincelere sahiptir. bilgi sahibidir fakat ne bildiginden emin olamamakla meta bilgisini septik bilinci ile yalanlamistir. kendisini ona tanitarak, yasadigi bu novus ordo seclorum travmasindan kurtaracagizdir.