"kasaba" ve "mayıs sıkıntısı" filmleriyle kendini ispatlamış, kendine has bir evren ve sinema anlayışı olup bunları filmlerine de yansıtan en yetenekli yönetmenlerimizden...çanakkale'lidir,filmleri hep köyünde geçer ve filmlerde oynayan karakterlerin hepsi akrabalarıdır...profesyonel oyuncu kullanmaz...
sinemacı. fotoğrafçılıktaki ustalığı onun için bazen bir avantaj, bazense bir safra oluyor. grafik boyuta fazla yüz verip sinemayı küstürüyor çünkü. çehov olayı bariz zaten, bir de iran sineması'ndan ve "yüksek sinema" yönetmenlerinden etki almış olduğunu tahmin ediyorum. sinema hissi müthiş (ah o sınıftaki sobanın üstünde uçup duran tüy!). bugüne kadar kendisi ve kasabası hakkında anlatılabilecek her şeyi anlattı. asıl şimdi ne anlatacağı son derece mühim bence. merakla bekleniyor.
ses ve görüntü efektlerini kullanmayarak sinemanın esas mantığı olan görüntüye dayalı sinema tekniğini benimsemiş yönetmendir. filmdeki kareler ne kadar güzel olursa olsun filmler insanı sıkabilr, hatta bayar. diyalogsuz çok uzun sekanslarda afakanlar basması muhtemeldir. ancak bilinen üç filminde de bundan vazgeçmeyecek derecede cesur ve istakrarlı bir yönetmendir. filmlerini piyasaya değil, sinema adına yaptığını düşünüyorum.
hakkinda hazirladigim tez uzerine yuzyuze görusme yapabilmek icin kastiracak kadar kendi dunyasina kapali, ve fakat sinema dilindeki tadı yine bu durusuyla yakaladigina inandigim auteur insan.
filmiyle* cannes film festivalinde yarı$acak olan yönetmen. sadece gösterilmeyip yarı$acak olması zeki demirkubuz'un attığı adımı bir adım daha ileri ta$ıması önemli bir geli$medir...
"uzak" filmiyle 2003 cannes grand jury prize'i kazanan basarili yonetmen.odulu sertab erener'in eurovision sarki yarismasi ile ayni haftasonuna dusmesi yuzunden bircok kisinin farkina varmiyacagi buyuk filme imza atmis buyuk kisi. lars von trier, atom egoyan, michael haneke, theo angelopoulos kadar basarili bir yonetmen oldugu ispatlar bu odul.
uzak ile cannes'da hakikatli, torpilsiz bir ödül kazanmış, düşük bütçeler, türlü olanaksızlıklar, amatör oyuncularla da süper sinema yapılabileceğini kanıtlamış, türkiyedeki pek çok kimsenin de fena halde - nedense- kıskançlığına, fesatlığına hedef olmuş sinemacı. bugüne kadar geldiği yere büyük çabalarla geldiği belli olan, yine de pek çok kişinin kendisinde bir kusur aramayı kendine baş görev bildiği, hiç alakası yokken karısına bile hakaret edilen, aslında büyük takdir görmesi gereken ve ülkesinde kıymeti pek az bilinen bir adam.
filmlerindeki fotoğrafik etkinin baskınlığı dışında oluşturduğu dünya da çok sıradan(kötü anlamda değil) ve gerçek bir dünyadır. insanlar ve diyaloglar şaşırtıcı(bir türk filminde rastlamak daha bir hoş geliyor insana) ve keyiflendirici bir biçimde gerçek hayattandır. gerçek hayatın sıkıcılığını, sinemasal bir konuyla dağıtmak yerine; bundan bir duygu vermeyi amaçlayan bir yönetmendir. bu yüzden dağılmamış bir sıkıcılık filmlerinde asılı durur. bu doğallığın yanında karakterlere, dünyaya ve izleyiciye de olabildiğince mesafeli bir duruşu vardır. o yüzden sinemasını en iyi tanımlamak da filmlerinin adlarıyla oluyor belki de; mayısı bilmem ama sıkıntılı, uzak ve uzaktaki karlı hava kadar soğuk(bu da son çekilecek filme isim önerim). değerini bilmek lazım ama biraz uzak durmak lazım :)
boğaziçi elektrik elektronik bölümü 3. sınıftayken mühendisliğin kendisine göre olmadığını anlamış, önce fotoğrafçılığa sonra da sinemaya geçmiş, uzak filmini 5 kişi ile çekmiş insan.
popülist/ticari kaygılar olmadan da zirveye ulasilabilcegini göstermis örnek deha... kullandığı metaforlarla, yaptığı göndermelerle,kısa ve net konusmalarla insan öyküleri anlatan basarılı analizleriyle dikkat çeken yönetmen...