sözlükte denk geldiğim ve entrylerine bakınca sen şu olmalısın diye mesaj atıp tam üstüne bastığım ayrıca özellikle sanatın ve sanatçının ve bilumum insanların dostu süper insan.
"kim bu felsefe melsefe yazıp duran kız" derken sınıf arkadaşım çıkıveren. ilk resim sergisini hatırlıyorum; gezi parkının altında bir yerdeydi, gururlanmıştık -arkadaşımızın resimleriydi. zaman uçtu gitti be odrade anne...
ek$ibition ahalisi olarak hepimiz bir milyon verecegiz* ve scanner alacagiz kendisine. cizimleri cok ho$ ancak gozlerimiz o cizgileri daha net, daha ayrintili gormek istiyor ustadim. *
on bin feet yüksekte tıkanan kulakları 24 saattir hala açılmamış, konuşurken zaten nezleli olan polifonik sesi kendi kafası içinde eko yapan, dışarıdan söylenenleri pamuk nine kıvamında* tekrar ettiren ve bu vaziyetteyken yüz kişiye konuşma yapacak bedbaht.
acaip sabırlı biriymiş, bir kaç defa gördüm-anladım ben bunu. bir nevi misafir olarak geldiği ve fotoğrafçı kaynayan zirvemizde bir köşede oturup izledi bizi. tabi bir de o resimleri yaparken insanın fevkalade sabırlı olması gerektiğinde yola çıkarak bundan emin olduğumu söyleyebilirim. ve hatta eksi sozluk dokuz yasinda zirvesinde, fazla kimseyi tanımıyor olsa da eğlenmesini bildi o ağrılı diziyle. nasıl dans etti nasıl eve gitti bilmiyorum ama imrenmiyor da değilim açıkçası* aklımda kendisiyle ilgili bir de plan var; biliyorum ve eminim ki yakında bir resim sergisi açacak. ben de tam karşısına bir fotoğraf sergisi açıp deli edeceğim onu! ahaha! hatta sergimde kendisine vermeyi unuttuğum fotoğrafları da kullanacağım, tam olacak.* ek: ilgili olduğu her şeyde binbir sır barındırdığına inandığım sürrealist insandır, sürrealitesini kıskandığımdır.
kendimle bir tutarak yaşlanma tesellisi için aradığımda "ben daha 29 yaşındayım amoeaaaa" diye çemkiren komik arkadaşım. "hep böyle kal, hep canayakın" demiş erol evgin.
ulan şimdi anladım dün de sigarayı bırakmış, 30'lar yavaş gelsin diye!
"bu gece ne program yaptı arkadaş" dediğim,nöbetçi dj olmasından dolayı sourberry de kim varsa konuşmaya kararlı olduğum,derhal kadrolu yazarlar arasına girmesi gereken dj kişisi. ayrıca önce "fly me to the moon",ilerleyen vakitlerde "tom waits" isteklerimi ben söylemeden anlayabilmiş insandır.süper güçleri vardır.bi nevi marvel comics insanıdır,heroes'tır.
ısrarla poets of the fall çaldırmaya çalıştığım (özellikle de "late goodbye") fakat bir türlü çaldıramadığım ve ne hikmetse o kadar süper gücüyle bile bunu anlayamamış dj.candır.fakat prettyinpink bir sabaha karşı carnival of rust çaldığında odrade aklıma geldi.bu geceden sonraki ilk programında çalması dileğiyle. post-itsel yaklaşım:parça yoksa ben atabilirim.
b.a.: "ayrıldım sevgilimden ama gerçekten feci üzüldüm bu sefer." odr: "ben de bir önceki değil, ondan öncekinden bir önceki sefer acayip kötü olmuştum..."
o sırada naifçe yudumlamakta olduğum şarap ağzımdan masaya fışkırır. odrade "ne dedim ki?" dercesine bana döner. bunun üzerine şarabın kurtarabildiğim kısmı da burnumdan fışkırır.
candır kendisi. mariotto albertinelli'nin öğrencisidir. her ne kadar, eserlerindeki hâli için, "saykıdelik" olduğunu söylese de, içten içe bir isa, tanrı, çocuk, son gece, ilahî öğretiler vs. gibi şeyleri de anar. tabii bu gözler onları yemez. egon schiele'ymiş falan. boş işler gerçekten bunlar. albertinelli varken schiele'ye daha çok yol var bana kalırsa.
evet, demiştim galiba; candır kendisi. düne kadar da erkek sandığımdır. bendeki de salaklık. o resimleri zaten nasıl bir erkek yapar, merak ettim şimdi. allah allah. iyi değildim herhalde, kendisini erkek sandığım günlerde.
teknoloji gibi bişey. neden dersen şimdi diyelim ki aklıma güzel bir görsel kompozisyon fikri geldi, ne bileyim renk ve şekil konseptine yeni bir açılım getirdim diyelim, napıyorum gidiyorum hemen gennisinin resimlerine bakıyorum ahanda yapmış oluyor çoktan. bu açıdan ne uğraşayım diyorum her seferinde, odrade yapar bakarız negzel. sonra göbeğimi kaşıyarak tv başında uyuyakalıyorum. teknoloji de tıpkı bunun gibi değil midir. ha değil midir sorarım.
hayatın doğal seyir ve akışına bile kafa tutacak kadar inatçı çalı süpürgesi. yen'i içinde kırık kol koleksiyonu yapmış vakur manyak. içi beni dışı seni yakar.
picasso ve monet tablolarını "ben yaptım" diyerek yutturmaya çalışan*, tarihe gömülen nodülü ile birlikte tüm etkileyiciliğini de kaybetmiş, yine de yaradandan ötürü sevdiğimiz saydığımız entel..
picasso ve monet tablolarını ben yaptım diye yutturduğu dedikodularına kulak asmamamız gereken atreides. tarzlarımız örtüşmüyo bi kere. monet ve ben. hiç alakasız.
ayrıca:
<underdose>: valla odrade gordugum tablolari sen yapmis olamazsin, bariz monet'ydi onlar <odrade_atreides>: sen yapmış olamazsın'ı bir iltifat olarka kabul ediyorum <underdose>: sonunda anladin (:
haftada en az üç kez ıssız adam'ı seyrederken nutellalı waffle yiyip etraftaki kedileri sevdiğimiz yazar. film çıkışında da uludağ limonata içebileceğimiz nezih cafelere gidiyoruz elbette. böyle de eşsiz bir ikiliyiz.