bir tutku... kimileri için sadece ayağını yerden kesen veya vücudunu daha rahat taşıyan bir taşıt* olmasına rağmen, kimileri için rahatlıktan çok bir haz, bir keyif, tatlı bir heyecan aracı... zira bu tip insanlar otomobillerini rahatlıktan ziyade bu tip zevkler için alırlar, tercihlerini o doğrultuda* kullanırlar. müzik sistemi olsun olmasın farketmez, yeterki 2000 ila 5500 rpm* arasındaki kesintisiz gaz verme (bkz: kick down) sırasında motordan çıkacak homurtulu* ses onları başka bir ses duyma ihtiyacına yöneltmesin... (bkz: otomobilsever)
bir kavusturur bir ayirir yollar bir aglatir bir guldurur yollar benim de yollarda aklim var benim de hayatta gozum var benim de yollarda aklim var benim de bu askta gozum var gel binelim benim otomobile geze geze gidiverelim gene ben soforun olayim senin tingir mingir gidelim her yere ben keten helvalar isterim sen yanik ömerim ol benim ayran icelim cop sis yiyelim yan yana fotograf cektirelim bir caydiriyor bir ayartiyor yollar bir kandiriyor bir avutuyor yollar
kullanması gerçekten zevkli olan ulaşım aracı... tek şikayetim hala benzin ve dizel motorların kullanılması. ki havayı kirletmese o da sorun değil ama isterse en teknolojik otomobil olsun yinede benzin/dizel kokuyor... olmuyor
"kavuşturur bir a yırır yollar, bi ağlatır bir gül dürür yollar" şeklinde (ulen nevrim fevrim herbişeyim döndü, bi bir bi bi bibibibibi, ne bu ya), yani "ayırmak" ayrılmak "güldürmek" de dürülmek muhalefetiyle söyleyişi hoşlaştırılarak datlandırılmış duzlandırılmış çıkı çıkı bi şarkı. yanık ömer olayını pek anlayamadım naz ablamızın ama, o kadar nazı geçsin artık. ayriyeten yan yana fotoğraf çektirelim kısmısı ikinci kez sölenilirken "kolkola fotoğraf çektirelim"e bırakır kendini.
icat edildigi zamandan beri endustriyel anlamda tum makineler arasinda en az gelisme kaydetmis hala asfalt yollara mahkum,benzinle calismak zorunda olan motorlu tasit.
otomobil, artık hayatımızın bir parçası olan bir ulaşım aracından çok fazlasıdır. işin ilginci ise çoğu kişinin bu araçların özelliklerine ve kullanım tekniklerine karşı ilgisizlikleridir. kendileri ilgisiz olmakla beraber, otomobile karşı olan bütün ilgiye “gereksiz” etiketi yapıştırmışlardır.
şöyle bir düşünürsek: uygun ekonomik şartları sağlayabilen ortalama bir insan ele alındığında, bütün hayatı boyunca alacağı en pahalı ilk şey nedir? bu bir ev olsa gerek. peki ya ikincisi? bu da otomobil olsa gerek ki otomobil ömür boyunca genelde birden fazla sayıda satın alınan bir objedir. ayrıca otomobile ve şahsi sürüş kapasitesine kendisinin ve sevdiklerinin hayatını emanet eder insan.
gelmek istediğim nokta şu: eşek yüküyle para gömülüp, hayatların emanet olduğu bu araca gösterilen ilgi ve alakayı “gereksiz” görmenin ne kadar anlamsız olduğu.
şimdi tek tek görelim hangi bilgi ne işe yarıyor.
kullanım kılavuzunu okumak direksiyonda yükseklik ayarı olmasına rağmen bunun farkında olmayan birçok sürücü mevcut. doğru oturma pozisyonu, araca hakim olmanın ilk şartıdır. o yüzden aracın özelliklerini bilmek ve doğru ayarları yapabilmek (ki sadece oturma pozisyonu ile sınırlı değildir bunlar) adına bunlar okunmalıdır.
marka/model ve motor bilgisi bu bilgiler otomobile gömülen paranın karşılığının kişisel tercihler doğrultusunda verimli olarak alınmasına yardımcı olur. uzun süre kullanılacak ve değiştirmenin bu süre boyunca mümkün olmayacağı bir araç olduğundan, sahibinin içine sinmesi çok önemlidir. bir de polise otomobili ve yolda kaldığınızda servise sorunu tarif etmek gerektiğinde bu bilgiler işe yarayacaktır tabi.
sürüş tekniği işin “can alıcı” kısmı burasıdır asıl. bütün ayarlarınız doğru olsa bile, viraja nasıl girilip çıkılacağı, nasıl fren yapılması gerektiği, uygun vites/hız ilişkisi gibi temel bilgilerin eksikliği hayatlara mal olabilir. sürüş tekniği aslında zamanla kendi gelişir fakat eğer alışılan yanlış kullanım şeklinin doğru olduğu kanıksanmışsa, doğrusunu öğrenme diye bir şey söz konusu olmaz pek. gerçi artık bir çok sürüş destek sistemi, sürücünün yanlışlarını düzeltebilmekte ama henüz bunların ortalama otomobillerin tamamında standart olması için zaman var. bilinmesi gereken temel teknikler, aklıma geldiği kadarı ile (otomobil kullanmayanların son paragrafa atlamalarını tavsiye ederim, sıkılabilirsiniz):
fren pompalama: kuru zeminde “kazık fren” diye tabir edilen frenleme şekli, en yakın duruş mesafesine sahip fren şeklidir. fakat fren esnasında manevra yapmak gerektiğinde, abs olmadan manevra yapmanın tek yolu tekerleklerin kitlenmesini önlemektir. bunun için ani frende tekerlekler kitlendiği an fren gevşetilip tekrar basılır. bu işleme durana kadar devam edilir. abs'nin de temel çalışma pensibi budur aslında.
yarım debriyaj: debriyajın kavrama noktasında tutulması ile yokuş yukarı frene basmadan aracı olduğu yerde tutmayı sağlar.
motor freni: bu aslında kontrollü viraj almaya yarar. özellikle kaygan ve buzlu zeminde gereklidir. sadece çekiş/itişin olduğu tekerlekler frenlendiğinden aracın dışa savrulma eğilimi azaltılarak, araç viraj içine doğru yönlendirilir. unutulmaması gereken ise viraja girmeden önce uygun hıza vites küçülterek düşmek, viraj içinde frene basmaktan kaçınmak ve virajdan çıkarken az da olsa gaza basmak gerektiğidir. viraja sadece ayak freni ile girip, sonradan (viraj içinde) uygun vitese almak aracın dışa savrulmasına sebep olabilir (ki geçiş esnasında gaz kesildiğinden bu daha etkin hale gelir) ve ekstra yakıt tüketimine sebep olur (tanıdığım birçok insan bu şekilde kullanıyor. araçlarına binmesem bile konu açılırsa nasıl viraj aldıklarını soruyorum. genelde aldığım yanıt bu). aşina olunmayan yollarda giderken, 30-40km/s hızla girilen virajı alamayarak yol dışına çıkmak mümkün (o derece keskin ve görünmeyen virajlar mevcut).
vites/devir seçimi: çoğu kişi düşük devirde sürmenin yakıt tasarrufu sağladığını düşünür. doğru yapılmadığında ise normalden fazla tüketime sebep olur bu. 2000rpm’in altına düşmemek gerekir ve 3000rpm’in altında giderken hızlanmak gerektiğinde ise vites küçülterek bu işlem yapılmalıdır (dizel araçlarda bu devirler farklı).
yukarıda saydıklarım kesinlikle bilinmesi gereken temel teknikler. amacım burada kesinlikle ahkam kesmek değil; sadece bildiklerimi paylaşmak ve otomobillere gösterilen ilginin “gerekiz” ibaresinden kilometrelerce uzakta olduğunu belirtmektir.