2007 yapımı ve göt attırıcı olduğu iddia edilen bir korku filmi. evlerindeki görünmez gücün varlığından şüphelenen bir çift, bütün evi kameralarla donatır. film de tahmin edilebileceği üzere bu görüntülerden oluşmaktadır.
henüz imdb sayfası bile yok, o yüzden şimdilik kendi sitesine buyurun:
germesi muhtemel gerilim filmi. ammaaa; --- spoiler --- the blair witch project de nasıl filmin sonuna kadar cadı veya ona benzer bir varlık göremediysek, bu film de kendi kendine kapanan kapılar, sallanan avizeler ve ürkünç seslerden başka bir malzeme vermeyecektir bizlere. hiç öyle elinizle gözlerinizi kapatmaya falan gerek yok. tırsmadan full ekran seyredebilirsiniz. bişi çıkmicak.. --- spoiler ---
ve sonda "xxxx kafayı yedi. arizona da bi akıl hastanesinde yaşamını sürdürüyor.yyyy o günden sonra hiç birşey eskisi gibi olmadı.şuan texas ta bir çiftlikte tek başına yaşıyor." gibi açıklamalarla film biticektir.
oren peli'nin çok küçük bir bütçeyle ve tanınmamış oyuncularla çektiği film. slamdance film festivali'nde izleyenleri kelimenin tam anlamıyla koltuklarına yapıştırmış. karanlık salonun avantajını sonuna dek kullanan bir filme benziyor.
slamdanceteki gosteriminden sonra dreamworks bu filmin tum haklarini satin almis, remake mi yapsak oldugu gibi mi yayinlasak diye karar verene kadar da su anki halini hic bir yerde yayinlamama karari almistir.
internette bulunamayan film. türkiye'de buna ulaşmamı sağlayan çok taşaklı bir arkadaşım sayesinde tanıştım bu acayip yapımla. gerçekten blair witch tadını yakalayan ender kamera elimde filmlerinden biri. zaten bu yıl cloverfield ve rec ile bu tarza iyi bir geri dönüş yakalamıştık üstüne pa ilaç gibi geliyor.
sürekli gerim gerim geren her an kapıdan bacadan bişe çıkmasını beklediğiniz filmde özellikle kızın hareketleri koltuğa çiviliyor.
p.s. özel mesajla filmi isteyeceklere önceden not: kusura bakmayın ama olanaksız. zaten kopyası yok (seyredip yaktım), hem de arkadaşın başı belaya girebilir.
paramız çok ama fikrimizi pek yok diyen dreamwork, paramız yok ama sanırız iyi bir fikrimiz var diyen gençlerin çektiği filmi satın alır. ve biraz düşünmeye başlar. ‘’film çok basit, oldukça ucuza mal edilmiş, oyuncular da yönetmen de no name, amatör bir hali var. böyle vizyona soksak değeri anlaşılır mı, gidip yeniden çektirelim bunu birilerine.’’ ‘’yok ya, bunun ruhu amatörlükte zaten, böyle kalsın.’’ bence kalmasın profesyonellere emanet edelim.’’ vs. vs. böyle diye diye filmi kimselere izletmez oldular. ama arkadaşlar iyidir ve bir şekilde bu işi çözebilir. beklenmedik bir zamanda film kucağınıza düşebilir.
insanın bilinmeyenle imtihanı, inandığı şeyle ilgilidir diye düşünüyorum. eğer inanmıyorsan yoktur. sen inanmaya başladıkça var olur, o saatten sonra da bir daha gitmez. ben bu rahatlıkla güzel güzel yaşarken, biraz da filmin az bulunabilir olmasının cazibesiyle izledim bu filmi. ve üzerinden günler geçmesine rağmen ancak yazabilme cesaretini gösteriyorum. sonum hayrola…
oldum olası gore sevmem. bu sebepten paranormal activity çok çekici geldi bana. kanlı sahne gerginliği olmadan rahat rahat izlerim dedim*. hay kan olaydı, testereler havada uçuşaydı, gözümün gördüğü bir şey olaydı da izlediğim saatlerde daralıp sonrasında unutsaydım filmi. ama yok, adından da belli olduğu üzere ortada paranormal bir şeyler var ve başımıza bela olacak. oldu da.
bu tür filmlerin babası sayılan the blair witch project, izleyicilerinin gönlünde her zaman ayrı bir yer tutacaktır. ama o filmin fikrinden, tekniğinden beslenen birçok film oldu. bazısı çok kötüyken bazıları da fikri geliştirip akılda kalıcı hale geldi. paranormal activity, -eğer bu haliyle izleyiciyle buluşursa- insanları etkileyebilecek türde bir film. (şahsen yeniden çekilmesinin çok yanlış olacağını düşünüyorum, çünkü daha etkilisini düşünemiyorum. zaten daha etkili olmasını da istemiyorum, korkuyorum lan.)
--- spoiler --- film, türün meraklılarına dilediğini verecek gibi. ama aşina olmayan izleyicileri biraz sıkabilir. ilk yarım saati neredeyse hiçbir şey olmuyor denilebilir. oysa film o sırada izleyicinin detektifliğinden yararlanıyor. açık bir kapı, bir ayak sesi bile tedirgin edici olabiliyor.
genç çiftin yeni taşındığı evde, kızımızın geçmişinden taşıdığı ‘’şey’’ geceleri tuhaf olaylara sebep oluyor. kız, oldukça temkinli olmakla beraber, erkek arkadaşı biraz dalgaya alarak, biraz da olayı çözme merakıyla elindeki kamerayı kullanıyor. biz de kamera oluyoruz. adam bizi nereye koyarsa oradan izliyoruz evi. burada çok akıllıca bir iş yapılmış ve gece çekimlerinde kamera evin sakinlerinin göremediği bir açıyla yerleştirilmiş. o yüzden çiftimiz gece uyurken biz zavallı izleyiciler, açık olan kapıdan koridoru, merdiven sahanlığını, arkadaki iki odanın kapısını gayet net görüyoruz. ve yer yer kafayı yiyoruz. ekranın sağ altında ilerleyip duran saat de başlı başına bir gerilim unsuru.
sanırım beni birkaç gündür etkisinde tutan sahne ise, kızın uyurken gece yavaşça yatağından çekilerek sürüklenmesi ve ardından gelen olaylardı. o bacak o yataktan çıkarıldığından beri uyku haram bana.
filmin finali kimilerine göre filmin genel havasının dışında olduğundan, kötü gibi görünebilir. yani filmin ayakları birden yere basıyor denilebilir. bense aynen olması gerektiği gibi olduğunu düşünüyorum. çünkü yer yer izlediğim şey film mi yoksa gerçek mi onun bile ayrımını yapamadım. bu gerçeklik aynen o şekilde son bulurdu.
elbette amatörlükten kaynaklı eksikleri ve hataları var filmin ama bunlar o kadar önemsiz ki, dile getirmeye bile gerek yok. (bazı klişelere yaslanma şekli, internetten izlenen şeytan çıkarma görüntüleri vs) --- spoiler ---
paranormal activity, biraz da izleyicinin içine girebilmesiyle amacına ulaşabilecek filmlerden. siz ne kadar inanmaya teşne olursanız film de sizi o ölçüde etkileyecek. dilerim tez zamanda vizyona girer de, ben de her önüme gelenle bu filmi konuşup, durumu normalleştirip, bunun bir film olduğunu idrak eder ve bana kazandırdığı saçma korkulardan kurtulurum.
not: ben insanlarla film paylaşmayı seven, isteyene ‘’yok olmaz’’ diyemeyen bir insan olduğumdan filmin kopyasını almadım. yoksa evde öyle bir film bulundurmaktan falan korkmuyorum. ne alakası var ya.
eventful'da 1 milyon kere istenirse tüm dünyada gösterime girecek olan, twitter'de trending topics'in üst sıralarında görülebilen film, viral marketing boku.
filmin efsane mertebesine ulaşmış tırsınçlığı bir kenara, film 2007'de çekildikten sonra başına gelenler de ayrıca enteresan bir hikaye. wikipedia'dan okunabilir filmin macerası, özellikle steven spielberg'ün ve remake'e senaryo yazmaları için davet edilen senaristlerin filme gösterdikleri tepkiler oldukça enteresan. http://tinyurl.com/yzjn7y3
yemin ediyorum bok gibi. kim nesinden neden korkmus bu kadar bi anlatan cikarsa sevinicem. zaten korkunc degil, bi de korkutma potansiyeli olan her sahnede gereksiz ve yuksek sesli tepki veren amerikan seyircisinin ulu cabalariyla gevsedim resmen seyrederken. (hani ulan korkucak bi sey cikmicak anlasilan arkama yaslanip rahat edebilirim anlaminda gevsedim) gerci bu durum son sahnede az bucuk sicmama neden olmadi degil ama bir dakika korkmak icin birbucuk saat beklemeye ne gerek var? biri arkamdan bo desin ben gene ayni sekilde korkarim, hem de o kadar zaman kaybetmem.
simdi oncelikle bu filmden iyi ekmek yiyecek insanlar, bunda kusku yok ama olayi biraz daha gizemli hale getirebilselerdi direk firin zincirini yiyebilirlerdi. cunku konusu batil inanclari tavan yapmis insanoglu icin cok ideal. ne oldugu belli olmayan bir figur, cisim, yaratik, ruh vs. genc ciftimize hatta genc kizimiza musallat olur ve olaylar gelisir. insanlar her ne kadar bu islerden tirssalar da icten ice merak etmeden duramiyorlar. eger bu film blair witch'in uyguladigi "oyuncularin hepsi oldi, cadi yemis herkesi" taktigini uygulasaydi yer yerinden oynardi muhtemelen. ama tabi bu mumkun degil, cunku insanlar benzer ve hatta bence daha tirstirici blair witch'in kurgu oldugunu ogrenmisler ve internet'te ufak bir arama sonucu bu isin de butceli, yonetmenli normal bir produksiyon oldugunu bulabiliyorlar. yani filme en buyuk katki da (filmin gosterimi icin toplanan online imza kampanyalari, kolejlerde bedava gosterim ilanlari vs) darbe de internet'ten geliyor.
geleyim filme; cok tirstirici degil dogruya dogru. kalp atislarini yukselten bir kac sahne var aman allahim dayanamiyorum altima s.cmak uzereyim gibi bir olay yok. hatta katila katila gulen insanlar vardi sinemada. kameranin cekim yaptigi gece sahneleri basarili diyebilirim. en azindan insanda merak uyandiriyor, bir sonraki sahnede ne olacagini bekliyorsunuz vs. vs. ama genel olarak filmin temposunda inis cikislar var. olay orgusunun akmasi icin mecbur kalmislar sanki. gece sahneleri ne kadar karanliksa gunduz sahneleri de o kadar aydinlik, oyle olunca insan gerilse bile atmosferden cabuk siyriliyor.
oyunculuk genel olarak -amator oyuncularin rol aldigi goz onune alinirsa- fena degil ama bazi sahnelerde inanilmaz siritiyorlar. bildigin gercek kesit'e donuyor film. aranizda anlama ozurlu gerizekalilar olabilu dusuncesiyle cok zorlama diyaloglar eklemisler. ee haliyle bunlar birlesinice direk filmin atmosferinden cikiyorsunuz. bir de oyle sahneler var ki adam isigi yakmaya gereksinim duymadan bodoslama karanliga giriyor veya normal bir insanoglunun kamerayi elinden birakacagi yerde hala cevat kelle modunda geziniyor. oeh diyorsunuz haliyle.
bu kadar dusuk bir produksiyon icin gorsel efektler (?!) basarili diyebilirim. yataktan cekilme sahnesi kanimca en hoplatici yeri filmin. kan olmasin, kol bacak kopmasin diyenler icin izlenibil ama yine de buyuk beklentilerle gidilmemesinde fayda var bana gore.
film de en cok kafama takilan sey ise hatunun guzel mi cirkin mi olduguydu. filmin dolulugu acisindan bir fikir verir artik size.
abd'yi sarsan, imdb'de çok yüksek puanlar alan, nereye baksam hakkında birkaç yazı gördüğüm ve insanların hakkında delirdiği ve delicesine yorumlar yaptığı, son dönem "the blair witch project".
the blair witch project ile başlayan el kamerası ile çekim furyasında "rec" zirveye ulaşmıştı ya, aynen onu devam ettiriyor görünüyor. "trailer"ı bile rec'in neredeyse aynısı. bir blair witch project delisi olarak rec'i de fecî şekilde beğenmiştim. şimdi bunu da bekliyorum. "hd trailer"ı şurada: http://www.youtube.com/watch?v=f_uxleqd074 ...
insanların tepkileri inanılmaz. "eventful"da yine olanlar olmuş ve insanlar çıldırma noktasında "demand"ler yağdırıyorlar. buyrun: http://eventful.com/...ity-/p0-001-000212499-6/demand . şimdi şöyle bir soru gelebilir akıllara: eventful'u mu ciddiye alıyorlar? cevabını veriyorum: evet! resmî siteye bile eventful adresi verilmiş. demek ki ciddiye alıyorlar. hayırlısı. ...
dediğim gibi, "rec"ten sonra bir film daha bekleyeceğim gibi görünüyor. ancak, türkiye'ye gelmesine imkân yok gibi. öyle görünüyor şimdilik. ben siteye girdiğimde, istanbul'da 354 kişi filmi bekliyor görünüyordu. 354 kişi ile de zor be. "remake" yapıp piyasaya tekrar sürülürse gelir de, bu hâliyle biraz zor. "remake"i de izlemek istemiyorum şahsen. amatör ruhlu filmler her zaman daha güzel oluyorlar. "remake"i de yapılana kadar en az 1 yıl beklemek zorunda kalabiliriz. gerek yok.
ben bu filmi merak ettim şimdi. içime kurt düştü. izlemek gerek. bir de, kötü çıkarsa çok çok koyar ama . bu kadar heyecanlandırdılar beni. umarım değer.
nihayetinde ed2k ortamlarına da dvd-screener olarak düşmüş film. herhalde efsaneye göre steven spielberg'e gönderilen screener versiyonu bu, malum spielberg filmi izlemeyi yarıda kesip çöp torbasına koyuyor ve evinin dışına atıyor (böyle boktan reklam olmaz).