lacivert jenerikli pazar gecesi sinemalarının alameti farikasıydı bir aralar. ışıltılı newyork, topuklu ayakkabılı hatun, gece arabanın ön kaputuna yansıyan bina suretleri vs...
pazar geceleri starda gösterilen filmlerin ana başlığıdır parliament pazar gecesi sineması. küçük bir çocukken genelde babam izin vermezdi izlememe çünkü ertesi sabah okul olurdu ve çocuklar pazar geceleri erken yatmalıydılar. batman bu seriden aklımda kalan tek filmdir, ilk oluşunun etkisi olsa gerek. (bkz: parliament cinema club)
iel'de pazar günlerimizin yegane heyecanıydı. hoca izin vercek mi vermicek mi, kaçak izlesek yakalanır mıyız yakalanmaz mıyız derken filmler izlenir, gecenin bir köründe yatılır, sabah zar zor uyanılırdı. (bkz: nostalji) (bkz: muazzez ersoy)
ne heycanla beklenirdi bu hadise. hala sesi kulaklarımda, görüntü gözümün önünde, hatta aynı müzikle biterdi, bitti diye üzülürdüm çok. ama izleyebildiğim çok nadir zamanlar vardı ve çok özel zamanlardı o zamanlar çünkü ben de ultraviolent'la aynı dertten muzdariptim, annemler hadi yatağa baskısı uygularlardı.
pazar gününün anlam ve önemi nedeniyle, öğrencilik zamanındaki bireyler için, ütü yapan anne ve "hadi bakiim yatağa... yarın erken kalkıcan. cabuk! bırak parlementi malboroyu" diyen baba özdeşleşmiştir.
çogu zaman büyük bi gazla karşısına geçilir fakat çocukluk kapasitesi yüzünden çogu zaman filmin yarısında tv başında uyuya kalınır. sabah kalkıp o bi haftadır dakka başı fragmanı giren, "bir baş yapıt" olarak nitelendirilen filmi izleyemediğinizin farkına vardığınızda okula gidesiniz gelmez, dizinizi döver, annenize "bu ne biçim süt be!" şeklinde trip yaparsınız. o pazartesi artik sizin için bir işkencedir.
diğer entrylerden farklı olarak bizde hadi bakalım yatağa repliğiyle değil hazır edilen ve film sırasında pişirilen kestaneyle karşılanan bir hadiseydi.yaşlıyım ben demek ki.ben de wanda adında bir balıkı hatırlıyorum çok net olarak.pek beğenmiştik.asla unutmadım jamie lee curtis adını bu filmden sonra.
jeneriginde calan sarkida 'you are the only one i can see'msi bir dize yankilanir ardindan duet seklinde su anda linda ronstadt ve aaron neville isimli sarkicilarin oldugunu ogrendigim iki ses baby i lived all my life for youuuu now you are hereeeee seklinde bir seyler terennum ederlerdi, ya da ben kucuktum yaziyordum sarkinin sozlerini. (bkz: bir copkutusu olarak hafiza)
herkes gibi benim de küçüklüğümde derin izler bırakan hadise. her zamanki gibi anne-babadan zar zor izinler alınır, yer yatağı salona taşınır, heyecanla karla bonoff beklenirdi. yine böyle bir akşam polis akademisini bekliyoruz (bokunun çıkmadığı dönemler) yatağımızı kurmuş, yastığımızı kabartmışız. star'ı açıyoruz ve flaş haber: körfez savaşı çıktı. bütün gece yeşi yeşil çizgiler uçuşuyo. e hani hightower nerde amına koim, yediniz güzelim izni. star gibi hını mını.
hayatimin ilk filmini bu klubte izlemistim ben..muziginide afedersiniz gotumuzden uydurarak ohhh maaay layf to u uuu notink foor meee to youuuu seklinde soylerdim..eh işte..mask i izlemistim rockyleri izlemistim mission imposible i izlemistim.. ondan sonra film izlemedim ben zaten..kendimi ilime verdim kitaplara verdim..
bir dönem "pazar gelse de adam gibi bi film izlesek" dediğimiz, bize star'ı sevdiren nadir hadiselerden biridir. cem uzan sadece bu hizmetiyle bile bir dönemlik başbakanlığı hak etmiştir.*