başrolünde ben kingsleyin oynadığı ve sultan adına çalışan bir muhbiri canlandırdığı film. film bir ingilizin yazdığı kitap için araştırma yapma gerekçesiyle bir arsayı osmanlılardan kiralamasıyla başlar. olaylar 1908'de, osmanlı imparatorluğunun sonunun yakın olduğu zamanlarda gerçekleşmektedir.
yönetmeni james dearden olan ve ne yazık ki içinde türk olgusu geçen her filmdeki gibi bazı aşağılamaların olduğu* , genelinde oldukça beğendiğim , bol bol ali cengiz oyunu dönen film.
bir casusuluk oykusunun anlatıldıgı birinci dunya savası oncesi osmanli devleti egemenliginde bir yunan adasinda gecen , basrolunde ben kingsley nin guclu oyunculugu izlenebilecek bir drama filmidir. turk kadinlarini ilk defa kara carsaflı olarak gormedigim bir film . osmanli nin bozuk devlet yapisina bir elestri , cok da haksiz degilller , film tarafsiz bir gozle cekilmis.
orientalism kokmayan bir film. son derece karmaşık ve katmanli baglilik, aidiyet, hatta milliyet sorunlari incelenmis. bir batilinin gozuyle tipik bir dogu betimlemesi degil, cok daha karmasik, heyecanli. vali ve batililar arasindaki iliskiler, ikilemler guze yansitilmis. gordugum en basarili osmanli tarihine ilişkin filmdi. tek sorun, tükçe konusamayan türkler. valiler, yani mahmut paşalar türkçe konusur ve hatta halk kendilerini "foreign" yabanci hukumranlik altinda yabancilasmis "alienated" hisseder. onun disinda basarili.
20 ocak 2003 itibariyle cnbc e'de gösterilen sömbeki (simi) adasında geçen film. paşa ve mahiyeti pek iyi türkçe konuşamasalar da türkçe bilen birinin yardımıyla türkçe bilmeyenler için çok da fena konuşmamaktadırlar türkçe'yi.
vali mahmut paşa'ya kazık atmak isterken kiraladığı toprakların aslında sultan abdülhamid'in malı olduğunu öğrenen ingiliz dolandırıcının etrafında gelişen dramatik film. bir imparatorluk nasıl batırılır konususunda üç kredilik ders olarak okutulabilecek bir filmdir.
kimin eli kimin cebinde sorusunun kafaları kurcaladığı, ikinci meşrutiyet öncesi osmanlı imparatorluğundan küçük ama dramatik ve bir o kadar da traji komik kesit veren güsel film.
yani basil pascali çenesini azıcık tutsa kimse ölmeyecek, vali paşa zaten ingiliz'e vereceği 1500 lirayı almanlardan çıkartacaktı.
amerikalı'nın rumlara silah satışı olayını da bilmeyen bir tek pascali idi. (bkz: mal herif)
film tarafsız bir gözle ve kişisel ilişkiler üzerine kurulu olarak çekilmiş olmasına rağmen sadece vali mahmut paşa'nın yaveri elemanın kostümü biraz dandikti o kadar.
ingiliz'in son nefesini verirken dahi onların(türklerin) usülleri yanlış demesiyle iyice belleklere kazınan bir film. diğer benzerlerinin aksine son derece nesnel bir bakış açısıyla senaryosu ele alınmış, çıkar ilişkileri üzerinde durulmuş, vatanseverliği ve insancıllığının ağır basması arasında gidip gelen sadık bir osmanlı ajanının dramını işlemiş başarılı kült bir film.
osmanlıyı aşağılamadan eleştiren film. objektif bir bakış açısı vardı gördüğüm kadarıyla. osmanlı'da tımar sisteminin ekmeğini yiyen vali askerler'in "devletin malı deniz..." anlayışını eleştirmesiyse oldukça yerindeydi.
bugün bile rüşvetin, bürokrasinin her noktasında karşımıza çıkması osmanlı'nın bir mirası olsa gerek. osmanlı büyük bir imparatorluktu evet süperdi falan ama neden yıkıldı anlamaya çalışmıyoruz. ipuçları veriyor bu film.
ben kingsley'i türkçe konuşurken izlemek çok ilginçtir. görüntüsü de bıyıklı mıyıklı bildiğin türkten farkı yoktu.