o mavis gozlerindeki huzne dayanamadigim kiskanc arkadas. kendisine yuklenip yuklenip, bu yuku kimseyle paylasmayan, al biraz da sen tasi diyemeyecek kadar buyuk bir kalbe sahip, icindeki phoebe'nin hic kaybolmayacagina inandigim birtanem. asindikca yokolan cinsten degil de asindikca parlayan madenlerden onun yuregi. yorulmadan en asagilarda dusenleri tutmak icin bekleyen bir avci, benim ve bircok insanin mihenk taslarindan. these smiling eyes are just a mirror for the sun diyorum baska da birsey demiyorum...
once beni arap ati olmakla itham etti, sonra maymun muamelesi yapip findik fistik atti onume, bunlar da yetmezmis gibi oyun oynayacagiz diye kandirip windows 92 bilgisayarinda spot oynatti, hatta zirlama, sesin cikarsa suracikta bogarim seni, apartmanda kimseler yok, duyamazlar seni dedi...**