bu peb var ya. mimar olana kadar katil de olur herade. hocalarini katleder en basta da. dun sabah hocanin ustune kuscakmis da yetisememis. saglik olsun be peb, bi ara gider beraber kusariz. gecmis olsun... omuz hazir beklio...
ilk 12 entrysi muazzam, şiirsel bi bütünlük oluşturduğu için entry boşluğuna tereddütle yaklaştığımı belirtmek isterim herşeyden önce. olimpiyat köyü projesinde en zor iş olan 80.000 kişilik stadyum çiziminin altından başarıyla kalkan ve galatasaray'ın yeni stadyumu için klübe teklif götürmesi an meselesi olan (bak burası yalan) iyi bir sözlük kişisidir kendileri. whopper hastası olduğunu her haliyle belli eder, ayrıca doğumgününün benden 2 gün sonra (3 yıl farkla) olması da enteresan bi noktadır (bkz: bundan kime ne). karnınız aç ve evde yiycek yokken kendi sağlığınız için yaklaşmayın, yemek muhabbeti dedin miydi çenesi bi düşer ki tutabilene aşkolsun. hayatta aklıma gelmezdi, dax konusu da tanışmamıza (bkz: danışma) vesile olmuştur enteresan bi şekilde, hayret valla. şu allah'ın işine bak.
şeker! paso uzuluyo biseylere, soora gelip bana annatiyo. ben de dinniyom (iyi dinnerim). morali duzelip gidiyo, sora gene biseye cani sıkılıyo. sora gene geliyo... bu hep boyle oluyo. sikayet eden var mi? yok... eee???
bugun shaft'taydik. peb'i de cagirdik ama gelmedi cizimleri var die. bu sefer afettik bakalim - cani da sikkin zaten. ama bi dahaki sefere geçerli bi sebebi olmadan gelmezse dövcem - evi okulun karşısında nasolsa...
uykudan önce dinlenebilecek en eglenceli masallari anlatan, ertesi gun portlek gözlerle dolasmayi goze alarak (ki yapmam valla) bidi bidi bidi laf yetistirdigim kucuk kiz. her eve lazim bi tane galiba.
konuşması gerçekten güzel keyif veren, dertlerden anlayan ama uyuyup büyümüş olmasına rağmen uyuyup uyuyup küçük kalmış kişi**. artık iş arayıp hatta bulup piyasayı dağıtmayı planlıyor. fede hastası komik kişilik uzun uzun beraber gülünebilecek şahsiyet. okulu birincilikle bitirmiş hava ataıp tutan insan, başarılarının devanımı diliyoruz. bizi güldürdü oda hep gülsün diyoruz.
kendine bir portfolio oluşturup web sitesinden yayınlamak için kolları sıvıyan. ne yazık ki bir frontpage kitabı alarak işe başlayan "aaa bu ne ?" "bu nasıl oluyo ?" gibi sorularına alıştığımız habire kendini kasan sevimli kişi. ayrıyetten çok güzel donuk bakabiliyor bu kişi.
yanlış anlaşılmaktan en az benim kadar korkan başına gelen olay yüzünden zor zamanlar geçiren kafasını duvarlara vuran şu kadarcık bişeysin* diye tarif ettiğim yazar. maceralı ankara yolculuğundan canlı bağlantılar yaparak önemli kişilerin önemli haberlerini iletmiştir*. ramazan davulcularından hiç haz etmediğini anladığım yazar*. kendisini deşifre etmem halinde rezil olup akabinde beni vuracak yazar. fede kliplerinde bedava oynamak gibi bir fikri bir düşüncesi var başarılı olması dilğiyle. kördüğüm kılığına giriyormuş ama pek inandırıcı gelmedi bize. bir bağlantı noktası olarak uyku kişisini seçmesine anlam veremediğimiz yazar, bağlantı özelliğimin olmadığını henüz kavrayamadı. allahtan acil şifalar diliyoruz.
bir cumartesi gecesi kemancı'da beni yalnız bırakmayan, oysa ellerin çalarken dağılmış olan benim kafamı okşayarak iyimisin diye sorarak etrafla ilgilendiğini izlenmini yaratan yazar. hareketli her şarkıda kesin olarak yerden 350 kere ayrılıyor*. oldukça enerjik ve bi o kadar durgun olabiliyor. sürekli gülücük mode on halinde dolaşmasıda pozitif bir özellik.*
önce ara ara atılan mesajlar başladı, türlü gecelerin kör saatlerinde.. sonra hararetlendi yazılar, kimi zaman birşeyleri ama en çok da kendimizi kurtarma çabaları**, gulusler, "bak bi de ne olmustu taa ne zaman"lar.. kesmedi, icq akıl edildi yakın zamanlarda ve öğrenildi ki ankaraya geliyor... geldi.. nerden oldugu bilinmez, bir "ben tanıyorum, biliyorum bir vakitlerden, bir yerlerden" duygusu kapladı aklı fikri*.. konusuldu susulmadan, gülündü bol bol. farkedildi ki gözlerinin ta içiyle, kalbiyle gülen nadir kişilerden bu hatun kişi. vakit çok çabuk geçti ama, kesmedi.. tez vakitte tekrar* gorusme kararı verildi...
bir güzel insan.. hani şu dost kavramının karşılığını verenlerden dibine kadar. kısacık bir zamanda aynı şehirde bulunmamamıza hayıflanacak kadar kendini sevdiren, sohbeti aranan, topu topu 2 hafta önce içilmiş kahvenin dumanı özlenen. gecenin bir vakti "acaba kendime ben mi yazıyorum bana gelen bu mesajları" dedirtecek kadar "benden" olan.. iyi ki var olan..
tuttuğu bütün sözleri** yerine getiren bununla göz dolduran şu kadarcık bişey. buluduğu yüksek yerleri anlatarak kıskançlık krizleri geçirmeme sebep olan gülücük insanı. kilo aldığından şikayetçi ama göz ardı etmemizden bir o kadar mutlu yazar, daha da mutlu olacak. ilginç bir çapraz altında kalan ama bunu da geçecek dert dinlemekte yetenekli kişi.
koskoca ingilizler, şantiye kurmak bi yana, harika bir de senaryo hazırlamışlar. bu kız mutlu olsun diye bütün gün kendilerini konsolosluk* sınırları içine hapsedip türlü maymunluklar yapıyolarmış. başarılı da olmuşlar sonunda. şimdi pek bi mutluymuş bu peb. hatta kanatları çıkmaya başlamış.