3 sene kadar once gidip filtre kahve istedigimde suratima bon bon bakan garson kizin $a$kinligini attiktan sonra iceri gidip, yanima dondugunde "filtreli kahvemiz yokmu$, normal olur mu?" dedigi, bu diyalog uzerine bir daha adimimi atmadigim $irin gorunu$lu kafe.
herr barbie yaklaşık 1.5 sene evvel tespit etmiş perie petiee isimli bu mekanın asma katının kerhaneye benzediğini. bu sene 4 kasım itibariyle de gay ve lezbiyenler organizasyonu'na ev sahipliği yapması sürpriz olmamalı. ikiye ayrilmis masalar savasi'nın kıran kırana yaşandığı, kadehlerin "ibnelik onuru" adına kalktığı, mengus'un resmine kaşıkçı elmasına eş değer biçildiği ve bütün bunlardan kalan zamanda esasen sayın clairvoyant hanımefendinin doğumgünü kutlamalarının yapıldığı yer olarak, sanırım en azından çalışanlarının tarihine geçmiştir.
yerdeki tahta döşemede derin çatlaklar açtık, iz bıraktık*.
24 kasim 2001 tarihi itibariyle cilgin kahkalalara ev sahipligi yapmi$, cheja , veralynn*, bitter ve cressidanın süper danslarına $ahit olmu$, değişik saç stilli garsonuyla lowlifei sıkılmaktan kurtarmış, bunlara karşılık da yüklüce hesap ödenmiş olan mekan.
bir zamanlar brosurlerinde pet metheneyin de bu mekana takildigi * yazan ufak sirin mekan. son donemlerde pitrak gibi cogalan kafe tarzi mekanlarin ilklerinden
1990-1995 arası zaman zaman bulunduğum mekan. o zamanlar sıkıcıydı biraz. açıkçası, kimi arkadaşlar orayı mekan bellediği için istemeye istemeye giderdim.
eskiden, özellikle soğuk kış günlerinde sığındığımız, hafif hafif santana, joe satriani dinleyerekten içkilerimizi yudumladığımız, sohbetleri koyulaştırdığımız minicik bir mekandı burası... şimdilerde genişlemiş, fiyatları abartmış, götleri kalkmış diyorlar. gayrı gitmem oraya ben, sokağından bile geçmem... anılarımda kalsın eski peri peti, nick fury kardeşimiz gibi hayal kırıklığına uğramak istemem.
arkadan da (orasi kimilerince on de olabilir) bir girisi oldugunu doksanbesinci gidisimde farkettigim hos mekan. en ilgi cekici yeri -benim icin- alt katta, supheli arka kapinin hemen yaninda duran iki koltugun tepesinde asili dom katedralidir.
üst kati, oturup biseyler icmek ve sohbet etmek icin son derece ideal olan, fakat cep yakmasi acisindan tatli cesitlerinin yanina ugranilmamasi gereken mekan.
simdiki hali hakkinda sozlukten informasyon aldigim ani deposu...
daha hayal kahvesi bile acilmamis, etrafinda in cin top oynarken, kendine munhasir varligini surduymeye baslamis minicik bir cafeydi kendisi. bira bile satamaz, cay mesrubat disinda menusunde pek birsey bulunmazdi. ondeki kucuk birkac masalik odasinin yanindan inilen mutfak kisminin uzerinde, asma kat bile denemeyecek asma bir cikinticigi bulunur, mudavimler bu cikinticik uzerindeki minderlere tikis tikis oturup, caylarina kanyak katarak inceden demlenirlerdi.
o zamanlar bir fransiz kulturun cafesi, bir de pepe*miz vardi zaten... hey gidi gunler demek istiyorum...
genis bir icki ve sarap menusune sahip, yemeklerde meksika - italyan mutfakları arası bir lezzet sunan, krepli cikolata soslu karamelli vanilyalı-fındıklı dondurmasıyla tum yaz insanların cikolatalı ruyaları gormesini saglayan, özgürün müşterilerine hazırladıgı ozel kokteylleriyle, hem yemek yiyip hem de cnbce dizileri seyredebileceginiz dev ekranlı salonu, bahcesi , üst kattaki geniş puflu koltukları ve cok sicak dizayn edilmis barıyla benim gibi bircok insanın degismez mekanı .
yemeklerden önce mutlaka, taze sızma zeytinyağı-kızmızı pul biber-kekik ve baget ekmek dilimleriyle su ikram edilen, servis kalitesine cok onem veren mekandır.
yeni bir yer kesfettigimi sanmistim, oldukca yanilmisim. yeni olmasa da pek sevimli bir kesif kendileri. afrika haninda eski bir binanin icini kirmizi kadifeler ve altin rengi ortulerle simsicak dosemisler. herseyden once atmosferi cezbediyor. yemekleri, servisi de oldukca iyi.
her oglen,yemeklerini soyledigimiz,hafta sonlari ve aksamlari sarap ve peynir tabagi icin gittigimiz mekan. ayrıca kirmizi lambalarinda gozum kaldi,eninde sonunda sokup alacagim.bunu onlarda biliyor da gonul rizasi ile cikarip vermelerini bekliyorum.