bir ara -imho- leman dahil piyasadaki butun dergilerden daha iyi espri kalitesine sahip ters cevrilmi$ konu$an ceneli tv reklamiyla unlenmi$ mizah dergisi.. $u aralar batma raddesinde oldugu soyleniyor..
eskiden oldukca sik aldigim bir dergi. guzeldi o zamanlar. simdilerde pek goremiyorum. en guzel koseleri ayrintilar, otisabi(basimdan gecti bunlar), muhlis bey ve cihangir gunlugu idi.
kemal aratan, behiç pek, metin fidan gibi süper insanların eserlerini takip imkanı sağlıyordu. neyse şimdi leman-lombak ayırımından sonra leman'dan takip etmeye devam edebileceğiz bu kişileri.
cagaloglunda kucuk bir odadaydi en son. duvarda resimler, fotograflar vardi. masalarin uzerine kirmizi seloteypler yapistirilirdi. ortalikta saman kagidindan bol bisey yoktu. her kez cizilen karikatur eskizlerinin icinden begendiklerinin uzerine kucuk imzamsi bir isaret koyardi. metin demirhan kemal aratanla muhabbet ederdi. yavuz saklinin beresi cok guzeldi. otisin masasi duzenliydi. ali cay getirirdi. ali caycinin ogluydu. faruken bayraktare, utangac ve ciddi gorunumlu aliyi guldururdu. mektuplar gelince duvara filan bantlanirdi. caylar cok guzeldi. enginergonultas acikli misir sarkilari calardi. behic abi aksamlari vapur iskelesine giderdi, kuzguncuktan gelen engin ergonlutasi almak icin. erdonun yuzu bazen cok asik olurdu, ama neseli olunca da cok gulerdi. behic pek samsun icerdi. gamze deniz vardi, turkan soray'a benzetilirdi. lise uniformali cizerler vardi. koray nergis vardi, baris uygur, cetin kucuk son kusak kellecilerdendi. son kusak buruktu. yirtik koltuklar, eski bir macinto$ komputer, tramler. hepsi bitti. guzel dergiydi kelle, cuma sabahlari almaya kosulurdu.
son zamanlarında devamlı eskileri tekrar eden bir hale büründüyse bile almaktan vazgeçmeyi aklımdan bile geçirmediğim ender dergilerden..alper ocak'ın çay bahçesi muhabbetleri ve "bi gece daha" aklımda kalan hoş anılar kelleden...
hasbi tembeler in alt tarafında yer alan gereksiz futbol karikaturlerini bile sektirmeden okutturan bi dergiydi ama tarih oldu..
eski hikayeleri tekrar tekrar yayinlasa da kapandigi tarihe kadar tadindan hic bi sey kaybetmeyen belki de bir daha bir benzerini goremeyecegimiz ender mizah dergilerinden.
sari ve siyah disinda renk kullanmazdi. kapak esprilerine kesinlikle dikkat ederdi. olasi kapak esprilerini elden ele dolastirir, herkesin fikrini alirdi. en güzel kapakli mizah dergisiydi. birer birer döküldügünden belki çizerleri, çokça eski isle çikardi son zamanlarinda. tram'i dikkatli kullanirdi, parça tramlari asla ziyan etmedi. tramsiz kaldiginda çini mürekkebini sulandirarak "ton" atti. bazen çininin altindaki kursunkalem eskizi silmedi, yine tram taklidi yapti. boktan bir apple classic üzerinde yazilarini yazdi. çini mürekkebinin artik eski kalitesinde üretilmedigini, çamurlastigini farketti, üzüldü. biraz yakinindaki "devrim kirtasiye"den horoz amblemli tarama uçlari aldi, elindeki uçlar bozuldukça ki bu lükstü bazen, genelde ucuz açik tarama uçlari kullanirdi çünkü. öglenleri zemin kattaki yemekhanede yemek yedi, aksamlari da kumanya. kagit terlikleri icat etti. bisürü yazari, çizeri egitti. güldü hep, belki biraz da güldürebildi. çevresindekileri çokça da kendini çizdi, yazdi. sonra bir gün masa basinda bir yerlerde artik cuma günleri bayilerde olmamasi gerektigine karar verildi. ne oldugunu kendisi de anlamadi, en azindan anlayacak vakti bile olmadi..
bir dönemin efsanesi olan bu derginin hemen hemen tüm yazarlarından bahsedilmesine rağmen esgeçilen ve zannımca alper ocak'tan sonra derginin en başarılı karikatüristi olan kişi tekin dumandır..
günler geçtikçe yokluğunu hissettiren dergi. behiç pek in abartı kapakları, ikinci ve üçüncü sayfada altay kaynarın bunalım karikatürleri, çevir sayfayı cihangir günlüğü, hem de gene daha önceden okuduğun bölüm, olsun gene oku; bitirince geç 14. sayfaya, yarım sayfa kalanını oku, sonra geri dön beşinci sayfadan ergin ergönültaş ın harbi gariban hikayelerini oku, hem de iki sayfa, iki sayfa da ihtiyatsız adam ooh, hemen bi gece daha ya başla, kendini dalyan gibi diğerlerini yamuk yumuk, şişko, hırpani çizen kemal aratan a bak, (behiç pek de yakışıklı çizilirdi), bitir, arka sayfadaki sit alanına geç, alper ocakın bir hafta boyunce neler yediğini, kaç kere osurduğunu öğren, behiç peke yalakalık yaptığı şiirlerini oku, gene kağıdının bittiğini gör, sonra tekrar bi başa dön, kalan karikatürleri yazıları falan oku... tekrarların arttığını gör, aldırma, haftaya aynen devam... aah, ahh! (bkz: vefalı pişmiş kelle okuyucusu)
gazete bayiinden kafamı uzatıp, oturan iki adamın suratına baka baka, bi tane pişmiş kelle verirmisiniz dememle, adamların kahkalara boğulmasına neden olan dergi idi.
yazarlarının bir kısmının kırmızı alarmda çizmeye başladığı dergi . en azından cihangir günlüğünün müdavimleri için bile yeter. bi de gamze deniz olsaydı tam olacaktı...
3,5 yıl aralıksız okuduğum, son 3,5 yılı olduğu için sir süre kendini tekrar etmesine rağmen yılmadan aldığım dergi. bir keresinde ankara'da metropol sinemasının üzerindeki gazeteciden isteğiğim ve "hommuğa goyyun lokanta mı la bura" diye tepki aldığım dergi.