muzigin ulasabilecegi en ust nokta, saf muzik ve kalitenin yuksek basinc altinda yogunlasmasindan olusan notron yildizi kivaminda bir grup... mukemmel otesi.. tapilasi...
turkiye'ye gelirsek turk ekonomisi cokher demi$ler konser masraflarindan.. yani$ba$imizda konser verdiler(yunanistanda) ve ben orda yoktum.. adalet bu degil?
eskiden yaptiklari muzikle dunyayi degi$tireceklerine yurekten inanan, daha sonra paranin tadi ho$ gelince kendilerini bahsettikleri makinaya kaptiran, fakat hala muzik kalitesi tarti$ilmaz grup
cd teknolijisi (nasil bir seyse) ilk ciktiginda dark side of the moon un cd lerini basmak icin yeni bir fabrika kurmuslar. (sipari$ler yeti$sin diye sanirim)
klasik hikayelerden birisi; d. gilmour un turkiye ye (bodrum) tatile gelip, barin birisinde calinan wish you were here'i dinledikten sonra o oyle calinmaz boyle calinir diyerek gitari eline almasi; digeri ise yine buna benzer bir olayda bizim anadolunun bagrindan kopup gelen gitaristimizin gitarda gilmour un eline vermesi. bu ornekler satriani, hendrix, page uzerine cogaltilabilir.
anlamıyorum, yaşayamıyorum hakkı zatında sevmiyorum. genelde seveni seviyorum.aklı başında insanlar seviyor pink floyd u.ben mi aklı kıçındayım, onların mı reseptörleri daha büyük gözenekli bilemiyorum. sevenleri sebebiyle saygı duyduğum oluşum.
pink floyd u uzun uzadiya dinlemek zorunda kaldim bu 3 ay zarfinda(zorunda kaldim zira beraber calisitigim kisi paso pink floyd dinliyordu, mecbur katlaniyorduk) basta "eh be yeter!" dediysem de sonra hosuma gitti, ama rafet el roman i bile 3 ay dinlesem hosuma giderdi sanirim. laser gosterisi var idi the wall un onu da izledim, o da sahane idi, amma pink floyd butun bu karizmasini hakeden cool bir grup mu idi, kriterler otesi degerler ustu yapisi gercekten hakediyor muydu? bana oyle gelmedi... bir sarkisi var misal, adi sanirim mother, diyor ki mother should i be the president?(ya da oyle bisi diyo ezberliyemedim) buraya kafam takildi, bu insanlar ingiliz ve presidency diye bir makam yok ingiltere de, ve anlasilan basbayagi "amerikaliya satalim guzel gorunelim manasi tam otursun" diye cevirmisler sarkinin namlusunu amerikan pazarina.sanmiyorum ki bu insanlar "prime minister' ile uyumlu lirik yazmakta zorlansin...bu da ticari muzik diye bir kavrami bastan yaratip karsisina cikarilmaya calisilan pink floyd ve benzeri gruplarin da ticari kaygilar tasidigina guzel bir ornek olmus bence.ama ben rahatsiz olmuyorum bu yaklasimlardan, bence albumune para ile deger bicen herkes ticari kaygiya sahiptir,olmalidir da, "hayir onlarin oyle kaygisi yok olamaz, onlar allahin resulu "diyenlerin bir takim kompleks bazli kaygilari vardir.
pink bişey ve floyd council adında iki eski blues sanatçısının adını oluşturduğu grup. son formunu almadan önce adı "architectural abdabs" imiş.. zira elemanlar mimarlık okuyorlarmış..
pink anderson ve floyd council adlarında, syd barret'in sevdiği iki guzel jazzcı. syd bu isimleri almi$ grup ismi yapmi$ ve eski kamyonetinin arkasina yazmi$. ne kadar iyi yapmış
emerson lake and palmer ve yes ile beraber progressive rock'ın en büyük suçlusu. 70'lerdeki punkların nefret ettikleri gruplar listesinde birinciliği led zeppelin ile paylaşan gruptur. ben olaya klasik punk yaklaşımıyla bakmam, sevdiğim bi gruptur (ihanet !). "piper at the gates of dawn", "dark side of the moon", "animals" ve "wish you were here" gibi albümleri severek dinlediğim albümlerdendir.
san marco meydanına konser vermiş bir gruptur. konser verecekleri vakit civardaki hava alanlarında uçuşların iptal edilmesine neden olan gruptur. sahne olayını bitirmiş bir gruptur ki yine de yaptıkları müzik söz konusu sahne olayının gerisinde kalmamıştır. her türlü efsanenin yakıştığı gruptur. ömrü hayat içinde canlı canlı dinlenmesi-izlenmesi zaruridir.