ali ural in mektup-deneme tarzinda yazdigi kitabin adi.insan bi kitabi bitmesin diye okumak istemez mi..bu kitap ilk kez böyle bir celiski yasatti..o kadar ben ki nolur bitmesinlerle okudum her okuyusumda..bu mizikayi herkes calmali ve caldiktan sonra baskalarinin posta kutusuna birakmali..
bu sabah kuş sesleriyle uyandım. ne güzel değil mi? hayır, güzel değil! açık penceremden ok gibi dalıp yastığıma saplanan karga sesleriydi.
kuş sesleri dediğimde aklına asla karganın gelmediğini biliyorum. bu, karganın da bir kuş türü olduğunu bilmeyişinden değil, karganın türünün en önemli özelliği olan güzel bir ötüşten mahrum oluşundan elbette. yüzümü yıkarken acaba diyordum; acaba türümüzün en önemli özelliklerini taşıyor muyuz? hareketlerimiz ve sözlerimiz nerelere saplanıyor? acaba 'insan' denince hatırlanıyor muyuz?"
"posta kutusundaki mızıka unutulan mektubun kefaretidir" diye başlayan ve sevgili dost diye devam eden kısa mektuplardan oluşan bir ali ural kitabı. mektupları okurken geçmişten geleceğe doğru uzanan yazarlar, şairler ve düşünürler geçiyor önünüzden. yaptığı alıntılarla mektupları öyle bir bağlıyor ki içiniz ısınıyor, hemen elinize kalemi kaptığınız gibi bir temiz kağıt açıp önünüze dostunuza mektup yazmak geliyor içinizden delicesine.
bazı mektupların sonunda öyle bir soru soruyor ki ali ural, siz oturup düşünüyorsunuz cevabını.
bu mektuplar hiç bitmese diye yalvarıyorsunuz resmen.