nick olarak kullanmaya başladıkdan sora en sevdiğim grupun en sevdiğim şarkılarından birinde geçtiği farketiğim kelimecik..: "it's like an opium dream through your psyche it streams it relieves and believes the pain that you fought in vain oh no... please don't wave goodbye wave goodbye"**
ankarali, classic-rock calan bir grup... golgede iki, limonda bir defa calmislardir... bunun disinda okul festivallerinde bol bol boy gosterirler... besteleri ile gonlumuze taht kurmaya cabalamalari da takdir ile karsilanmaktadir...
bikaç gün önce sözlükte görünce aa dediğim, kendisi, hareketleri, muhabbeti, müzik zevki, hedesi, hödösü güzel kişi. genelde mutlu, hareketli, ama birden değişebilen, ikizler burcunun özelliklerini baya bi taşıyan, konuşkan, konudan konuya atlayan, kedisever, bi sürü bi sürü bi sürü bi sürü kitap okuyan, bir elin parmaklarından daha çok dil bilen, severek izlenen kişi.
ayar konusundakı hassaslıgıyla kendını tanıtmıs ve dunya insanı olma yolunda bi kac dile daha ihtiyacı olan, daha bismillah demeden uyumu yakaladıgımız bi insan diyor ve haftanın surprizi seciyoruz. burclara sokim sana bişey olamsın tezimiz hala gecerli o ayrı.. kendisini hak yoluna davet etmekteyim.
basçısınız hacıladığımız, murat isimli sevimli bir gitariste, okan isimli sevimli bir davulcuya, gene murat isimli kanka bir basçıya, ismini bilmediğim bir klavyeci ve bir de vokaliste sahip ankaralı grup.. 70lerden hafızamızda kalan güzel şarkıları çalarlar bunlar.. uriah heep'ten girip deep purple'dan çıkar, santana'dan girip led zeppelin'den çıkarlar.. ah bir de hammond orglarını taşısalar çalacakları zaman, tadından yenmeyecekler ya neyse.. şu an halen devam etmediklerini sanıyorum
ankara zirvesi 4'te tani$tigim bornova anadolu lisesi insani. guzel bir kadin olmasinin yaninda deli dolu, $en $akrak* halleri, bir balliya, bir izmirliye yaki$ir derecededir. ne guzel oldu, ne ho$ oldu derim.
ankara zirvesi 4te tanıdığım, tanıdığıma çoook mutlu olduğum insan. tanışmamızın ikinci dakikasında baldaş olduğumuz ortaya çıkınca duygulandık, kucaklaştık, bir anda pek bir yakın hissediverdik**. gülümsemesiyle, konuşmasıyla, güzelliğiyle, ve hatta annesiyle ne kadar da bildik, ne kadar da bizdendi. görüşmek nasip olsun, neşesi eksik olmasın derim ben de*.
üstün bir sempatiklikle yoğurulmuş sevimli kişilik. iki tane de etiketsiz* arkadaşını getirmiş, güldük eğlendik hep beraber. karşıdan yanaklarımı sıkma hareketi yaptı durdu bu hanım abla (bebek muamelesi gördük herkesin ortasında hayret birşey**). neticede pek sevdim ben bu psyche kişisini. müthiş insan.*
eksi sozluk ankara tavukcu zirvesi zirvesinde bol bol sohbet edilen sen sakrak muhabbet insani. zirve ertesi son otobus magduru olan sahsima yaptigi iyiligi heralde ne yapsam odeyemem... bir de sirin kedisi vardir bu psyche kisisinin jeff adinda, ki, kendisi kedi azmani kategoryasina girecek cinstendir.
bornova anadolu lisesi mezunu tatlı,şirin,pozitif enerjili süper bir kişi...uzun bir süre görüşemedikten sonra sözlükte karşılaştığım dünya iyisi, güzel insan...çoook özlemiştim kendisini
vampir zirvesindeki diger hem cinsim... cinsiyet birligi yapicaimiza birbirimizi oldurduk o ayri... cok konusmadi ama sicakkanli oldugu yuzunden belliydi...
aynı sokakta oturduğumuzu ve hatta her önünden geçtiğimde "kimin evi acaba? bööle kediler falan var camda." diye kendi kendime söylendiğim evin sahibi olduğunu bugün öğrendiğim ikizler kişisi...
swahilicede değişken, çozülemeyen anlanıma gelir. ristrettonun ikinci anlamını bana öğreten, mini zirveler sonunda söylenmeden bulaşıkları yıkayan, yeni gittiği eve hediye götürecek kadar kibar, bana fotomodellik yapacak kadar güzel, ilginç bir de kişidir aynı zamanda.