ks. poly vinyl chloride. bir nevi sağlam plastik şekli, zor alev alması da ayrı bir artısı, elektrik kablolarının bununla sarıp sarmalanmasında bu özelliğinin payı büyük olsa gerek.
kimlik kaplama malzemesi olarak da karşılaşılabilir.
madem edit ettik, typo düzelttik, ekleme yapıp, tarihte nasıl iki kere keşfedildiğinden de bahsedelim, gereksiz bilgi olsun. elektrikli lambalar yaygınlaşmadan önce aydınlatma için kullanılan asetilen lambaları için bol miktarda asetilen üretilip stoklanmış. elektrik üretimini daha ucuz hale getiren jeneratörler geliştikçe, daha temiz bir yöntem olan elektrikli aydınlanma tercih edilmiş, moda olmuş, stoklardaki asetilen elde patlamış. ismine şimdi bakmaya üşenirim, alman bir kimyacı 'bu asetilenlerle ne yapsam' diye düşünüp uğraşırken, asetileni en sevdiğim asit sıralamasında ilk üçte yer alan hidroklorik asitle reaksiyona sokmuş. ama hayır, poli vinil klorür elde edememiş, bu reaksiyon, yalnızca vinil klorür üretiyor. reaksiyon ürünlerini rafa kaldırmış ve orada beklerken polimerize olup pvc haline gelmiş. sonra, çalıştığı şirkette kullanacak verimli bir yer akıllarına gelmediği halde, patentlemişler. hatta yirmili, otuzlu yıllarda da patentin süresi bitmiş ve hiçbir kullanım alanı bulamamışlar. hikayenin eğlenceli yanı, bu patent süresi bittikten hemen sonra, amerika'da yine ismini bilemeyeceğim bir kimyacının pvcyi yeniden keşfetmesi. almanlardan daha cin fikirli olarak, bu su geçirmez malzemeden çok güzel duş perdesi olacağını düşünmüş ve almanya dışında patent başvurusu yapılmadığı için yeniden patentlemişler. sonra da pvcnin kapımıza, penceremize, atık su borularımıza, kimliklerimizin üzerine, elektrik kablolarımızın dışına, araba tavanlarına kadar girmesine önayak olmuşlar.
işlenmemiş olarak, beyaz, kokusuz, a) kolayca akıcı (süspansiyon pvc) ya da b) un gibi birbirine yapışan (emülsiyon pvc) beyaz toz madde.
toz pvc, arzu edilen mekanik ve termal özellikler, son kullanım alanına göre çeşitli malzemelerle karıştırılıp, "compound" denilen granül formuna getirilir ve şekillendirilir. son ürünler, fiziksel özelliklerine göre, esnek* ve sert* olmak üzere ikiye ayrılır.
çok çeşitli kullanım alanları vardır, günlük hayatımızdan tanıdığımız, pencere profilleri, pis su boruları, ayakkabı tabanı, hortum, kablo, kredi kartı, yer ve sofra muşambası, çadır bezi, sunî deri, buzdolabının contası, gıda sardığımız streç film** gibi birçok plastik malzeme pvc'dir.
zehirli olduğu hurafedir, yakılmadığı müddetçe bir zararı yoktur, yanınca klor açığa çıkar, korosif olan budur, onun dışında, reaksiyona girmemiş vcm*'den bir miktar çekinilebilir, ama o da zaten işin ekonomisi gereği eser miktardadır, çünkü vcm->pvc dönüşümünün mümkün olduğunca yüksek olması istenir. o yüzden çok açsanız ve dişleriniz sağlamsa afiyetle yiyebilirsiniz de.
berbat bir malzemedir zaman zaman maruz kaldığımız, başkalarının seçimi yüzünden kullanmak durumunda olduğumuz. doğrama olarak kullanıldığı yetmiyor, siding miding versiyonları ile çepeçevre sarıyor bizi, nefes almamıza engel oluyor sanki.. kendi pvc'mizde boğulacağız neredeyse.
konu ile ilgili olarak perihan mağden "yazarı" pek hoş bir yazı kaleme almış. link vermektense kopyala-yapıştır yöntemini izleyerek:
"artık ben siyasi oluşumlara inanmıyorum. böylesine küresel köyleşmiş bu dünyada, sınır tanımayan, hiçbir milliyetçi unsuru varlığında barındırmayan, topyekûn kapitalizmin sonsuz iştahına gem vurmaya: evet bu naçar, bu dibine dayanmış yaşlı gezegende çocuklarımızın geleceğini tehdit eden 'bırakınız yesinler' post-kapitalizmine karşı, çevreci direnişçiler! diyelim: greenpeace: benim umudum onlarda! yalnızca. geçenlerde gazetelerde dünya'nın doğal kaynaklarının üçte ikisini tükettiğimize dair haberler çıktı. kalan üçte bir'de işte ozon deliğini onaracak önlemleri almadan, tıkış tıkış, yavru fokları döve döve öldüren dünyalılar olarak (kimiz ulan biz?) enayiliğimizin marduğunun bizi (pek yakında) yerle bir edebilirliğini görmek yerine: gelsin kehanetler, gitsin marduk gezegeni, elimiz böğrümüzde masonlar bizlerle kıyamet gününe dair gizlerini paylaşacaklar mı diye bekleyerek (onlar her nevi çıkarlarını yalnızca biraderleriyle paylaşmak için kurulmuşlar) basiretsizliğimiz ve pvc pencerelerimizle, gezegenimizin sonunu bekleyelim. geçen cumartesi komşumun pvc pencerelenmesi yazım üstüne, greenpeace'ten arayıp yazılar faksladılar. ne menem vahim bir olaydır 'türkler'de pvc tutkusu' sunuveriyorum: ambalajlarda, bina pencerelerinde, ev eşyalarında, çocuk oyuncaklarında, otomobil parçalarında, inşaat ve hastane malzemelerinde ve yüzlerce farklı üründe pvc kullanılmaya başlandı. çünkü, ilk aşamada, pvc ucuz bir malzeme olarak görülüyor. ancak, ucuz ve görünüşte zararsız sanılan bir pvc boru, pvc pencere veya yumuşak vinil oyuncak için ödediğimiz bedel düşündüğümüzden çok daha fazla olmaktadır. aslında, bu çok kullanılan plastik, gezegenin ve canlıların içine işleyen zehir selinin en büyük sorumlularından birisidir. pvc hayat döngüsü boyunca -üretim, kullanım ve imha etme aşamalarında- insanları ve çevreyi zehirler. tüm plastikler insan ve çevreyi tehdit etse de, çok az tüketici pvc'nin çevreyi en fazla kirleten plastik olduğunun farkındadır. tüm pvc kullanılan alanlarda daha sağlıklı alternatifler kullanılarak ve en ileri aşamada pvc kullanımını tamamen terk ederek, insan ve çevre sağlığını koruyabiliriz. pvc çevreye en çok zarar veren plastik çeşididir. pvc'nin üretim, kullanım ve atıklarının imha edilmesi süreçleri zehirli ve klor bazlı kimyasalların çevreye yayılmasına yol açar. bu zehirli maddeler suda, havada ve besin zincirinde birikirler. sonuç: kanser dahil, ciddi sağlık sorunları, bağışıklık sisteminde hasar ve hormonal dengenin bozulmasıdır. hiç kimse pvc'nin sonuçlarından kaçamaz. hemen herkes, her yerde vücutlarında ölçülebilir düzeyde klorlu zehirler taşımaktadır. pvc tek başına neredeyse işe yaramaz olduğundan sonunda üretilmek istenen ürüne gerekli şekli verebilmek için bazı ek maddelerle birleştirilmek zorundadır. bu ek maddeler son derece toksik bazlı maddeler içermektedirler. en fazla klor kullanımı pvc üretimi sırasında olmaktadır. plastiklerin, pvc'den üretilmiş ve yiyecek maddelerini paketlemek için kullanılan şeffaf materyalden yiyeceklere karıştığı görülmüştür. çocuklar toksik ek maddeler içeren vinil oyuncaklarını ısırmaktadır. gün geçtikçe artan bilimsel kanıtlar, bu kimyasallardan birçoğunun gelişme çağındaki çocuklarda problemlere yol açtığını, doğadaki hormonal sistemleri bozduğunu, sakat doğumlara yol açtığını ve aynı zamanda kısırlık ve üreme zorluklarını artırdığını göstermektedir. pvc'nin çevre ve insan sağlığına maliyeti anlaşıldıkça, pratik alternatifler mümkün olacaktır. işçi ve çevre hareketleri şimdiden pvc alternatiflerine geçiş planları önermeye başladılar. birçok şirket ve hükümet pvc kısıtlamaları ve alternatif malzeme politikaları uyguluyor. procter and gamble, mattel ve body shop ambalaj için pvc kullanımını tamamen bıraktılar. bmw, herlitz, ikea, opel, sony-europe ve volkswagen, pvc kullanımını bırakma politikalarını açıkladılar. ingiltere ve kıta avrupası arasındaki tünel gibi büyük inşaat projeleri pvc kullanılmadan tamamlandı. pvc birçok projeler ve havacılık projelerinde kısıtlanıyor. artan talep nedeniyle, birçok ülkede pvc'siz kablo ve tıp aletleri pazarı hızla büyüyor. avrupa'da yüzlerce topluluk kamu binalarında pvc kullanımını kısıtladı. isveç parlamentosu 1995 yılında, zararlı olduğu bilinen ek maddeler ihtiva eden yumuşak ve katı pvc'nin tamamen kullanım dışı kalması için karar aldı. londra'da bir metro istasyonunda çıkan yangından sonra, londra metrosu ve ingiliz demiryolları, istasyonlarda tehlikelerinden dolayı pvc ve pvc kabloların kullanımını fiilen yasakladı. viyana, düsseldorf ve berlin gibi birçok avrupa şehrinde yeraltı taşımacılığı sistemlerinde pvc kullanılmamaktadır. geçen yıllarda düsseldorf havaalanında çıkan yangında görülen can kaybının nedeni, o bölümde kullanılmış olan pvc yapı malzemeleriydi. görülüyor ki pvc'nin tehlikeleri fark edildikçe toplum baskısı artmakta ve hükümetler pvc üretimini ve kullanımını ilk planda kısıtlama ve bertaraf etme yolunu seçmektedirler. tüm bunlara rağmen türkiye'de yetkililer hâlâ gerekli önlemleri almamaktadırlar."
mesleğim itibarı ile malzemenin yakın bir takipçisi ve mağden in yazısını da gazetede okumuş biri olarak kafamı karıştıran hususlar vardır. benim bildiğim kadarıyla pvc bazlı ürünler son 20 yılda avrupada kullanımı azalmış değil artmış ürünlerdir (özellikle yalıtım sektöründe) bunun sebebinin, alternatifi olan daha fazla petrol hammade gerektiren bitüm bazlı ürünlerdeki fiyat hareketi ve pvc nin bitümden daha iyi performans göstermesi olarak sıralanmaktadır. (tek kat 1.5 mm pvc = 2 kat en az 3 mm kalınlığında bitüm)> o da eşittir daha az hammade harcanması
pvc nin oluşturulması esnasında bazı mineral tuzlar ve klor kullanımının sözkonusu olduğu doğrudur. ancak pvc bazlı (yine izolasyon malzemesi bazında konuşuyorum) malzemenin 100% geri dönüştürülür olma özelliği vardır ki bunun bitüm malzemelerde geçerli olduğunu sanmıyorum.
son olarak düsseldorf havaalanında çıkan yangının pvc malzemeye bağlanması (hani aradan şunu da pvc ye geçireyim mantığı var gibi geldi bana orada) da bende bazı şüpheler uyandırdı, zira avrupada insana verilen değeri, avrupa birliği yangın kodunu, yapı malzemelerinin yangındaki davranışları hakkındaki hassasiyetlerini ve neticede insanların kullanacağı binaların inşasındaki hassasiyetlerini bildiğimden böyle birşeye pek ihtimal veremedim. yangının raporlarını görmeden de vermem mümkün değil. zira sanmam ki alev yaratan ve yangını kendi içinde sönümleyemeyen herhangi x malzeme bu tür bir yapıda insan hayatına mal olacak şartlar ve miktarlarda kullanılsın.
bu maddenin yer döşemeleri, kredi kartları, ambalajlama, oyuncaklar, pencere çerçeveleri, kablolar, borular, duvar kağıtları gibi çok geniş bir kullanım alanı bulunmaktadır. üretim aşamasından bertaraf aşamasına kadar pvc, sağlığa zararlı maddeler yaymakta ve zehirli atıklar yaratmaktadır. pvc dünyanın en büyük dioksin kaynaklarından biridir. dioksinler, pvc gibi klorlu organik bileşiklerin üretimi ve yakılması sonucu ortaya çıkarlar. pvc'nin imhası çok tehlikelidir. yakılması durumunda dioksin ve asitli gazlar yayar, gömülmesi (landfill) durumunda ise yeraltı su kaynaklarını tehdit eder. pvc'nin geridönüşümü de teknik ve finansal açıdan verimli değildir. hemen hemen tüm pvc ürünlerinin daha güvenli ve kullanılabilir alternatifleri mevcuttur.
20.yy de ki birçok buluş gibi trajik bir hikayesi olan madde. almanlar tarafından keşfedilmiş ancak ticarileştirilip para kazanılma kısmı abd li bilim adamı ve müteşebbislere kalmıştır. maliyetini düşürmek,mukavemet kazandırmak,kalıptan kolayca kaymasını sağlamak ve en önemlisi yapısındaki kloru ısı ve ultraviole ışın etkisiyle salmasını engellemek için birçok katkı maddesi katılır. eğer klor gazı salınırsa pvc bazlı mamul kararmaya başlar.bu katkı maddesine ısı ve uv stabilizatörü denir.stabilizatör olarak genelde kurşun!!! stearat kullanılır. dolgu maddesi olarak kalsit çok kullanılır. bir petrol türevidir fiyatı dolar ve petrol fiyatına bağlıdır. istikrarsız hammadde fiyatına ve türkiye deki kurun oynaklığına rağmen ülkemiz pvc profil imalatında avrupa dördüncüsüdür.ancak ekonomik krizler sektörü derinden etkilemektedir.ayrıyeten yapısındaki klor pvc bazlı madde aleve maruz kalırsa alevin sürmesini ve yangını engeller.yukarıda belirttiğim gibi klor salınımı ve stabilizatör olarak kullanılan kurşun zehirli ve insan sağlığı için tehlikelidir.
çocukluğumdaki ramazanları da izole eden malzeme. ben de diyordum "artık niye ramazan davulcusu uğramıyor bizim mahalleye?". meğer tokmak, çift camlı pencereyi kıramıyormuş...
poly vinyl chloride, sanılanın aksine yakılmadıgı takdirde cevreye asla zarar vermeyen, geri dönüşüm özelliği sayesinde alternatifi olan ahşap kullanımını azaltan ve milyonlarca ağacı kurtaran mucize kimyasal.
hayatımda pvc'ciler kadar reklamı seven, eline geçen hiçbir reklam yapma fırsatını kaçırmayan başka bir meslek grubu tanımadım arkadaş. misal yeni bir inşaata pvc mi döşüyorlar, şaak kocaman plastik levhada reklamını inşaatın önüne asıyor: ''bu binanın pvc'sini haydaroğulları pimapencilik olarak biz döşedik.'' bina olması da şart değil. herhangi bir apartman dairesine dahi pvc döşeseler pvc'lerden büyük reklamı takıyorlar anında. bir allahın kulu da sökmüyor o pvc reklamlarını. uydu anten gibi duruyor o levhalar.
pvc'cilerdeki bu reklama temayüllü ruh, bana onların aslında hep reklamcı olmak istediklerini ancak muvaffak olamayıp pvc işine yöneldikleri izlenimini veriyor. ''madem reklamcı olamadım, o zaman her yerde pvc markamın reklamını yaparım, kendimi tatmin ederim arkadaş'' fikrine sahipler sanki. bir de pvc'cilerin dile hakimiyetleri yok mu, bitiyorum vallahi. hepsinde birer edebiyatçı potansiyeli var. ''pimaş'', ''pervaz'', ''küpeşte'' ve zaman zaman kılıfından çıkardıkları ''rögar'' tabirlerine bitiyorum. bunları bir de cümle içinde kullanıyorlar ya, hepsi birer orhan pamuk gözümde.
muhasebe yakama yapışmasaydı tek iş yapmak isteyeceğim alan pvc sektörü olurdu. her an bir sil baştan yapıp pvc işine girebilirim. herkes işini bırakıp sanata yönelmek ister, bense pvc'ci olmak istiyorum. terlikle insanların balkonlarında, salonlarında salınmak istiyorum. öğlen yemeğinde bana pide yaptırsınlar istiyorum. yanında ayran. sonra da karpuzla üzüm. hayatın tadına varmak istiyorum.
sevmiyorum. hele ki güzelim eski evlere yapmıyorlar mı şunu, içim eriyor resmen. nasıl yakıştırıp da yapıyorlar bilmiyorum. evin penceresi demek, onun gözleri demektir. senin en güzel yerin boyası dökülmüş mavi pencerelerin diye severim eski evleri ben. siz de sevin onları, öyle kötü şeyler yapmayın