bir basın toplantısı yapılıyor... ortamın ciddiyetine bakılırsa basın toplantısı değil; yağlı güreş müsabakası. recep bey bir şey söylüyor, arkalardan alkış... gazeteciler soru soruyor, recep bey soruyu beğenmiyor. n'olacak? o kısa geçiştirme bir cevap veriyor, arkalardan alkış... ortamın ciddiyeti bir kenara adamın ciddiyeti de şüpheli. değişim nasıl açıklanabilir? değişim dediğimiz şeyin bir sınırı var mıdır? değişen kişiye ne zaman dönek denir? bir kişi aslında dönek falan olmadığı halde kendini dönek gibi göstermek isteyebilir mi? "eskiden bizim amacımız laik türkiye cumhuriyetini yıkmaktı. yıkamadığımız gibi elimize yüzümüze bulaştırdık." bu samimi bir itiraftır, takdir edilir. "yanlış yolda olduğumuzu anladık ve değiştik. şimdi laik cumhuriyete hizmet etmek istiyoruz." bu cümle, apo'nun "türkiye cumhuriyeti'nin hizmetindeyim." cümlesine benzemiyor mu? "laikliği din düşmalığı şeklinde algılayan yanlış fikirlerin karşısındayız." abicim, laiklik için bu tanımı yapan sapkınlar kimlerdi acaba bir düşün bakalım... "hem laik, hem müslüman olunmaz diyen kimdi?" eee, sen şimdi kimin karşısındasın? hafiften bir kişilik bölünmesi mi var? kişiliğinin bir parçası diğerine karşı mı çıkıyor? değişen hiçbir şey yok aslında... takiyyeci yine takiyyeci.
bu arada siyasal islamın da aslında islamla falan ilgili olmadığı çıkar çatışmalarının bir yerinden tutunmaktan ibaret olduğunu da kimse bu kadar net ortaya koyamazdı. görünen yeşil, islamın yeşili değil, paranın yeşiliymiş...
[az sonra okuyacağınız, star wars episode 2'de obi wan'ın jedi arşivlerinde kamino gezegenini bulamayıp master yoda'ya danışması sahnesine göndermede bulunan parodi, aysecikvealpella isimli sözlük yazarının "üniversitenin mail grubundaki birisi bu yumurtaları göndermem üzerine (yoktur böyle bir şey, bu sözlerin birini bile söylemiş olduğunu kanıtlayamazsın) şeklinde bir cevap verdi, sonra nette araştırdığım gazete arşivlerinde bu sözleri bulamadım, belki milli kütüphaneye gidip oradan bakmak lazım" şeklindeki bir entrysi sonucu ortaya çıkmıştır, yazarın entrysi silindiği için durumu açıklama gereği doğmuş]
"ssg: don't think… feel…be as one with the force. help you, it will. (he sees aysecikvealpella) suserlings - enough! a visitor we have. welcome him. master aysecikvealpella, meet the mighty gammaz clan.
aysecikvealpella: i'm looking for an egg described to me by an old friend. i trust him, but the egg doesn't show up on the archive newspapers.
ssg: lost an egg, master aysecikvealpella has. how embarrassing… how embarrassing. guru, the shades. an interesting puzzle. gather, suserlings, around the newsreader. clear your minds and find aysecikvealpella's wayward egg, we will.
aysecikvealpella: this is where it ought to be… but it isn't. şeriat is pulling all the tayyips in this area inward to this spot. there should be an egg here… but there isn't.
ssg: most interesting. şeriat's silhouette remains, but the tayyip and all it's eggs have disappeared. how can this be? now, suserlings, in your mind, what is the first thing you see? an answer? a thought? anyone?
suser child superjesus: because someone erased it from the archive memory.
suserlings: that's right! yes! that's what happened! someone erased it!
suser child superjesus: if the tayyip blew up, the şeriat would go away.
ssg: truly wonderful, the mind of a child is. the padawan is right. go to the center of şeriat's pull, and find your egg you will.
aysecikvealpella: but master ssg, who could have erased information from the archives? that's impossible, isn't it?
ssg: dangerous and disturbing this puzzle is. only a molla could have erased those files. but who and why, harder to answer. meditate on this, i will. may the force be with you."
bir yandan gazetelerde, "lübnan'da kadın çocuk demeden tüm sivilleri acmasızca katleden israil, kara operasyonunu genişletme kararı aldı." başlıkları varken, diğer yandan fındık üreticisinin yol kesmesine dair haberleri okuyoruz.
başbakanın emniyet müdür vekilini eleştiren açıklamaları düşüyor gazete sayfalarına: "kadın ve çocuklarla yol kapatılmış. yolun açılması talimatını ben verdim. biber gazı sıkacaksa o zaman sıkacak."
biz halk olarak pek hürmetli devlet büyüklerimizden israil'in tutumuna karşı çıkabilecek kişilikli bir dış politika beklerken tencereler karşılıklı kaynamaya devam ediyor. hangisinin dibi daha kara?
acaba diyorum... acaba, yarın-öbür gün halkın biber gazıyla da dağıtılamayacağı günler gelebilir mi? gelebilir! tarih hak arayanların kahramanlık öyküleriyle doludur. hakkını arayan halkların ateşi hak'ka(!) sığınıp su dökmekle söndürülmez. o zaman da, hak arayan insanlarımızın büyüklerimizi rahatsız etmelerini engellemek için daha etkili silahlar ve taktikler gerekebilir... olmaz olmaz dememek gerek, tepemizdekiler, hırçınlaştıkça hırçınlaşıyor, sertleştikçe sertleşiyorlar.
bizim, israil'le savunma alanında işbirliğimiz vardı. buna askeri eğitim konuları da dahildi bildiğim kadarıyla. acaba israil başbakanı, bizimkine bu kapsamda eğitim verecek midir? sivil, savunmasız halkın nasıl tarumar edilebileceğine dair taktikleri öğretecek midir?
kiminin içi boş yumurtalardır. misal fındık mitinginde yolun kapatılmasını daha acıklı hale getirmek için iki hastanın ambulansta beklerken öldüğünü de yumurtalarına eklemesine rağmen bu iki ölüm vakasınında ambulansta değil denizde boğularak gerçeği ortaya çıkmıştır, yumurtalar boş recep bey bi hoş olmuştur son zamanlarda.