1958 avustralya doğumlu olup ingilterede yaşamaktadır. bir kukla ustası iken babasının ölümü üzerine yaptığı 97 yılındaki balmumu çalışmasının üzerine 2001 de yeni çalışmalar eklenmiştir. bunlar dev boyutlardaki balmumu heykellerdir. müthiş bir renklendirmeye gerçekliğe sahiplerdir. hamile bir kadın, yeni doğum yapmış, doğurduğu bebeği hala göbek kordonu bağlı bir şekilde karnına tırmanmakta olan bir anne,ve kendi portreleri (özellikle kafasını koymuş uyuklamakta gibi gözükeni çok etkileyici olsa gerek bir de gerçek boyutları düşünüldüğünde.) sayılabilir bu yeni çalışmalar arasında. yaptığının, bu gerçek görüntüye aşırı bağlılığın hala sanat olup olmadığı tartışılan ancak 2001 in en iyileri arasına da girmeyi başarmış bir heykeltraştır.
ilk calısmalarında kendi bacagındaki kılları kullanan ancak bir süre sonra benek benek gorundugunu fark ederek buna son veren ve ardından "maalesef insanların üstü kıllarla kaplı . belli bir nokatda durmak zorundaydım" diyen herseyi kontrol etmek isteyen mukemmeliyetci avusturalyalı heykeltras.
erişebilecek bir yerde sergisi açılsa gitmeye korkacağım, reel manada yaratıcı ve tedirgin edici heykeltraş. devasa boyutlarda çalışması bir yana, muhteşem canlılıktaki eserlerin her biri ekran başında kitlenip "hassiktir ya!" nidaları atmamıza yol açmaktadır.
bana gelen bi mailde gördüğüm ve araştırdığım üzere adam tam anlamıyla muhteşem. sabancı müzesine gelse de gitsek dicem ama utopik bir istek olacak ne yazık ki.
elleriyle heykel-insan mı insan- heykel mi hangisini daha çok yaptığını keşfedemediğim, gerçekçilikte sınır tanımayan ileri düzeyde yetenekli heykeltraş.
insan olamayacağını düşündüğüm heykeltraş. çok büyük ebatta yaptığı eserlere akıl sır erdiremeyenlere yardımcı olmak için (gayet rasyonel, magic bir durum yok, panik yok) şöyle ki; önce heykelin pozunu belirlemek için fotoğraftan yararlanarak kilden bir seri küçük model yapıyor. sonra devasa metal bir çerçeve yaparak onu telle ağ gibi örüyor. ardından alçı şeritlerle kaplayıp tüm yüzeyini kille kapatıyor. daha sonra fiberglas (cam lifi) ve silikonla bir döküm alıyor. sonra boyuyor ve diğer ufak ayrıntılarla ilgileniyor.
ayrıntılarla o kadar ilgileniyor ki: (bkz: hiperrealizm)
mueck'in eserlerinin sergilendiği galeri ve müzeler, çektiği filmin senaryosunda kovalanan karakterin vitrin mankenleriyle dolu bir depoda kımıldamadan durup kendisini aramaya gelenleri atlatma sahnesinin yapmacıklığını içine sindiremeyip alternatif mekan arayan yönetmene ilaç gibi gelir. hatta, senaryoyu bir kenara itip mueck'un sergisini hikayenin merkezine mi koysam diye de sordurur.
eserlerini nasıl oluşturduğunu merak edenler, londra'daki atölyesinde çalışırken çekilmiş bir dizi fotoğrafa şu adresten erişebilir: