gökhan kırdarın imaj delisi olmadan önce yaptığı kayda değer güzel albümünün adı. adını veren şarkının sözleri ise...
henüz uyanık değil gün henüz dolmadı vaktimiz konuşmaya korkuyoruz sözler zaten gereksiz ıslak sokaklar kimsesiz yalnız sessizlik yalnız biz fırtınadan önceki sessizlik gibi sanki çabuk ol yüreğim unuttu herşeyi yalnız seni istiyor dokun bana düşünmeden çabuk sabah oluyor
ellerin sanki serseri mayın yakıyor dokundukça dünya son son hızla dönüyor sanki ellerin sarınca
ellerin sanki serseri mayın titriyorum düşündükçe eriyor içim karanlık ve sen dayanılmaz delice...
bir sayfiye yeri...sabah olmasına birkaç saat var. sabah memlekete dönülecek. kumsalda aşık olunan ya da çok etkilenilen insan ve siz...elele, gözgöze...rüzgar esiyor, saçları savuruyor...yüzünüze dokunmak istercesine elini kaldırıyor, allahım ne olur dokunsun diyorsunuz...tak! orada şarkı bitiyor. ah be gökhanım kırdarım oldu mu şimdi?
kıssadan hisse: adama fentezi kurdurur bu şarkı, o derece!
sakin bir liman, yumusak bir yatak olmaktan uzaktir bu kisi. serserisi daha kotu olamaz zaten. hareket halindeki mayini gorup kacma sansiniz varken, sabit bir mayin siz daha dizlerinizin ustunde tirnaklarinizla topragi kazip onun ne oldugunu anlamaya calisirken patlayip hayatinizi toz duman edebilir.
daha önce de söylenmiş ama içinde bir yerlerde "ıslak sokaklar" demesine rağmen vallahi de tam bir sayfiye şarkısı bu. kaçarı yok. deniz kenarı, mevsim illa ki yaz. sessizlik, bir tek dalga sesi, gün ağarmaya yakın. ne çetrefilli ne karmaşık, kendiliğinden.
kimsenin dinlemesini istemediğim şarkı. sonra haziran gecesi' nden sonra ortalık malı haline gelen yerine sevemem gibi boku çıkar. şarkıdan bıkarsınız...
şaşılık ameliyatı olmak için yattığım hastanede yatağıma uzanmışken ameliyathane kapısından adım anons ediliyor, tuvalete uğradıktan sonra içeriye alınıyorum. ameliyat masasına uzanıyorum.hemşire bir taraftan kalp elektrotlarını vücuduma yerleştirip genel anestezi için hazırlanırken bir yandan beni yatıştırmak için havadan sudan muhabbet kuruyor. daha sonra anestezi uzmanı olan hoş bir bayan geliyor.selam verdikten sonra hemen serum ve oksijen maskesi için hazırlık yapıyor. ha bu arada ameliyathanede bir radyodan müzik sesi geliyor.uzman koluma uyuşturucu iğneyi yaparken bu şarkı çalmaya başlıyor.dinlemeyeli uzun zaman olmuştu, mutlu oluyorum.ardından serum bağlanıyor.
ellerin sanki serseri mayın yakıyor dokundukça dünya son son hızla dönüyor sanki ellerin sarınca
şarkının bu nakaratı gelince kolumdan yayılan müthiş bir soğukluk ve de onun getirdiği bir ferahlık ve uyku hissi tüm vücudumu ele geçiriyor.göz kapaklarım ağırlaşıyor.gözlerimi o sırada maskeyi hazırlayan uzmanın gözlerine dikiyorum ve film orada kopuyor.