gözleriyle anlamaya çalışır önce... gözleriyle koklar, duyar ve hisseder hayatı. işte o yüzden, önce gözlerinin içine bakar insanın. ve siz de onun gözlerine bakmaktan alamazsınız kendinizi. göz göze geldiğim nadir insanlardandır ki, hep tanışıyormuşum gibi hissetmiştim ilk tanıştığım anda. omur gecirilesi, bir ömür dans edilesi, okunası, dinlenesi güzel insan .
sanat onun için herkesin birbirinden farklı anladıgından daha da farklıdır.artık olumsuzleştirmeye de baslamıs gozuyle hissettiklerini. * oyle yaşar, en guzeli yaşamını hiç çekinmeden paylaşır. gunesi cıkarır, yagmur yagdırır... denizdeki su ve onun kanı arasında bir bag vardır. o yuzden denize bakabilecegi yerde yasar. onunla yaşanacaklar insana heyecan katar, sabırsızlandırır insanı... ates bocegidir, gunes gibi hem ısı hem ışık sacar. kotu zamanları yoktur aslında. cunku her an hayallerini yaşatma gucu vardır... (bkz: bizi uzen neyse burda bitsin)
bir gun her * muzik sever onun sesiyle cosacak,ağlayacak,duygulanacak. (bkz: iddia ediyorum) ayrıca da soyle oluyor: *
-bak sana cok guzel bir sey dicem. -de bana -alo ben pedro. maria orda mısın? -?!*bana mı dedin? -ola zoi pedro esta y.. vıdı vıdı vık vık -sen sarkı soylesene -bessameeeee bessame mucoo (bkz: ankarada yaşadıgını hissetmek)
her an degisebilen bir afiş. onunden gecerken hep izlemek, gitmek, katılmak için sabırsızlanacagınız ama o anki olayı kacırmanız muhtemel hep gosterimde olan tiyatro, sinema, dans muzikal, konser, imza gunu, ne varsa beklenilen afiş. 20 gun 24 saat, tablosuna kattıgı renklere tanık olmak huzuruna eriştim. * fırca tutusu içime işledi, gözlerinden akan bir damla yaşa kıyamadım. standart bir hayattan otesini yaşadıgına inandıgım birey. ona yazılar yazmak istiyorum. aşklarını anlatmak... teşekkur etmek biraz da...
dudagıma konan bir kokusuzluk renk kazanıyor onun damagında. ne sen ne de ben aslında yokken, ve ben bir düşte kandırılırken oyunu bozma isteği akıyor gozlerinden, parca parca...
aklımdan geceni bana bir her zaman sekilde anlatmayı basarabilmis, ozlemlerimi bir de kendisi icin tatmamı saglamıs...* birinin yerine aglayıp, bogazındaki dugumu cozmek gibi yasıyor bu kucucuk duyarlıcık, kocaman yurek. borcum birikiyor ona, plaka da bir kaldırım tasında, kayakoy de bir arının iğnesiyle odeyecegim; ege kanımıza karışırken...
zirvenin * en şık insanı seciyorum kendisini. beklerdim ki cıkıp oynayalım agır caz ritmlerinde kaybolalım... o ne yaptı: el kol hareketlerimi durdurdu, ne bileyim ufacık yorumlarıma "şşt" dedi ama gozleriyle dans eyledi. opesim geliyor gozlerinden, ispanya sıcagı insan... ( beni ona benzetiyorlar, mutlu oluyorum...) *
içimdeki bitmek bilmeyen özlemlerin yakınınımda olanlarından... hatta bazen; dunyanın bir ucundan gelmiş en sevdiginiz grubun konserini, dunyanın bir ucundan gelmiş en sevdiğiniz için kaçırma karmaşası... hissettirme, duyguların farkına vardırma ustası... yaratıcı zeka urunleri tasarımcısı, gozun opüşen çiftlere kayması... yok ben ona da tesekkur edemem asla. ne yapsam olmaz... içimden gözümü hediye etmek geliyor; ama ağlayamam... iç... *
gözleri ile dokunup konuşan, ruh halinin çeteresini gözlerinde tutan, superman misali gözlerinden x isini çıkarıp, bakışlarıyla farklı dalga boylarında ruhi tarama yapan, lakin yanlış zamanda doğduğu için sürekli aşure kıvamında karışık bir kafa ile gezen güzel, renkli şahsiyet*. hatta bir alevli meyva tabagi.
babamin meslektasi pek sirin sozluk yazari. kendisiyle hala baslayamadigimiz sanat sohbetlerimiz ukte olarak durmaktadir.. rengarenk ve pasakli tulumuyla bir atolyeden digerine giderken gorecegimiz gunleri iple cekmekteyim. her sey kucucuk bir eskizle baslayacak sanki. (bkz: ilgiyle izliyoruz)
bir zirve ertesi nicklerimizin kafiyeli oluşunun yanı sıra düşüncelerimizin de kafiyeli olduğunu farkettiğim gönül insanı. mekanların hikayelerine, resimlerine önem veren duyarlı ruh. hikayesi olan mekanları severmiş o da ben gibi.
ilk kez gördüğüm biri olmasına karşın göz göze gelmekten çekinmediğim, bakan, ama bakışları ürkütmeyen; her ne kadar aksini iddia etse de sosyal fobi sahibi olduğunu düşündüğüm, saçlarını tepeden toplayınca pek bi hoş olan, binyıllardır ilk kez içimde biriyle tanışma-konuşma isteği uyandırmış insan.
dogan * (bkz: iyi ki dogdun) sonra dogarken kiçina vurulunca cikardigi melodiyi tamamlamak ugruna bir çok seyi göze alarak, gözümüze sokarak, kulak asmayarak, gülerek oynarak tamamlamaya yasayan yonga. (bkz: özledim ulan)
şarkı söyleyerk 4 saate kadar bulaşık yıkayabilen, hareketli,konuşkan,astronot ayakkabılarına sahip, iyi insan, genç hanım.selimiye çiçekçide görülmüştür. (bkz: bu kızı istiyorum)