endustri muhendisligi bolumunun en zor derslerinden biridir. gercek hayatta uygulanacak bir seyi genellikle bilgisayar ortaminda deneyip sonuclarina gore kararlar alinir. simulasyon sayesinde ya o sistem uygulanir ya da uygulanmaz. tek dogru hic bir zaman yoktur. tek bir sonuc yoktur, her denemede ayri seyler cikabilir cunku veriler random number uretilerek ortaya cikar. genellikle stokastik sistemlerdir.
deneysel veya teorik olarak elde edilmis bir takim denklemlerden yola cikarak bir sistemin degisik sartlar altinda nasil davranacagini tahmin etmeye yarayan numerik analiz yontemi. sonuclar deneyleri tutmadigi surece model yeni yeni parametreler eklenir. bu parametrelerin de gercek degerleri bilinmedigi icin kafadan atilir. rastgele parametre sayisi 10 u gectiginde isin tadi kacar. akranlarim gez ve tozar iken ben ne yapiyorum dedirtir.
zorluğu istatistik , olasılık gibi sikik mevzularla çok içli dışlı olmasından gelir.veri toplama kısmı da bayağı bi kastırır. (bkz: monte carlo yontemi)
bir bilgisayar sistem modelinin programlanmasi ile alakalidir. data structures sistemin parcalarini temsil eder. data genelde random number generator veya trace tape denen dosyalar ile yaratilir. gercege yakin bir sonuc elde edebilmek icin uzun sure calistirilmasi gerekebilir.
kullanilan yaygin softwarelerden biri promodeldir. sonsuz zevkli bir derstir ayni zamanda kendisi; genelde queueing theoryyle ugrasir, poisson process sevilen modellerin onde gelenidir.
ucak gibi deneme yanilma yontemiyle testlerin gerceklestirilemeyecegi urunlerin uretim asamasinda, urunun calısma sistemini test etmek yada modellemek, hataları onceden ongorebilmek amaciyla basvurulan yöntem
bu konuyu bilmeyen birisine simulasyon dedildiğinde ilk önce akla üç boyutlu modelleme gelmektedir. fakat endüstri mühendisi olan veya halen okuyan arkadaşlarımız bunun ne demek olduğunu çok iyi bilecektir. işin temelinde ekonomik sistemler için gelecekle ilgili öngörülerde bulunmaya çalışmak yatar. çeşitli verilerin toplanıp istatistiksel yöntemler kullanılmasıyla "gelecekte nedir, nasıl olur, ne yapılmalıdır?" sorularının cevapları aranmaya çalışılır. 60'lardan sonra bilgisiyarların gelişmesiyle bu alanda da sıçramalar yaşanmıştır. aklıma geldiği kadarıyla 80'lerin ortasında yazılan siman 3.5 ve windows ortamına uyarlanmış bir program olan arena en popüler simulasyon programlarıdır.
bir köken ya da gerçeklikten yoksun gerçeğin modeller aracılığıyla türetilmesine denir.
jean baudrillard bunu anlatırken simülasyon alegorisi olduğunu düşündüğü bir borges masalı örneğine başvurur: bir imparatorluğun haritası imparatorlukla birebir eşit bir boyuta ulaşır. imparatorluk çökünce harita da parçalanır ve çürüyerek özüne yani toprağa dönüşür.