istanbul universitesi ingiliz dili ve edebiyatini azimle bitirmeye calisarak degerlendirir zamanini.. yazin ya yaz okulunda ya da don satarken bulursunuz onu.. mahmutpasada tektir degisilmezdir.. sokak kulturunu, arka mahalle jargonunu, kahve edebiyatini iyi bilir.. paranoyanin doruklarinda yasar..her ne kadar geyikci gibi gorunse de felsefenin kralini yapar duygusalligin da mina kor.. kardestir candir.. sufer bi insandir yani..
isminden fazlaca insan bulunduğu için bilemedim ama malum 'hoca'ya agzının payını vermesiyle taktir ettiğim genç girişimci öğrenci ve sanırsam sınıf-mate
düşlerinde bir adet yeşil şövalye* tarafından laleli'deki şu bizim şatonun alman ekolünden bozma yüksek tavanlı ve de tozlu koridorlarında kovalandığına inanabileceğim, sir galahad ne kadar pür ise, zıttı olarak gayet "piç" olan ya da olabileceğine ihtimal verdiğim, saç itibariyle monty python ve shrubbery kavramlarını aklıma getiren bölümdaş, meslektaş. aber, nein, er ist nicht dadaş.
çok eglenceli ve saglam bir kardesimizdir.gönül adamidir.su siralar pek ortalarda görünmez, özletir kendini.arada bir kadiköyde rastlasiriz. (bkz: senede bir gün)
hayatima ne zaman girdigini unutacak kadar çok zaman geçmis, eskimeyen her nasilsa hep "orda" oldugunu bildigim uzay erigi (yersen) en mutsuz anlarimda yanimda biten, basimi yaslayacak bi omuz, kendimi anlatmak için bikaç kelimenin yeterli oldugu sir. bi sarapevinde hiç konusmayarak da dertlesebildigim süper yazar çizer
entelektuel birikimi ile gonullerde taht kurmus, ne olduysa bir gun uyandigimda yanibasimdan cikmis gitmis lakin her daim ozletmis suser. fener'e posta koymasa kallavi'de 'serefe' derdik elbet yine.