1960'larin ortasinda bir kac sene boyunca cikan haftalik sinema dergisi. on ve arka kapaginda renkli fotograflar kullanilirdi, gayet degisik pozlardi. turkiye'de baska ornegi var midir bilmem, derginin bir de el kadar cep versiyonu yayinlanirdi.
sözleri şu şekilde "bu dünya özelmiş bu dünya güzelmiş o da senin gibi severmiş kimin umrunda din diye kafa kesmiş ırk diye köle yapmış onu da sevdiğin allah yaratmış suçsa o'nu suçla şeytanın peşinden koşanları alkış zamanı boşuna bir olan insanları ayırıp çarpıştıran siz bir olan toprakları savaşıp karıştıran siz zincirleri bağlamış politikaya karışmış şapkasını da almış yolculuk kıyıma göz yaşları varmış insanlar ağlarmış senin gibiler çokken nasıl utanmam doğduğuma şeytanın peşinden koşanları alkış zamanı boşuna bir olan insanları ayırıp çarpıştıran siz bir olan toprakları savaşıp karıştıran siz bir olan insanları ayırıp çarpıştıran siz bir olan toprakları savaşıp karıştıran siz siz siz" olan ve "nasıl olur da yazmamış olurum ben bunu daha önce" dedikten sonra "ha tabi yazmıştım ehhe" diye hatırlamamı sağlayan; aslı'nın* en harika parçasıdır.
önceleri oğuz lehçesi dışında tüm türk lehçelerinde saygı duyulan kimselere "siz",eşit ve yaşça küçük kimselere ise "sen" denirdi.
ancak oğuz lehçesinde tam tersi olarak saygı duyulan kimselere "sen" ,yaşça küçük kimselere ise "siz" denirdi.bir ara bir değişim olmuş ama ne zaman olduğumu bilemiyorum. ancak 10yy da durum böyleydi.
tek taşını kendi alan nil hanımın 3. albümünün 3. şarkısı
bana sorsan tipsizdim yeteneksizdim ne kadınlık bilirdim tam beceriksizdim sizin bana olan aşkınız şaka mı yaptınız? beni mestettiniz hep methettiniz çok sevdiniz pişman mısınız? denediniz dost mu düşman mısınız?
farklı mıydım değildim bir de kibirliydim değişicem der değişmezdim hep aynı bendim nasıl bana bakıp şaştınız? şaka mı yaptınız? beni mi kastettiniz? hep yücelttiniz
ben sana "siz" derken; sonradan oluşması muhtemel doğası düzgün samimiyete evrilecek doğru başlangıcın peşinde olmaya; insanın başına olmadık işler açacak bir laf salatasından ise susmanın da bir derinliği olabileceğine dair imaya; edeple terbiye edilmiş ve edinilmiş jest, mimik, malumat, bilgiyi taşımanın ağırlığının yanlış anlama sonucu açabileceği gediği peşinen onarma çabasına; kesilen sözün yarattığı memnuniyetsizliğin daha derindeki hoşnutsuluklardan beslenme ihtimalini düşünerekten bunun üstesinden gelme hazırlığına; verili, hazır bir müfredata uyarak yapılan konuşmanın sıkıcılığından ziyade iletişimin, konuşmanın, yan yana olmanın ve durmanın keşfe açık yanına olan inanca; insanın tek başına akıllı ya da zeki olamayacağına dair düşüncenin altında yatan diyalojiye duyulan güvene; konuşmaya halen yaşanılan ve yaşanılanlardan başlanıldığı için pekişmesi kuvvetle ihtimal varoluşun cömert yanına olan hayranlığa; kararsız iki kişiden kararlı bir insan çıkabileceğine dair iddiaya; ciddiyetin içinde olması gereken neşeye; mantığın yanında olması elzem hisse; kibarlığın, inceliğin içtenlikten kaynaklanıyor olabileceğine dair gittikçe unutulmakta olan erdeme beslediğim hürmete; yeni tanışılan bir insanla konuşmanın önündeki en büyük engelin karşımızdaki insanın yüreğinin de yeni olduğunu unutmak olduğundan hareketle o yüreğe kelime yerleştirmenin zor olduğunu, bu zorluğu aşmanın da zaman alacağına dair düşünceye; konuşmanın eşitleyici doğası olduğuna dair inancın yarattığı sorumluluk bilincine; retoriğe, münazaraya, jargonlara, özel dillere gerek kalmadan sahicilik ve samimiyetin biçimlendirdiği bir hukukun benim nazarımda esas olduğuna hürmeten "siz" diyorum.
en herşeyden emin olduğunuzu düşündüğünüz anda o'nun ağzından duyulduğunda, emin olduğunuz tüm varsayımların kumdan kaleler gibi yıkılmasına neden olan araya ışık yılı mesafeler koyan 3 harfli kelime.
düşünün ki birileri kendilerine biz diyebiliyorlar. ve düşünün ki onlarla karşılaştığınızda sen değil siz olarak anılacaksınız. kişisel olarak ne olduğunuz değil, grup halinde düşünen o kişiler için tarif edildiğiniz sınırlar içerisinde değerlendirilecek ve onların sefil hüküm mekanızmalarında siz diye yargılanacaksınız.
"acaba abla/teyze/hanım/nine/amca/dayı/abi dersem bana kızar mı, yanlış anlar mı" düşüncesinden kurtaran hitap şeklidir. o yüzdendir ki; arkadaşlarımın ailelerine hiçbir zaman isimlerinin yanına bir ekle hitap etmemiş, hep siz demişimdir.
ben basit bir insanım iyiliğe inanıyorum ben yalnız bir insanım ve sizden korkuyorum devir sizin devriniz o kadarını bilirim yolumdan biraz çıksam aranıza girebilirim o yalan dünyanızın keyfini sürebilirim
siz kimsiniz? ama kimsiniz? karanlık gibisiniz fanisiniz birdenbire tüm renklere bürünür gibisiniz zalimsiniz
ama ben basit bir insanım aşka inanıyorum ama ben yalnız bir insanım ve sizden korkuyorum devir sizin devriniz o kadarını bilirim gözlerimi kapasam zirveye çıkabilirim o yalan dünyanızın keyfini sürebilirim
siz kimsiniz? ama kimsiniz? karanlık gibisiniz fanisiniz birdenbire tüm renklere bürünür gibisiniz zalimsiniz