something is rotten in the state of denmark


orijinal ekşi sözlük görünümüne dönmek isteyenler için tarkan'dan geliyor:
başlık içinde ara
 fb  ie8  ws 
no kitty!
  1. shakespeare tarafından 1601 yılında yazılıp da (vay be, dört yüz yıl geçmiş, halbuki daha dün gibi) hala durmaksızın alıntılanan,hamlet'in herhalde en bilinen cümlesidir bu: çürümüş bir şeyler var danimarka krallığı'nda.
    nasıl olmuştur ki, babasının hayaletiyle konuşmaya giden hamlet'in arkasından arkadaşı marcellus'un ettiği, bu gayet alelade görünümlü sözler nerede bir kokuşmuşluk, bozulmuşluk, sinsice yolunda gitmeyen bir şeyler varsa orası için kullanılan bir numaralı mazmun olmuştur? hiç belli olmuyor hayatta böyle şeyler işte.
    bakın, başka birtakım dillerdeki yaklaşık tercümelerini de aradım, buldum:
    "etwas ist faul im staate dänemark" - almanca
    "il ya quelque chose de pourri au royaume du danemark" - fransızca
    "v'è qualcosa di putrido nello stato di danimarca" - italyanca
    "algo está podrido en el estado de dinamarca" - ispanyolca
    (lacrima, 22.10.2001 21:39)
  2. hamletin en bilinen cumlesi muhtemelen to be or not to be olsa da, bu cumle de gayet kullanislidir, ayrica soylemesi de daha hostur.
    (tramell, 22.10.2001 22:27)
  3. (bkz: danimarka nin irak a savas ilan etmesi)
    (386 dx, 25.03.2003 00:54)
  4. oyunun hemen başında francesco ve bernardo'nun nöbet deği$imi sonrasında bu erlerce söylenen sözdür bu... lakin mantık kurgusunda shakespeare bunu bernardo'nun sarf ettiği "yaşasın kral!" repliğinin sonuna bağlamı$tır. paralel dü$ünüldüğünde danimarka kralı hamlet ölmü$tür, ama ülke kralsız değildir. ya$asın kral diyen bir teba neden danimarka'da kokuşmuş bir şeyler olduğundan dem vurur ki?... en fazla eski krallarına duydukları özlemden kaynaklanabilir bu. ki iki nöbetçinin de hamlet'e karşı dostane davranı$ları oyundaki bir diğer hamlet'e (horatio) besledikleri saygıdan dolayı diyebliriz ki ikisi de ya$asın kral derken eski kraldan acıyla/özlemle bahsetmekte... bu giri$ cümlesinin ileride anımsanacağı başka bir söz de hamlet'in sarf ettiği "dünya cığrından cıkmı$s; onu düzene sokmak için ne yazık ki ben doğmu$um" oluyor... böylelikle biliriz ki hamlet meseleye wittenberg kalan bir adam değildir esasen.. sadece öyle davranmaktadır. peki bu niye önemli?...

    efendim koku$mu$luğu shakespeare efendi ilk olarak iki er francesco ve bernardo'nun ağzından verir. bu iki askerin rütbesizliği pek önemlidir. zira ne bir yüzba$ıdırlar ne de daha yüksek mevkide biri.. er olmaları onların temsilen daha fazla ki$iye tekamül etmeleri manasına gelir ki bu durumda memlekette ya$ayan hemen herkesin bu sözü sarfedebildiği, bundan haberdar olduğu kısacası hemen hemen tüm halkın koku$mu$luktan rahatsızlık duyduğu ayan beyan ortadadır. eğer bir subaydan duysaydık bunu bir bürokrat endişesi, bir saray azasından duysaydık da kıskançlık diyebilirdik ama bir er... kendisi gibi on binlerce var.. hepsi biliyor hepsi "ya$asın (eski) kral" diyebilecek kadar rahat... peki ama neden ba$larındaki bu yeni kral'a ba$ kaldırmıyorlar. kötü bir i$ yaptığını biliyorlar, ba$larında olmasından ho$lanmadıklarını dillendirebiliyorlar ama kar$ı koyamamaktalar... çünkü beklentileri ba$kasından, hamlet'ten.. burada bir flashback yapalım ufak yazımıza "dunya cığrından cıkmı$; onu düzene sokmak için ne yazik ki ben doğmu$um" .. i$te hamlet'in halka cevabı bu.. ya da değil... sonuçta kar$ılarında ziyadesiyle kararsız dengede bir prens var...

    ancak daha oyunun ba$ında gelen memleketin hali ile ilgili bu sözle varılabilecek nokta bununla da kalmıyor. hamlet'in dünyayı çığrından çıkmı$ bulması ve bu dünyayı esasen beğenmeyi$i ile kendi intikamını da i$in içine katarak dü$ünürsek sözün manası hayli öte dağlara ve hatta bir ara sözünü ettiğimiz wittenberg, horatio ve fortinbras üçlüsüne varıyor tek nefeste... wittenberg, hani $u protestan devrimi için dönüm noktası sayılan alman kasabasında bulunan okul, hani $u martin luther'in 1517'de kilisenin kapisina bildiri iğneledigi memleketteki okul... her neyse, orta çağ karanlığında, üstelik "koku$mu$" bir danimarka ve aydınlama içinde bir wittenberg.. her ne kadar burada shakespeare'in bir oyununa gelsek de (zira oyunun geçtiği söylenen tarih ile wittenberg'in kururlumu arasında yakla$ık iki yüz yıl vardır. ancak oyunun yazıldığı dönemde bilinen bir yerdir.) dönemi içinde harika bir birlik sağlayarak bizi atlatır ve iki ayrı kutup çizer, bir tarafında orta çağ bir tarafında rönesans... çocukluğu ve ilk gençliği orta çağın tünellerinde, gençliği ise rönesasnta ya$ayan bir adam için kararsız olmamak kadar normal bir $ey sanıyorum olamaz. ancak sahnede bu nedenle üç hamlet vardır... ki bu kokulu söz bizim için anahtardır. memleketteki bu farkındalık olmasaydı hamlet'in kararsızlığını ya da kararını sıradan bir iyi niyet olarak algılardık.. hatta pardon kararını anlayamazdık.. kararı nedir?.. iktidarı seçmemek... nu koku$mu$luğa iktidar olamamak... öyleyse neden üç hamlet olduğu kanısını da açıklamak lazım...

    fortinbras zaman zaman kar$ımıza çıkar hatta hamlet'e yolda rastlar ve hamlet onu gıptayla izler. fortinbras da tıpkı hamlet gibi aldatılmı$ bir babanın oğludur ve basiretsiz bir amcaya sahiptir. ama o kararını vermi$tir. gözünü kan bürümü$ bir orata çağ prensi olarak "saava$arak" elsinore'a kadar gelir, istediğini alır. hamlet bu açıdan zaman zaman cesur dvranı$larda bulunsa ve bun usürekli söze dökse de hiçbir zaman fortin bras gibi olamaz... öyleyse fortin bras için diyebilirz ki koku$mu$luğa son verecek olan hamlet'in wittenberg'den arındırılmı$ halidir fortinbras... peki ya horatio.. o tam bir rönesans insanıdır. farkındalığı olan ve o dönem insanının "bilmek zorundayım" düsturuyla ya$ayan bir adam... orta çağdan çok uzakta bir adam.. hamlet'in asla beceremediği bir $eyi beceren biri.. yani hamlet'in rönesans kanadı... öyleyse denilebilir ki fortinbras artı horatio e$ittir: hamlet...
    taa ilk cümlesiyle bu denli spoiler üreten bir ba$ka oyunun da olmadığını ispat eden modern tragedyanın ba$langıcı bir cümle bu aynı zamanda... shakespeare'in bir kumpanya yazarı olduğu dü$ünüldüğünde pratik zeka ürünü diyesi geliyor insanın aklına... e edwin thomas booth'ları da* hamlet'e saklamak gerek.. tüm oyunluk bir cümle de değil bu.. ama $unu söylenebilir ki bu cümlenin ucunun dokunmadığı hamlet karakteri yoktur...
    (lem, 12.07.2003 03:05 ~ 03:09)
  5. (bkz: lars von trier)
    (ventolin, 19.12.2005 04:48)
  6. hz. peygamber'e hakaret içeren karikatürlerin yayınlanmasının ardından aklıma düşen, shakespeare'in benden önce davranıp söylediği cümle. ne diyeyim, hay aklınla bin yaşa!
    (arap saati, 19.02.2006 01:56 ~ 02:39)
  7. (bkz: çürüyen bir şey var danimarka krallığında)
    (divina, 08.10.2006 14:17)
  8. memleketin hali ne olacak, bu memleket adam olmaz demenin okumus halidir.
    (fil, 13.12.2006 23:59 ~ 14.12.2006 00:02)
  9. (bkz: and hamlet will take out the trash)
    (olmaya devlet cihanda, 24.04.2009 01:57)



copyright © 1999-2012 sourtimes entertainment