gunesin yaz tazesi ışıklarının yerini kış kaçkını ışınlara bırakma sürecidir sonbahar. doğanın içinde kalan son enerji kırıntılarını alevden bir katmanla üstüne çekip hafif hafif yanlamaya başladığı zamandır. haberler bitsin, kalkıp bir çay koyacaktır. göçmen kuşlar öndekinin kanat seslerinin rüzgarında güneye yönelmişken,eve giren kestane kokusudur. dur şu film de bitsin kalkıp yerine yatacaktır. ve bir türlü bitmeyen sinir bozucu bir yazın sonunda gelememişse hala bir kente, her taşın altında, her kuşun kanadında, her akşam rüzgarında aranan, özlenen, beklenen bir hayal tortusudur. gece haberlerinden sonra kesin yatağa geçecektir. hüznün canyoldaşı, aylaklığın birinci şartı, dinginliğin başkentidir. bir süredir kanepede yanladığı gibi kalmaktadır. başkentin sonbaharı her parkta bir ayrı güzeldir.
sonbahar bir şiir okuma mevsimi değildir, yazılmış şiirleri anlama ve onların içindeki sırların anlamına erme zamanıdır. sonbahar, trenlerle yolculuk ederken, pencereden akıp giden ağaçlara bakıp zamanın ne kadar hızlı geçtiğini anlamanın tadıdır.. sonbahar renkli yaz düşlerinin, açık pencereden içeri sızan seslerin, vıcık vıcık müziklerin, bahçede oynayan çocuk seslerinin yavaş yavaş tükenmesi ve yerlerini huzurlu bir sessizliğe, hüzünlü bir iç dengesizliğe terketmesi mevsimidir. sonbahar geri gelen geceler, geceler boyu sessizlikler, naif müzikler, ölümü düşünmeler, aşkı özlemeler demektir. sonbahar şehrin gri duvarlarının ardında yeni sözcükler keşfetmek için yelken direği kırılmış eski tanıdık bir kadırga ile sefere çıkılan bir yolculuğun değişmez hikayesidir.
nedense sadece sonbahar-kış aylarında entry girilen mevsim...oysa sonbahar en gerçek mevsimdir...yazın güneşinden kamaşmış gözler, şimdi daha rahat bakarlar dünyaya...yaz aşkının geçiciliği ortaya çıkar...ve bir daha sırtlar kendisini insan...yola çıkmak, fotograf çekmek için en güzel mevsimdir...
gaia nin bir gununun daha bitisinin habercisi . yazin yasadigi heyecani yavas yavas bir kenara biraktigi ve de inceden dinlenmeye dogru cekildigi mevsim. dogada en guzel renklerin bir araya gelebildigi mevsim. yine gaia nin en guzel ve en duygusal gozyaslarini doktugu mevsim.
insanoglunun icine kapanmaya basladigi mevsim. kalin giysiler cikar, insanlar islerine , okullarina gitmeye baslarlar , sokaklar hizli hizli yuruyen ve sadece onune bakan , cocuklarinin ellerinden siki siki tutan bir suru insanla dolar, artik aksamlari da tatsizlasir ve sokaklarda tek tuk birileri gorulmeye baslar. ama bir yandan da uykuya dalmadan once gaia bize en guzel giysilerini kusanir, sanki kendisi uyumadan ve biz uyanmadan once son bir guzel ruya gostermek ister gibi.
okulların açıldığı döneme denk geldiğinden tadı çıkarılamayan ve güzelliklerinin farkına varılamayan şarap mevsimi. ayrıca en bi ilham veren mevsimdir bu (bkz: eylül)
ilkbahar doğanın en güzel renklerine, en canlı bitkilerine bezenir doğanın, gözalıcı makyaj yapmış bir kadın gibidir. yaz ise güneşin ısıtan sıcaklığı ve denizin ferahlatan serinliği ile bağrına basar insanı.
sonbaharo sevmek ise yeatsin anlattığı kadını sevmek gibidir;
kimbilir kac kisi seni sevdi kac kisi guzelligini sevdi belki gercek askla, belki degil ama bir tek kisi senin ruhunu sevdi bir tek kisi degişen yüzündeki hüznü sevdi
doğanın çıplak halidir sonbahar. ağaçların makyajı silinir yapraklar düşer, gökyüzünün ışığı gider yağmurlar düşer. artık doğanın iskeleti vardır sadece gözönünde. ilkbaharı ve yazı sevmek binlercesinin kapıldığı güzelliği sevmektir, sohbaharı ise sadece sevmek yetmez. ya aşık olursun yada olmazsın. dünyanın iskeletine ve değişen yüzünde ki hüzne kapılmakla başlar herşey.
" sonbahar -ki acının değişmez dipnotudur- sesinin solgun göğünde küçük bir yıldızla bir harfi tutuşturur. savrulur her yana kavruk kelimelerle, yüreğini acıyla buruşturur. bakışının pasıyla zırhlanan dünya, binlerce pıtrak yapıştırır yüzünün kumaşına sonbahar-ki doyumsuz bir aşkın sonudur."