"fatih teki iş bankasında böylesi ancak filmlerde olur dedirtecek cinsten bir soygun yaşandı. 18 yıllık veznedar levent şenocak , emekli olmayı hak edince, hain bir plan yaptı. şenocak , bankaya para yatırmaya gelen tanıdık esnafın paralarını, sistem bozuk. sonra hesaplara geçerim gibi bahanelerle kendi hesabına aktardı. böylece 1 milyon ytl `lik vurgun yaptı. şenocak , vurgunu yaptıktan sonra kayıplara karıştı. bmw x5 `le geziyor hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkarılan şenocak ın en son antalyada bmw x5 ciple göründüğü belirlendi. polisin her yerde aradığı şenocak , vurgunun ardından akılalmaz bir eyleme daha imza attı. şenocak , emekli ikramiyesini almak için avukatını banka şubesine gönderdi. avukat, müvekkilinin haklarını korumaya çalışırken, polis de türkiye `nin her köşesinde onu arıyor."
en kötüsü kalp soygunudur. bir insan tarafından kalbiniz çalınır ve kalbi geri almak için peşinden koşarken yorulursunuz. geri alamazsınız. zor bir durum. hakkınızı hukuki yollarla aramanız yersizdir. allah kurtarsın.
insanın başına gelmeden vehametini anlayamadığı olay. şöyle ki; ev arkadaşıyla beraber, evin yakınındaki markete gitmiş, alışverişi bitirmek üzereydik. arkadaşım raflarda bir şeye bakarken ben kasaya yöneldim. o sırada, kasadaki kadının yanına eğilmiş, sadece gözleri gözüken -maskeli- ve kadına "kasayı aç." diyen adamı fark ettim. kadın bir an bağıracak gibi olduysa da, adamın kadının sırtına dayadığı ve silah olması çok muhtemel şeyin de etkisiyle kadın bağıramadı. adam hızla kasadan paraları toplarken, ben yavaş yavaş geri geri arkadaşımın yanına döndüm. aslında o ana kadar soğuk kanlıydım ama adamın paraları aldıktan sonra dışarıya çıkacağı yerde marketin içine yönelmesi beni endişelendirdi. yanına gittiğim arkadaşıma "gökçe, marketi soyuyorlar." dedim, o bir anlığına bana inanmasa da adamı görünce inandı. adam kasaların oradayken, biz geri geri marketin arkasına doğru yürüdük. marketin arka tarafında, hiç bir şeyden haberi olmayan insanlar alışverişe devam ediyorlardı. biz ise olduğumuz yerde kalmış, acaba ne yapsak, adam gitti mi endişeleriyle beklemeye başladık. bir süre sonra adamın gittiğine kanaat getirince kasalara geri döndük. insanlar alışverişlerine devam etmekte ama bir yandan da suratları korku içinde birbirlerine bakmaktaydılar. o esnada polis geldi zaten, kasiyerlerden adamın eşkalini alırken dışarıdaki polis arkadaşını çağırdı, başka bir yerde daha soygun oluyormuş, büyük ihtimalle aynı adamdı...
biz ise, daha yeni geldiğimiz ve alışma aşamasında biri silahlı, biri kapkaç biri de bisikletimizin çalınmasını içeren 3 adet soygun yaşadığımız / gördüğümüz ve zaten sevmemeye hazır olduğumuz milano'ya saydıra saydıra ve sokaklardan soyguncunun çıkabileceği tedirginliğiyle eve döndük.